MisAfiR KaLeM{LeR}

Haziran’da Büyümek Zor

Me.lis De.niz Yol.cu

{Eylül ‘09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır.}

[important color=red title=”Yazıyı, Sahibinin Sesinden de Dinleyin:”][/important]

O sokaktaydım bugün… Çocukluğumun en güzel yılları, bisiklet yarışlarından dönüp terli terli su içtiğim ama bir türlü hasta olamadığım ve inadına daha da soğuk sular içtiğim o balkonun o sokağı..

”Yazı getirdiniz yine” dedim dedeme ki her yaz korkarım bir sonrakinden, anneannemin dedemin göreceği en son yaz bu mu acaba diye. Yine gördü anneannem dutları, közde mısırları, elinde doğmamış bebeğim için ördüğü patik vardı. Anneannem duymadı beni hiç, sesimi hiç tanımadı ama hep çok sevdi bizi, beni…

Okul dönüşlerim vardı o sokağa, anneannemin kapı zilini duymadığı, benim saatlerce uyanıp beni görsün de kapıyı açsın diye dua ettiğim kış sokakları vardı. Hepsi gitmiş bugün, o zili duymasa ben çilingir çağırırım çağına çoktan girmişim çünkü ben artık büyümüşüm. Ben artık büyümüşüm, kiraz ağacını görüp heyecanlanmadığımda anladım. Nasıl da beklerdik bir sonraki yazı, belki de boyumuz o kiraz ağacının dallarına yetişmeye çalışırken uzadı, hiç fark etmeden..

Bizim oyun parklarımız susamlı çubuklarımızla şenlenirdi, on bir adet çıkardı içinden, hiç sekmeyen, bir kez bile on iki olmayan, o yaşımızın en taze, en gevrek abur cuburu…

Hayatımdaki en önemli görev sabahçı olan kardeşimi okuldan alıp anneanneme sağ salim teslim etmekti. Ne kadar da büyük bir erdemdi,;o benim kardeşimdi ve bana emanetti. Her ne kadar onu teslim etmek uğruna kendi derslerime hep geç de kalsam bu haklı bir gerekçeydi. Sorumluluk sözcüğünü bilmeden uygulamakmış bu; sonraları anladığımda hep mutlu oldum.

Zaman ilerlerken çok değil, on yıl ile on beş yıl arasında değişen ne oldu bilmiyorum. Okulumda satılan simitler hala aynı lezzette; yanında ayranla birlikte ya da kovalamacalar arka bahçede… Kız çocukları hala hoşlandığı delikanlının onu yakalaması için can atmakta, aynı heyecanla… Hepimizin çocuklukları aynı, nerede olursa olsun, tüm çamurlar aynı, tüm sulu gözlü sakızlar…

Çok eski yıllarda, annem tüm akrabalarının önünde Zeki Müren’i ölümsüzleştirirmiş ‘’İnleyen Nağmelerle’’. O zamanki çocukluk düşleri benimkilerle aynıymış, uçan kuşlarla, martılarla arkadaşmış. Ama şimdilerde o da soruyor kendine. Peki ya gülen şen sevdalılar nerde? Saklambaç oynamanın müthiş zevkiyle yoğrulan bizler neredeyiz?

Sokağımda başka çocuklar gördüm bugün. Bisiklet yerine ayaklarında topuklular, kiraz yerine hırsla oynadığı cep telefonu.. Ben bugün gittiğimi anladım o sokaktan..

Anneannemin çiçekleri aynı ya da komşunun kuruttuğu dolmalık biberler, dedemin okuduğu gazete. Hepsi hala o sokakta ama ben yokum, sen artık büyüdün diye tekmelemiş sanki sokak. Ben on yaşındayken başlayan fakat yirmime geldiğimde hala bitmeyen cami bile bugün bitmiş. Saksıda duran bir çiçeğe gözüm takıldı o an. Minicik evlerinin minicik balkonlarında bizlerden sonra yetiştirdikleri kıskanılası o çiçek bana bir şeyler fısıldadı…

Keşke uslu bir çocuk olursam, o eski günlere tekrar dönebileceğim müjdesini verseydi ama demedi. Evet hissettiğin gibi sen artık büyüdün. İşte bisiklete binmeyi öğrendiğin bu sokak… Ezan vaktiyle eve girdiğin o ev ve işte o ilk heyecan duygusunu tattığın küçük karabalık öykülü esmer kıvırcık. O bile çoktan unutmuş hikayesini, çoktan başka sularda etrafı bulanık. Sen artık büyüdün, istemesen de…

Gittim ben de… Önce anneannemi öptüm ilk defa büyüdüğümü anlayarak, sonra aynaya baktım, kiraz kırmızısı kadar sıcak bir damla düştü yanağıma, gülümsedim..

Süt içip dudağında bıyık bırakan, o bıyığı da annesinin silmesini bekleyen, sildiğinde annesinin onu daha çok sevdiğine inanan çocuğu orada bıraktım..

Ve çıktım..

[important color=red title=””]Melis Deniz YOLCU; evren günlüğü’nün Eylül ’09 MisAfiR KaLeMi. 1987 Ankara doğumlu olan Melis Deniz, 1993’ten beri TRT Ankara Radyosu Çocuk Kulübünde seslendirme yapıyor. Fatih Üniversitesi Büro Yönetimi Yönetici Asistanlığı Bölümü’nden 2007 yılında mezun olduktan sonra Ankara Radyozvizyon’da radyo programcılığı yapmaya başladı. Kendi yazısını seslendirerek MisAfiR KaLeM geleneğinde bir ilke de imza atan Melis Deniz; e-vren günlüğü’nün teklif usulü belirlenmiş son MisAfiR KaLeMi olma özelliğini de taşıyor.[/important]

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.

facebook’evreni facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

16 Yorumlar

  • Yanıtla pınar 11 Eylül 2009 at 15:32

    yaşım büyüse de büyümedi içimdeki çocuk…
    …ama zamanla olgunlaştı haziranlarım…
    yeni gelenler sonbahara daha yakın şimdi…
    eski mektuplar ve sepya renkli fotoğraflarla dolu bir albümde hayatım…haziran doğumlu…
    kulağımda bir şiir hasan hüseyin’den artakalan:
    ‘‘sokaktayım/ gece leylak ve tomurcuk kokuyor/ yaralı bir şahin olmuş yüreğim/ uy anam anam …/haziran’da ölmek zor’’…
    lakin doğmak da zor haziran’da…
    yaz kapıyı çalsa da;
    …biliyoruz sonu hazan…
    yine de seviyorum seni…
    yârim haziran!..

    eline, sesine, yüreğine sağlık çok güzeldi..

  • Yanıtla zuhal 11 Eylül 2009 at 15:17

    FARKLI, ÖZEL, GÜZEL OLMUŞ… KALEMİNİZE, SESİNİZE, EMEĞİNİZE SAĞLIK…

  • Yanıtla Ayşegül YOLCU 11 Eylül 2009 at 15:02

    Melisim beni senin yazıların hep ağlatmıştır bunda da ağladım hüzünlendim keşke anneannen de okuyabilseydi ve de dinleyebilseydi.
    Gönlüne, kalemine, yüreğine sağlık seninle hep gururluyum.
    Yolun açık olsun, seni seviyorum…

  • Yanıtla çiğdem 11 Eylül 2009 at 12:38

    Ses, öykü, anlam.. Bir bütün oluşturmuş… Bambaşka bir sokakta çocuk olan beni, karpuz kokulu akşamlara götürdü.. Tabi bir de anneanneme…

  • Yanıtla İsmail Emre Atan 11 Eylül 2009 at 11:41

    Muhteşem bir anlam yoğunluğu var öyküde. Yaşamın gerçek bir kesiti, gözyaşlarının gerçekten hissedilen sıcaklığı gibi. Hep gidiyoruz, hep çıkıyoruz ve her an eski kendimizi terk ediyoruz. Gelişler olsaydı, gitmeler olmasaydı, belki anıların tadı bu kadar mayhoş bu kadar kiraz kırmızısı olmazdı. Düşmeseydik bisikletten ya da düşmeseydik yaşamdan, belki onların da bir değeri olmazdı.

    Melis Hanım’a ve onu bizimle buluşturan Evren’e teşekkürler. Derslerde tahlili yapılabilecek denli güzel bir yazı. Tebrik ederim.

  • Yanıtla Gökhan Yolcu 11 Eylül 2009 at 11:07

    Ellerine sağlık Melis, etkileyici… Sevgiler…

  • Yanıtla Seyma Atasoy 11 Eylül 2009 at 08:59

    :'( (sçs)

  • Yanıtla Murat Çimşir 11 Eylül 2009 at 01:25

    Kalemine kuvvet, sesine sağlık meliscim valla o mahallede büyüyenlerden biri olarak tekrar o günlere döndüm desem yeridir :)Başarılarının devamını dilerim…

  • Yanıtla Müge Yonca Anlaşan 11 Eylül 2009 at 00:49

    Sevgili Melis, yaşa ve yaz canım, kutlarım akıcı ve duygulu kalemini…Mutlu olasın…:)

  • Yanıtla nur şentürk 11 Eylül 2009 at 00:14

    Küçük Mdy :)

    Bundan bir yıl önce hayatıma giren radyomuzun bitanecik pıt pıtı ablaaaaaaaaam :))

    anneannenin sessiz dünyasına ses dedene nefes olan sen…

    çok şanslısın biliyorsun dimi?..
    kalemine,yüreğine sağlık..
    o sıcacık sesinden dinlemek daha da keyif verdi ve kader bizi burada misafir kalem olma yolunda da birleştirdi..

    o küçük sandığında ne yazılar gizlidir bilirim…

    evren’e seni bu dünyaya konuk ettiği için teşekkür ederim…

    sevgimle!…
    Nur Şentürk

  • 1 2

    Bir Cevap Yazın