e-günlük

Fulin Arıkan: Konuşma kişisel bir şovdur

fulin arıkan

Sahneye kendimi tanıtmak için çıktığımda ‘Yüzün bana tanıdık geldi’ deyince ‘Sizin de yüzünüz bana tanıdık geliyor’ dedim gülerek ;) Ben heyecanımı yatıştırmak adına latifeyle karışık bir karşılık vermeye çalışmıştım çünkü karşımdaki TRT’nin ünlü spikerlerinden Fulin Arıkan‘dı. Televizyonla az çok ilgisi olan hemen herkesin mutlaka görüp bildiği bir ekran yüzüydü kendisi.

Bizim bu ‘simalarımızın birbirimize tanıdık gelmesi’ mevzusu kendimle ilgili detaylara girdikçe biraz daha gün yüzüne çıktı. Aydınlı olduğumu söyleyince bir şaşkınlık nidası çıktı Fulin Hanım’dan; ‘Ben de!’ dedi. Aydın Lisesi mezunu olduğumu söylediğimde de aynı şaşkınlığı bu kez ikimiz birden yaşadık; çünkü kendisi de Aydın Lisesi mezunuydu. Aynı şehrin içinde hatta aynı lisenin bahçesinde karşılaşmamız elbette pek mümkün değildi ancak Fulin Hanım’la hem hemşehri olduğumuzu hem de mezuniyetimizin aynı liseden olduğunu öğrenmekten büyük mutluluk duydum.

Öncelikle bizi tek tek sahneye alıp tanımak isteyen Fulin Hanım, üç saatlik keyifli ve verimli dersinin sonunda hepimizle ilgili izlenimlerini paylaştı. Beden dilimizi nasıl daha doğru kullanmamız gerektiğiyle ilgili bilgilerini bizimle paylaşmadan önce hepimizi sahnede gözlemlemiş, beden dilimizle ilgili notlar tutmuş; tabiri caizse bizi beklemediğimiz bir anda avlamıştı.

Konuşurken kullandığım jest ve mimiklerimle ilgili genel anlamda olumlu değerlendirmelerde bulundu Fulin Hanım; (sürekli şikayet ettiğim) S’lerimle ilgili kendisini rahatsız eden herhangi bir telaffuzda bulunmadığımı da belirtti. Ona göre eğitim sürecime spikerlik – sunuculuk eğitimi alarak devam etmeliydim. Diksiyon eğitimlerinin doğal sürecinin spikerlik – sunuculuk eğitimleriyle tamamlandığını; eğer istersem daha sonra oyunculuk veya dublaj – seslendirme eğitimlerine devam edebileceğimi belirtti. Kaan Hocanın bana oyunculuğu tavsiye etmesiyle kafam karışmıştı ama Fulin Hanım’ın önerileri kafama daha çok yattı. Çünkü spikerlik – sunuculuk derslerinde daha çok farklı metinler üzerinde okuma / seslendirme çalışmaları yapılıyordu ve bu çalışmalar hem blogum hem de işimle ilgili projelerle daha çok örtüşüyordu.

Fulin Arıkan, son derece zarif bir insan. Dersin başından sonuna kadar kibar ve güler yüzlüydü; tecrübelerini aktardığı üç saat nasıl geçti anlamadık. Bizimle sadece bilgilerini paylaşmadı, hepimize yeni bir vizyon da kazandırdı. Ankara’da yaşadığı için eğitimlerin büyük çoğunluğunu orada veren Fulin Hanım’ın İstanbul’a gelerek dersimize girmesi bizim için büyük bir kazanç oldu.

Fulin Arıkan’ın paylaşımları sırasında tuttuğum notlardan bazılarını maddeler halinde özetlersem:

  • İnsanlarla tanıştığınız anda veya iş görüşmesinde insanların sizinle ilk izlenimi son izlenim olabilir. Günlük hayatta ikinci, üçüncü bir şansınız belki olabilir ama profesyonel hayatta çoğu zaman ikinci bir şansınız olmayabilir. Bu sebeple tanışmalarda / görüşmelerde ilk 30 saniye çok önemlidir.
  • İnsanlar duyduklarından çok gördüklerine inanır.
  • İletişimin % 93’ü söz dışı unsurlardan (Beden dili %55, ses %38, söz %7) oluşur. Bundan dolayı etkili iletişimde beden dili ve ses son derece belirleyici.
  • Ruhunuz ne yaşarsa bedeniniz de onu gösterir. İçinizi düzeltmeden bedeninizi düzeltemezsiniz. İnsanın bedenini toparlaması için önce ruhunu toparlaması gerekir.
  • Profesyonel hayattaki tanışmalarda samimiyet aranmaktadır. Bu açıdan içten bir gülümseme çok önemlidir.
  • İletişimde as’lolan şey kolay anlaşılır olmaktır. Karşı tarafı yormamalı.
  • Tokalaşma güven duygusunun teminatıdır.
  • Duruş, Türk milletinin çok ihmal ettiği bir durum. Hep eciş bücüş duruyoruz. İyi duruşun boyla endamla hiç alakası yoktur. Örneğin Atatürk.
  • Konuşma, kişisel bir şovdur.
  • Dinleyenin anlatana en büyük iltifatıdır göz teması kurmak. Söz göze söylenir, iletişimin özü budur.
  • Sizi, profesyonel hayatta küçük detaylar ön plana çıkaracaktır.
  • Profesyonel hayatta hepimiz birer ürünüz. Kendi pazarlamamızı kendimiz yapıyoruz.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

4 Yorumlar

  • Yanıtla cem kazan 30 Ağustos 2015 at 19:50

    Merhaba Evren. Arkadaslarina katılıyorum. Daha fazla yazmalisin. Takip ettigim iki uc blogdan birisin. Sen bolca yaz biz de bolca okuyalim :) Bu arada notlardan Profesyonel hayatta hepimiz birer ürünüz. Kendi pazarlamamızı kendimiz yapıyoruz notu beni carpti. Hic bu acidan bakmamistim. Fulin Arikan’la nasil karsilasmamissiniz o da ayri bi konu:)

    • Yanıtla e-vren günlüğü 30 Ağustos 2015 at 19:57

      Cem, “Hepimiz bir ürünüz, kendimizi iyi pazarlamalıyız” benzeri ifadeler ilk etapta kulağa sevimsiz gelebiliyor ancak asıl anlatılmak istenen “başka kelimeler kullanılarak” bizlere farklı şekillerde zaten söyleniyor. Fulin Arıkan da günümüz kapitalist düzende / rekabet dolu dünyada bireylerin getirildiği noktayı bu cümlelerle direkt özetlemiş oldu. Daha çok yazmaya gayret ediyorum, düşüncelerini paylaştığın için teşekkür ederim.

  • Yanıtla Çağrı KONYALI 27 Ağustos 2015 at 11:58

    İstanbul’da olmanın güzel yanlarından birisi de bu tür etkinliklerin olması. Hem de olabildiğince çok. Bizim bu taraflarda bu yönden çok eksiklik yaşıyoruz.

    • Yanıtla e-vren günlüğü 28 Ağustos 2015 at 12:38

      Kesinlikle bu konuda haklısın Çağrı ancak ben Aydın’dayken mesafe ve zaman sorunları olmadığı için daha faaldim; bu bloga da yansıyordu, daha çok yazı yazabiliyordum. Hatta bazı arkadaşlarım İstanbul’a taşındıktan sonra blogda daha aktif olacacağımı zannettiklerini fakat hayal kırıklığına uğradıklarını belirtmişti. Sadece iki şehir arasındaki yaşantımın ve ‘faal’iyetlerimin içeriği değişmiş olabilir. Seni de bekliyoruz bu şehre ;)

    Bir Cevap Yazın