e-günlük

Yediririm O Fotoğrafları Size

Çiğdem‘e MisAfir KaLeM olmayı teklif ettiğimde, hatta kendisine yazısının yayınlanacağı günü söylediğimde 17 Ağustos depreminin yıl dönümü hiç aklımda değildi. Öyle bile olsa asla kendisinden gündeme uygun bir yazı yazması ricasında bulunmazdım. e-vren günlüğü’nün bu ayki MisAfiR KaLeMi konusunda ne kadar doğru bir insana teklif sunduğumu “Ceset Torbasından 3G’ye Geciş” elime ulaşınca görmüş oldum. Akıcı ve içten anlatımıyla e-vren günlüğü’ne yeni bir soluk katan Çiğdem’e bir kere de buradan teşekkür ediyorum; e-vren dünyası’na hoş geldi :)

Peyami Safa‘nın ilk romanı olan Sözde Kızlar‘ı bitirdim. Kurtuluş Savaşı yıllarında işgal edilen Manisa’dan İstanbul’a kaçıp Yunanlıların kaçırdığı babasının izini süren Mebrure’ye hayran kaldım. İstanbul’daki akrabalarına sığınan Mebrure vasıtasıyla o dönemim  lüks hayat özentili, zevk-sefa maksatlı ilişkiler yaşayan sözde kızlarını tanıyor; hala günümüzde öylelerinin var olduğuna kanaat getiriyoruz :) Sıkılmadan okuyacağınız çok sıcak bir roman, tavsiye ederim.

Özdemir ASAF‘ın  toplu şiirlerinin yer aldığı YKY’den çıkan Çiçek Senfonisi ille de kütüphanemde yer almalı dediğim bir kitaptı. Büyük bir heyecanla satın almıştım ve aylarca sırasını bekledi. Sözde Kızlar’la aynı gün okumaya başladım, sindire sindire de okuyorum. Oktay Rifat‘ın biraz ağır ilerleyen Danaburnu romanı var şu an elimde. Otuzuncu sayfadayım, bitince güzel şeyler yazabilirim hakkında inşallah…

Pazartesi öğleden sonra Şahnalı köyüne gitim. Benim karizmatik efem nihayet evine dönebilmişti. Ramazan da Denizli’den gelmişti. Her zamanki gibi evin çatısında oturduk, bol bol güldük. Gülmekten karnımı çatlatacak fıkralar, espriler, gecenin zifiri karanlığında, köpek havlamaları ve zeytinliklerin arasında dolanan el feneri ışıklarının ürpertisi içinde sabaha karşı anca uyuyabildik. Sayko diye bir oyun öğrendim, herkesin bildiği oyunda ebe olmak iğrenç bir duyguydu :) Hayatta yalnızca 1 defa oynanan bu oyunu çözmem 15 dakikamı almış, pek zekiyim :)

Dün de erkenden kahvaltımızı yapıp Ali Rıza ve Ramazan’la Aydın’a gelip, orada ayrıldık. Salı günümün akşamüzerine kadar kısmını flickr hesabıma ayırdım. Kontak listemi düzenledim; kontak listemde yer alanların fotoğraflarını baştan sonra inceleyip favorilerimi işaretledim. Sonra yeni wordpress eklentileri ile bloguma bir iki yeni özellik ekledim.

Akşamüzeri Eşref geldi yeğeni Ömer‘le birlikte. Bol bol yürüdük, Denizlili Ömer’e Aydın’ı şirin göstermeye çalıştık; hatta kendisinden Aydın’ın havası ne kadar temiz beğenisi aldık :) Duyduğuma göre sadece Aydın’a has bir şey olan kar helvasını da Ömer’e ilk kez yedirdik :)

çe.kim: hay.dar doğ.ra.ma.cı

Son dönemde sanaldan edindiğim birkaç arkadaş “sözleşmişçesine” hadlerini aşmaya kalktılar, hatta aştılar.  Birileri anlamıyor ya da anlamak istemiyor;

[important color=red title=”bu blog”]bugün senin bilgisayarında erişebildiğin bir sayfa olabilir ama nihayetinde gün gelecek sadece benim arşivimde yer alan bir anıdan ibaret kalacak.[/important]

Çekildiğim fotoğrafların kötülüğü, iğrençliği ya da bana yakışmayanından kime ne? Sözünü verip sözünden dönen, bir anda ulaşılamayan olan, sonra da son dakika zır zır arayanlarla; alenen kişilikler olmamıza rağmen ay aman sevgilim de olsun, olur da beni yersinizşapşallığını sezdirenlere, güven üstüne güven duyup eline anahtarını sunduğun koca dünyadan çocukça ilanlarda bulunan, yaptığın ufacık bir şakayla her şeyi ters yüz edip arkadaşlarına saldıran insanlardan u-za-ğım artık.

[important color=red title=””]Kimlerin hayatımda yer alacağı benim insiyatifimde. Çok kalabalık, çok KABALIK, yersiz alınganlık ve amansız mücadeleler bende gerginlik yapıyor.[/important]

Ha bir de biri, yine fotoğraflarımı kendisiymiş gibi kızlara gönderiyormuş. Buna alıştım ama bu arkadaş işi e-vren günlüğü, benim blogum. İnternette Evren adını kullanıyorum diyerek daha da ileri boyuta götürüyormuş. İsminin Sedat olduğunu öğrendiğim arkadaş ve senin nezdinde diğer bütün abaza erkek milleti!

[important color=red title=””]Yerim hepinizi; yediririm o fotoğrafları size; blogu da tepenize giydiririm! [/important]

Bazılarının hala internet yasasından, başlarına geleceklerden ve bu fotoğraf çalma suçunun sonuçlarından haberi yok. İşin en güzel tarafı da hiçbiri gizli saklı kalmıyor; bir yerlerde e-vren günlüğü’nün harika okurları bunlara rastlıyor da hemen bana ihbar ediyor :)

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.

Bir önceki Sen "Yalnız" Türk'sün; Aklını Kullan Oyuna Gelme Türkiyem! başlıklı yazımda banu avar ve Hangi Avrupa hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

11 Yorumlar

  • Yanıtla Sudiye 10 Ağustos 2011 at 23:50

    Ben de Türkiye’de FEF Mezunu olmakla ilgili yazdığınız yazının kopyalanıp yapıştırılmış hâlini başka bir sitede görmüştüm. Bir kaç cümle okuyunca iyi de bu Evren’in yazısı değil miydi? diye düşündüm.Baktım doğru, üstelik alıntı yapıldığını falan bile yazmadan kendi isminin altına kopyalamış,ama söylemeyi bile gereksiz gördüm.Artık çok aşmışlar.Kızmakta haklısınız.

  • 1 2

    Bir yorum yazın