MisAfiR KaLeM{LeR}

EVET {eşittir} HAYIR {mıdır} ?

“Birine evet dediğimiz anda bütün dünyaya da hayır mı diyoruz acaba?”

{Ekim ’06 MisAfiR KaLeM Yazısıdır}

Ruh Eşim’e…

Kızgın bir yaz güneşinin kavurduğu kumsal karşılaştırır “EVET”le bizleri kimi zaman, kimi zaman bir asansör loşluğunda karşına çıkar hayatın gerçek renkleri tüm çıplaklığıyla. Soluğun kesilir sanırsın (sıcaktan yada korkudan); kesilir de nitekim. Uyku hiç tanımadığın yabancı olur yatağında, yorgan düşmanın. “Yüreğime düştüğün an koptu fırtınalar, anladım okyanuslarımın rüzgarı sensin”lerle başlayan yazılar doldurur elinin değdiği her kağıdı ve her kağıt asılır gözünün değdiği her bir kareye.

Geçiyor diye yas tuttuğumuz zamanın geçmeyişi bir başka yaralar insanı “O”nsuz. Dünyayı kurtaracak yalanlar söylersin iste(me)yerek bir dakika evet bir dakika kaybolabilmek için o ölüp de gömülesi gözlerin parlaklığında. Ve yalanlara inanıl(maz)ır, karşılaşırsın sıradan bir sonbahar akşamında sıradan bir kafenin soğuk ahşap taburesinde. Tavlaya atılan zarlar bahanedir ellerin birbirine değmesine. Soğuktan titreyen bedenleri yerinden kaldırmaya yetmez saatin dünya rekoruna koşarcasına geçiyor olması. Ayrılık saati hiç gelmez. Nasıl ayrılırsın ki soluduğun havaya O’nun nefesinin karıştığını düşünerek nefes alırken. AYRILAMAZSIN…

Ahmet TELLİ’nin dizeleri gözyaşlarının açtığı yoldan akıp gelir bir bir “Anısı biz olalım bu şehrin / Öpüşmediğimiz tek saçak altı kalmasın.” Ve dudağın değdiğinde dişi dudaklara hissedersin Kürşat BAŞAR’ın dediğini; “O’nu öptüğünde salıncakta sallanıyor gibi hissediyorsan AŞIKSIN ” demektir.Ve sallanırsın …

Sanırım hayatta bir kere insan yaşananlara ve yaşanacaklara müdehale etmiyor (doğrusu etmek istemiyor). Ve etmiyorsun da. Zaman aynı umursamazlıkla akıp gidiyor ve sen sadece giden güne bakakalıyorsun. Yine gidecek bir günün sabahında uyanıyorsun “evet” demeye. Tuhaf elbiselerle oturulan bir çift sandalyede çıkıyor ağzından sihirli kelime. “Seninle bir ömre EVET, bir ömre EVET!” Yarının neler getireceğini düşünmeden (düşünmeyi hiç istemeden) çıkılan bu yolda yürümek ne güzel seninle!

2006 Ekim Ay’ı Misafir Kalem’i Murat TORUN, Kuşadası’nda yaşıyor. 1981 doğumlu ve İzmir’de bir devlet hastahanesinde sağlık memuru olarak çalışıyor.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın