Seni zor durumda bırakmamak adına kelimelerimi özenle seçiyor, cümlelerimi dikkatli kuruyorum. Bugüne kadar da seni sıkıntıya düşürme ihtimali doğurabilecek hiçbir adım atmamaya özen gösterdim. Vedalaşıp ayrıldıktan sonra farkında olarak ya da olmayarak attığım herhangi bir yanlış adım olduysa bu vesileyle de samimiyetle özür dilerim. Çok geç biliyorum, bunu da ilk kez yazıyorum: Mutluluklar dilerim.
“Vedalaşıp ayrıldıktan sonra” dedim ama gerçek bir vedamız oldu mu, hatırlayamıyorum. Ciddi anlamda son kez oturup konuştuk mu, konuştuysak hangi cümleleri kurduk hiç bilmiyorum. Herkesin imrenerek ve sevgiyle baktığı bir çiftken iki yabancıya dönüşmemiz kendi adıma sarsıcıydı. Fırsat bulup sana söyleyemediysem eğer, gerçek olduğuna emin olduğum içten sevgin için sana minnettarım. Zarifliğin, asaletin, güzelliğin ve hanımefendiliğin hafızamda hâlâ capcanlı.
Hatırlar mısın bilmiyorum, ben hiç unutmuyorum ömrümün en kıymetli hatırasını: 20’li yaşlarımızın masum gerçekliğiyle senden bana kalan yegane cümleleri; ışığınla aydınlanan, senden sonra bir daha aynı şekilde ışıldamayan evrene saçıyorum!
“Birgün kesişti yollarımız, birgün ayrıldı. Hepsine tanık zamandı, zaman sardı acıyan yaralarımızı, zaman öğretti gülmeyi, özlemeyi, hayal etmeyi. Zaman alevlendirdi yürekteki aşkı, sevgiyi zaman bitirdi. Şimdi de zaman bizler için son görevini yapacak ve ayrılığa alışmayı öğretecek yüreklerimize. Kalmak bu şehirde elbet zor olacak gitmelere göre. Kalanlar biraz daha buruk olacak, çünkü ne şehrin ışıkları azalacak ne de anılar kaybolacak. Anıları doldurup çantalara götürmek mümkün olsaydı, yükünü hafifletmeyi çok isterdim ama ne mümkün, anılar gitmeyi değil kalmayı seviyor daha çok. Elbet bizimle beraber olanları da olacak ve bir ömür boyu dün yaşanmış gibi capcanlı duracak. Son dostlarını yolcu ettikten sonra, yeni bir hayata “merhaba” demen büyük bir mutluluk ve umutla, tek temennimdir. Sonsuz sevgimle.”
