Ah keşke KPSS de -hatta her sınav- ALES tarzında gibi olsa :) Arkamda sakız çiğneyen kız, koridorda bır bır konuşan kadın memurlar haricinde çok keyifli bir sınav tecrübesi yaşadım.. Çok seviyorum ALES sorularını, çok!
Sınav çıkışı, anneler günü için geçen hafta hediye aldığım ve bugün almak üzere emanet ettiğim yere uğradım, paketleri alıp eve geldim. Safiye Sultan her zamanki gibi sınavdan çıkınca aç boğalara dönen ben için mutfakta yiyecek bir şeyler hazırlıyordu :) Annem ve yengem için hediye merasimleri sonrası günlerdir beklenen ağır misafirimizi beklemeye koyulduk.
Epeyce uzun bir aradan sonra amcam ve yengem ziyaretimize geldiler. Hoş sohbet derken amcam ve İbrahim’le -bir zamanlar Türkan Şoray’ın filmlerinde kullandığı- amcamın arabasıyla gezmeye çıktık :)
Akşamüzeri elinde anneler günü hediyesiyle Deniz geldi. Ziya’nın yokluğunu hissettirmemişti.
Ziya da bu haftasonu çarşıları kitlendiği için komutanından rica etmiş ve hazırladığı bir fotoğrafı bana epostayla göndermesini istemiş. Cuma gününden beri Ziya’nın fotoğrafını bekliyordum ki komutanı sağolsun pazar akşam 20’de yolladı fotoğrafı. Ne diyeyim yani şimdi. Sinirimden teşekkür için geri bile dönmedim. Ziyacığım zaten anneler gününün ilk saatlerinde verilmesini hayal edip, günler öncesinden hazırladığı fotoğrafın bana bir türlü ulaşmamasından yeteri kadar stres yaşamıştı. Neyse ki önceden bilgilendirdiğim fotoğrafçıya fotoğrafı hemen yönlendirdim, koşa koşa oraya gittim. Çerçeveyi dün seçmiştim zaten, ben gidene kadar her şeyi hazırlamışlardı ve fotoğrafçının kapanmasına yarım saat vardı. Anneler gününün son dakika hediyesini de Ziya’yla canlı telefon bağlantısı kurup canlı canlı verdik Safiye Sultan’a. 5 gün sonra vatani görevini tamamlayıp, doğup büyüdüğü topraklara dönecek olan Ziya’nın annemle çekildiği fotoğraf üzerine yazdıklarını okuyanca göz yaşlarımı tutamadım:
Ocağından geldim asker ocağına
Gelmem yakındır kucağına
Hakkını ödeyemem ki
Bin canımı versem de senin canına
“Çekirdeksiz Üzümün“
