e-günlük

Blogsuz İnternet Düşünülemez

wordpress_blog

Dolu dolu ve her zamanki gibi hızla geçen bir haftayı daha geride bıraktım. Hem çalıştığım işle hem de 3 Aralık’taki Blog Yazarları Çalıştayı ile ilgili görüşmeler trafiği artarak devam ediyor. 

13 Kasımda İstanbul Üniversitesi İdeal Hukuk Kulübü üyeleriyle bir araya geldim. Kulüp Başkanı Furkan Kölük ile yönetim kurulu üyeleri Ahmet Kılınç, Merve Özkan ve Sumru Tatar’ın heyecanları, uğraşları, yapmayı planladıkları karşısında çok etkilendim. Dün de Marmara Üniversitesi’nin en köklü öğrenci kulüplerinden Marmara Hukuk Kulübü‘nün başkanı Yağız Ersöz‘ü misafir ettim. Yağız’ın Aydın Çineli olduğunu öğrenince ayrı bir şaşkınlık yaşadım; iki hemşehrinin yolu 17 milyonluk şehirde ilginç bir şekilde kesişmiş oldu. Geleceğin adaletini sağlayacak gençlerin çabası, enerjisi ve girişimcilik ruhu takdiri ama en çok da desteği hak ediyor. Onlarla konuştukça  üniversite yıllarımdaki toplum gönüllüleri maceramız sürekli gözümün önüne geldi. 

Blog Yazarları Çalıştayı‘nda ele alacağımız konulara son şeklini vermek için de dün istanbulistanbulolali.com yazarı Alp Bolat ile saatler süren bir çalışma gerçekleştirdik. Uzun süredir blogunu takip ettiğim Alp abi ile bu vesileyle de yüz yüze tanışmış olduk. Yaptığımız çalışmadan notlara ve konu başlıkları üzerine tartışırken Alp abinin paylaştığı bloglarla ilgili görüşlerinden bazılarına bu yazımda yer vermek istedim.

İstanbul’la ilgili çok okunan bir şehir blogunun yazarı olarak Alp abi, “bilgisayar başına oturayım da bir yazı üfleyeyim demek yok!” diyerek bir yazıyı yazmadan önce saatlerce okuduğunu ve araştırma yaptığını anlattı. SEO odaklı içerik oluşturulmasını eleştiriyor ve bu konudaki savunması gayet açık: “Ben kafama göre yazarım çünkü zaten SEO beni araştırıyor.”

Blog yazarlarınca şehrin hafızasının tutulması gerektiğinin altını çizdi Alp abi; ona göre İstanbul’un belli cazibe merkezleri zaten her yerde yazılıp çiziliyor ama Güngören’i de Beylikdüzü’nü de tanıtan bloglar olmalı. 

Blogların konuşulmadığı bir İnternet Konferansı’nın olmaması gerektiği düşüncesiyle 20. Türkiye’de İnternet Konferansı‘na bloglarla ilgili bir içeriğin eklenmesi gerektiği önerisinde bulunmakla ne kadar haklı bir girişimde bulunduğumu Alp abi “Bloglar ölürse internet ölür” sözüyle özetlemiş oldu. Öyle ki çalıştay davetime ilk olumlu yanıtı ‘destek sözü” ile veren kendisi olmuştu. Cumartesi gününün büyük bir bölümünü de çalıştaya son şeklinin verileceği toplantıya ayırdı. Kendisine bir kez daha teşekkür ederim.

Türkiye için henüz aynı şeyi söylemek mümkün değil ancak boglar özellikle Amerika ve Avrupa’da toplumun vicdanı; hatta ana haber kaynağı olarak görülüyor. Doğanın boşluk kabul etmediğini dile getiren Alp abi, Türkiye’de blogların yeni medya oluşumu içinde konumlandırılması adına çalıştayın önemli bir işlevinin olacağına inandığını belirtti. 

Türkiye’de İnternet Konferansı’na kısa bir süre kala Blog Yazarları Çalıştayı’nın içeriğine dair son notları paylaşacağım. Çalıştaya ve konferanstaki diğer oturumlara seyirci olarak katılım için buradaki kayıt formunun doldurulması yeterli. 

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın