Alçakdam Yokuşundaki ‘Duvar’ın Bana Fark Ettirdikleri

Öğle yemeklerinden sonra çoğunlukla Cihangir'in ara sokaklarında kısa bir yürüyüşe çıkarım. Yine o yürüyüşlerden birinde önünden geçtiğim kafenin yan duvarındaki bu çalışma dikkatimi çekti. 'Boş bir duvar' deyip öylece bırakılmamıştı. Her kim ise hayal gücünü, sanatını ya da kişisel zevkini o boş duvara yansıtmıştı. Sonra fotoğrafını çekip "Bildiğin duvar... Beyoğlu Cihangir'deki Alçakdam Yokuşu'nda bir kafenin … Alçakdam Yokuşundaki ‘Duvar’ın Bana Fark Ettirdikleri yazısını okumaya devam et

Emine Ninemizi Kaybettik

Emine Ninem... Duydum ki kuş gibi hafiflemişsin. 103 yıllık hayatını sonlandırıp rahatlamışsın. Son kez o pamuk ellerinden öpemeden hep çok istediğin ölümün kucağına kendini teslim etmişsin.  Son nefesini vereli 17 gün olmuş. Torunun dayıma, dayım anneme söylemiş; annem de bugün telefonda verdi haberini. Gurbette ölüm haberi almanın ağırlığını bir kenara bırakıp kavuştuğun hafiflik için önce oturup … Emine Ninemizi Kaybettik yazısını okumaya devam et

Ahbap

Top yok, tüfek yok, düşman yok, ateş yok. Oysa çok büyük bir savaş var kendi evrenimde, içimde. Olmayınca bu saydıklarım, içimdeki savaşı hangi cümlelere döküp hangi müttefiklere izah edebilirim ki? Dört nala koşarken {ki hiçbir zaman gönlüm tam anlamıyla rahat yol alamadı şu hayatta} yine tökezleyip düştüğüm bir andayım. Birinden birini tercih etmek zorunda bırakıldığım ve … Ahbap yazısını okumaya devam et

Röportaj mı Söyleşi mi? En Güzel Cevap: Yaşar Kemal

instagram'evreni (@instagramevreni) tarafından paylaşılan bir fotoğraf (7 Mar 2015, 13:10 PST) Yaşar Kemal'in aziz hatırasına... Hemen bültenlere ve sosyal medyaya baktığımızda Attila İlhan'ın ardından oluşan “an gelir Attila İlhan ölür” korosunun bir benzerinin oluştuğunu gördük, maalesef. Okuyan okumayan hemen herkes başta “Demirciler Çarşısı Cinayeti” romanının giriş cümlesi”o iyi insanlar o güzel alara binip çekip gittiler...” … Röportaj mı Söyleşi mi? En Güzel Cevap: Yaşar Kemal yazısını okumaya devam et

Oğuz Atay’la Yapılan İlk Blog Söyleşisi

Ölümünün üzerinden 38 yıl geçti. Daha ilk romanı Tutunamayanlar ile 1970 yılı TRT Roman Ödülü'nü kazanan Oğuz Atay, sonraki romanlarında da kaleminin ustalığını konuşturdu. Postmodernist romanın Türk edebiyatındaki ilk örneklerini veren Atay'ın İletişim Yayınlarından çıkan Günlük'leri de oldukça ses getirdi. Söz konusu 'günlük' olunca bir e-günlük yazarı olarak edebiyatın dev ismi Oğuz Atay'la bir söyleşi … Oğuz Atay’la Yapılan İlk Blog Söyleşisi yazısını okumaya devam et

Bütün Savaşım Amatör Kalabilmek için

İnsanın en büyük savaşı yine insanla... birbiriyle... kendiyle! Merdivenleri koşar adımlarla çıkan insanların arkasından hep derin bir sükûnetle baktım. Sakin bir hayat, sessiz bir dünya aradım. Bütün savaşım amatör kalabilmek o ruhu yitirmemek için. Bir yazımda 'Kibir zehirlenmesi yaşıyorum' demiştim; çaldığım her kapıda karşıma kibri ve bencilliğiyle dikildikçe insanlar, ben kendi kibrim ve bencilliğimle yüzleştim. … Bütün Savaşım Amatör Kalabilmek için yazısını okumaya devam et

Ziyanı Yok

Nasıl ki gittikçe küçülerek ışığı zayıflayan mumu, sönmemesi için en hafif bir rüzgardan bile koruruz; içimde gittikçe zayıflayan kendi ışığımı da en küçük bir huzursuzluktan koruma telaşına düştüm. Yaş 35'e doğru hızla yaklaşırken gönlümü yoran, huzurumu kaçıran durumlar karşısındaki sabrımın da azaldığını hissediyorum. Kibri, sinsiliği, adı konulmamış ast - üst ayrımını hemen fark ediyorum; bu … Ziyanı Yok yazısını okumaya devam et