
Bu yazıyı Özdemir Asaf kaleme alsın isterdim. İçimde, satır satır anlatsam bitmeyecek bir hayal kırıklığı, hüzün ve yalnızlık var. Belki O, iki dizeyle veya tek bir mısrayla anlatırdı içimde yıkılan evreni!
İçim üşüyor. Geçtiğini sandığım yaralarım yine kanadı. Hayatın benim için zannetmekten ibaret olduğunu anladım. Yine ne kadar yalnız ve bu yalnızlık karşısında bîçâre olduğumu gördüm. En çok ihtiyacım olan sevilmek ve sahiplenilmek duygusunun hiçbir gönülde ve yürekte var olmadığını anladım.
Herkesin güzel hayatları var. Çoluk çocuk eş dost kalabalıkları var. Bense burada, ta oradan artık her şey anlaşılmıştır diye düşünürken anlaşılmadığımı bir kez daha tecrübe ettim. Unuttuğum sandığım, yok saydığım acı gerçeklerin yeniden yüzüme vurulduğu ve yıkıldığım an’dayım.
İçim üşüyor, nasıl üşümesin… Beni hayatta karşılıksız seven tek kişi için sevdiği onca insan varken varlığımın zerre kıymetinin olmadığı bir tokat gibi yüzüme vurulmadı mı? Tam da her şey geride kaldı derken!
