Av. Büşra Uyar: Stajyer Avukatlar Haklarının Çoğunu Bilmiyor

Stajyer avukatların haklarını gündeme getirmeye devam ediyorum. Av. Arda Yılmaz’la yaptığım söyleşinin devamında Stajyer Avukatlar Dayanışması kurucu üyelerinden Av. Büşra Uyar‘a stajyer avukatların sorunlarıyla ilgili sorularımı yönelttim.

İlk bakışta ayrıntılı gibi görünen Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Staj Yönetmeliği, İstanbul Barosu’nun yayımladığı Staj Yol Haritası, stajyer avukatlara hakları açısından tam anlamıyla yardımcı olduğu söylenebilir mi? Barolar, yönetmelik ve yol haritasını internet sitelerinden yayımlayarak stajyer avukatları bilgilendirme sorumluluğunu yerine getirmiş sayılır mı? Stajyer Avukatlar Dayanışması kurucu üyelerinden Av. Büşra Uyar, İstanbul, Ankara ve İzmir barolarında bu yönde çalışmalar olmasına rağmen söz konusu metinlerin stajyer avukatların haklardan çok yüküm ve yasaklarla dolu olduğunu belirtiyor. Uyar’a göre asıl önemli olan stajyer eğitimlerinde bu hakların daha da vurgulanması.

Stajyer avukatların haklarıyla ilgili düzenlemler var ama yetersiz

Sadece İstanbul Barosu’nda değil, Ankara ve İzmir Barosu’nda da bu yönde çalışmalar var; bir rehber yayımlanmış durumda. Ama stajyer avukatların sahip oldukları haklardan ziyade bu metinlerin içinde daha çok yükümlülükler ve yasaklar var. Staja başlama, staj esnasında ve stajı bitirebilmek için gerekli belgeleri, raporları anlatan usulü gösteren metinler bunlar. Bunun yanında Avukatlık Staj Yönetmeliği’nde çeşitli haklar ve yükümlülükler de düzenlenmiş durumda. Örneğin 21. madde doğrudan baro yönetiminin denetim sorumluluğuna atıf yapıyor. 17. madde de avukatların stajyerlerin hukukun üstünlüğüne meslek ilke ve kurallarına bağlı hukuk bilgilerini somut olaylara uygulayabilecek nitelikte bağımsız ve özgür bir avukat olarak yetiştirme yükümlülüğü düzenlenmiş. Dolayısıyla hiçbir düzenlemenin olmadığını söylememiz mümkün değil.

Şunu da belirtmek gerekir: Stajyer avukatlar aynı zamanda avukatların sahip olduğu bazı haklara da sahipler ve avukatlık meslek kurallarıyla da bağlılar. Ama bu konuda stajyer avukatlara yönelik, ayrıntılı bir düzenleme olmadığını söylememiz gerekiyor. Bundan daha da önemlisi yasaların, yasal düzenlemelerin yeterince bilinmemesi noktası da karşımıza çıkıyor. Çünkü stajyer hak ihlaline uğradığı zaman örneğin bir avukatın yanında staj yaptıkları sırada sadece sekreter olarak kullanıldığı zaman bazen daha da ağır şiddete uğradıklarında bunun bir yaptırımı olacağını ve disiplin sorumluluğu doğurabileceğini bilmiyorlar. Hatta bunu sadece stajyerler değil avukatlar da bilmiyor. Bu konuda stajyer avukatların bilgilendirilmesi gerekiyor. Bu, belki staja başlayan stajyerlere kitapçık şeklinde verilebilir ama bunun etkililiği ya da yeterliliği konusunda Stajyer Avukatlar Dayanışması olarak şüphelerimiz var. Bundan ziyade bu konuların staj eğitimlerine yedirilmesi gerektiğini, bu şekilde daha efektif olacağını düşünüyoruz. Belirtilen yasal düzenlemeler, yapılırsa daha da fazlası, daha güçlü yasal düzenlemeler, gerekli denetim mekanizmaları stajyer avukatlara staj eğitimi sırasında ayrıntılı bir şekilde anlatılmalı. 

Stajyer avukatlar, ucuz iş gücü olarak görülüyor

Tüm avukatlar staj sürecinde benzer sorunları yaşadığı halde bazıları, bir yıllık staj döneminde yaşadıkları sıkıntıları eğitimin bir parçası kabul ettikleri için mi kanıksanıyor? Uyar, stajyer avukatlar ucuz iş gücü olarak görülmeye, denetim mekanizması da işletilmemeye devam ettikçe bu kısır döngünün kırılmasının zor olduğunu dile getiriyor. Stajyerler hak ihlallerine uğramaya, avukatlık ruhsatını alanlar da çektikleri sıkıntıları unutup yeni hak ihlallerini normal karşılamaya devam ediyorsa bu kısır döngünün ve çözümsüzlüğün sebebi ne olabilir?

Bana kalırsa bunun da tek bir sebebi yok. En başında etkili bir denetim mekanizmasının olmaması geliyor. Etrafta çok fazla hukuk fakültesi var. Sayıları da her gün artıyor ve her sene binlerce hukuk mezunu veriliyor. Bu da çok fazla stajyer avukat olması sonucunu doğuruyor. Bu yüzden de avukatlarda şöyle bir mantık var: Biri olmazsa diğeri olur, illa bir stajyer bulacağım.

Diyelim ki bir avukat bürosuna sekreter alacak. Bunun yerine daha ucuza bazen hiç para vermeden “Stajyer avukat alırım. Sekretere yaptıracağım işi stajyere yaptırırım” diye düşünüyor. Bunu da biri kabul etmezse başka biri kabul edecek. Dolayısıyla bu durum avukatların işine geliyor. Bunu Clubhouse toplantılarımızda doğrudan bir avukatın kendisinden de duyduk. İlginç ki Stajyer Avukatlar Dayanışması olarak stajyer avukatların problemlerini tartışıp çözüm aradığımız bir platformda bir avukat çıkıp “Stajyer avukatlar bizim için ucuz bir iş gücü olarak görülebiliyor.” şeklinde bir açıklama yaptı. Bunu engelleyebilecek bir mekanizma olmadığı sürece avukatların bu yaklaşıma devam etmemesi için bir sebep de kalmıyor. 

Kimse “Bu böyle devam etmemeli” demiyor

Ben de kendi baro dersimden hatırlıyorum. Biri bürosunda psikolojik şiddete uğradığını söylemişti. Hatırladığım kadarıyla oldukça da ciddi bir aşağılama söz konusuydu. Danışman avukatımız “Başka bir büro bul” dedi. Yapılabilecek tek şey buymuş gibi görünüyor. Kimse stajından memnun değil. Memnun olmadığı bürodan çıkıyor. Bir başkasına gidiyor. Aynı problemleri orada da yaşıyor. Bir sene boyunca bu problemler devam ediyor. Bu problemlere de kimse ses çıkarıp “Bu böyle devam etmemeli” demediği için de çözülemiyor ve sürekli devam ediyor. Bu süreçte sessiz kalan stajyer avukatlar mesleğe başladıkları zaman daha da ağır hak ihlallerine maruz kalıyorlar. Dolayısıyla bu aslında bir girdap haline geliyor. Bu bir yılın gelip geçici, ara dönem olarak değerlendirmesi gibi büyük problem var. Bu, hem stajyer avukatlarda hem de avukatlarda var. Stajyer avukatlar “Zaten bir sene. Dişimi sıkarım. Bitince avukat olacağım.” diyor.

Avukatlarda da şöyle bir durum var. Bazı avukatlar stajyeri alırken onu yetiştirip daha sonra kendi bürosunda avukat olarak çalıştırma amacıyla alıyor. Daha sonra karşılıklı anlaşabilirlerse bu işe avukat olarak devam ettirmeyi planlıyorlar. Genelde bu avukatlar hariç sadece stajyere eğitim verebilmek için stajyer alan ya da sadece çeşitli işleri yaptırabilmek için stajyer alan bazı bürolarda avukat, stajyerin aldığı eğitimi çok umursamıyor. Çünkü o staj bittikten sonra bir daha onu görmeyecek. Dolayısıyla biraz daha pragmatist yaklaşıyorlar. Bu konuda eğer yasal bir düzenleme yapılmazsa, etkili bir denetim mekanizması kurulmazsa bu konuda sadece avukatlardan etik bir yükümlülük bekleyebiliyoruz. Bu sebeple de hem Stajyer Avukatlar Dayanışması olarak hem de kendi adıma kesinlikle yasal düzenleme ve etkili denetim mekanizması olması gerektiğini düşünüyorum.

En çok şikayet, avukat yanındaki staj sırasında geliyor

Peki, stajyer avukatlar bir yıllık staj sürecinin hangi aşamasında daha çok hak ihlaline uğradıklarını dile getiriyor?

Bu soruya “En çok şu dönemde yaşanıyor.” demek pek mümkün değil. Çünkü herkes bu süreci farklı bir şekilde deneyimliyor. Herkesin yaşadığı problem onu farklı bir şekilde etkiliyor. Ama bize gelen anket sonuçlarında adliye stajı sırasında hem hâkimlerden hem savcılardan hem de diğer adliye personelinden hakaret işiten ya da aşağılandığını söyleyen çok fazla stajyer avukat olduğunu gördük.

Bu konuda en çok şikâyet adliye stajından ziyade avukat yanında yapılan staj esnasında gerçekleşiyor. Bunun en temel sebebi adliye stajının etkili bir şekilde yürütülmemesi. Hem stajyerler bunu 6 ay boyunca başka bir avukatın yanında çalışarak değerlendiriyorlar. 6 aylık avukatlık stajını bir seneye uzatıyorlar. Bu, ilk 6 ay boyunca daha çok adliyeye gidip imza atıp çıkmak şeklinde oluyor. Örneğin ayda bir kez toplu bir şekilde gidiliyor, bir aylık imza atılıp çıkılıyor. Dolayısıyla adliye içerisinde geçirilen süre çoğu stajyer avukat için çok uzun bir zaman değil. Bu yüzden de ilkinden ziyade ikinci 6 ayda, avukat yanı stajında şikâyetlerin olduğunu gördük.

Bu konudaki problemlerin daha avukat ararken başladığını görüyoruz. Mezun oldunuz, mezun olduktan sonra staja başlamaya karar verdiniz. Bu süreçte öncelikle çalışma alanlarınıza uygun olduğunu düşündüğünüz avukatlara CV gönderirsiniz. Bunu yapan stajyer avukatlar çoğunlukla bu şekilde gönderdikleri CV’den geri dönüş almıyorlar. Baroların stajyer avukat ve avukatların birbirini bulduğu ilan sayfası var. Stajyer arıyorsanız o sayfaya ilan veriyorsunuz. Bunun tam tersi de oluyor. Ben bir stajyer olarak o siteye, “Yasal avukatlık stajımı başlatacağım. Bir avukat arıyorum.” şeklinde ilan açabiliyorum. Örneğin avukat stajyer aradığına dair ilan veriyor. Cinsiyet bölümüne kadın stajyer aradığını yazıyor. Görüşmeye gittiğinizde neden kadın stajyer aradığını soruyorsunuz. Çünkü bu stajyerden ofiste temizlik yapmasını da istediklerini söylüyorlar. Erkek stajyer avukat aradığında neden diye soruyorsunuz. “İcra müdürlüklerine daha dayanıklıdır, daha girişken, işlerini daha çabuk hallederler. İcrada çalışacak bir stajyer avukat istiyorum. Bu yüzden de erkek arıyorum.” diyor. İhlallerin bir ayağını bu oluşturuyor.

Bir başka ihlal: Diyelim ki yüksek lisans yapıyorsunuz veya yapmak istiyorsunuz. Kabul edilmiyorsunuz. Çünkü haftanın belli günlerinde derslerinize gitmek zorundasınız, dolayısıyla ofiste geçireceğiniz zaman azalacak. Bunu kabul etmiyorlar. Ücret konusuna girmiyorum bile. Doğrudan ücret istediği için reddedilen stajyer avukat arkadaşlarımız var. Tüm bunları sineye çekip çalışacağı bir yer bulan stajyer avukat çalışmaya başladığında da türlü türlü hak ihlallerine maruz kalıyor. Mobbinge uğruyor. Biz bu konudaki en çok ihlali avukat yanında yapılan staj sırasında olduğunu duyuyoruz. Yetersiz eğitim almaktan tutun ofiste sadece çay kahve doldurup temizlik yapmaya ya da akşam ofisten çıkarken ışığı kapatmadığı için çiçekleri sulamadığı için azar işitmeye kadar birçok farklı şekilde psikolojik şiddete maruz kalıyorlar.

İyi bir avukat olmanın yolu şüphesiz staj sürecinde etkili bir eğitimden ve etkin bir stajyerlik deneyiminden geçiyor. Barolar, stajyer avukatlara vermesi gereken eğitim yükümlüğünü tam anlamıyla ne kadar yerine getiriyor? Uyar’a göre staj eğitimleri yetersiz olduğu gibi eğitimin eşit şartlarda sunulmaması ve yetersizliği de başlı başına bir hak ihlali.

Eğitimlerin yetersiz olması gibi bir durum oluyor. Bunu da bir hak ihlali olarak düşünebiliriz. Çünkü sonuç olarak siz bu stajı bir şeyler öğrenip avukatlık mesleğine atılmak için yapıyorsunuz. Bu eğitim yetersiz olduğu zaman bunun da bir anlamı kalmıyor. Örneğin Avukatlık Staj Yönetmeliği’nin 22. ve 23. maddesinde eğitim düzenlenmiş ve her baronun kendi içerisinde bir eğitim organizasyonu yapacağı söylenmiş. En az 120 saatlik bir eğitim öngörülmüş. Ama kimi baro bu eğitimi hiç vermiyor. Kimi 120 saati doldurmuyor. Ben Ankara Barosu’nda yaptım. Stajım pandemi dönemine denk geldi. Kimi gruplar staja devam ederken kimi hiç devam etmedi. Bu eğitimlerin ne kadar yeterli olup olmadığı da apayrı bir konu. Bize gelen anketlerde eğitimlerin çok yetersiz olduğu söylenmişti. Aslında bunların hepsini bir bütün olarak değerlendirebiliriz. Avukat yanında da adliye stajında da hem eğitim hem de ücret problemi var. Hem de mobbing problemleri var. 

Herkes sorunu biliyor, kimse bir şey yapmıyor

Fotoğrafın bütününe baktığımızda stajyer avukatların haklarıyla ilgili en önemli eksiklik, ihlallerin çıkış noktası, tüm bunları engelleyecek yasal düzenlemelerin olmaması mı? Büşra Uyar, yasal düzenlemelerin yetersizliğinin altını çiziyor ve baroların da yükümlülüklerini tam anlamıyla yerine getirmediklerini vurguluyor.

Yasal düzenlemeler yeterli değil. Yasanın olması demek her zaman uygulanacağı anlamına gelmiyor. Nitekim de böyle. Avukatlık Staj Yönetmeliği’nde açıkça baroların denetim yükü belirlenmiş durumda. Bunu Stajyer Avukat Dayanışması’nda da çok konuşuyoruz. Cinsel tacizle ve saldırıyla ilgili yasal süreci başlatmak zor olabiliyor. Mobbing, psikolojik şiddet gibi vakalarda bu konuda “Baroya bunu gidip söylüyorsunuz. Bu konuda yasal süreç başlatıldı. Avukatın disiplin sorumluluğu doğdu” gibi bir şeyi hiç duymadım. Baronun böyle bir yükümlülüğü olduğunu ne stajyer avukatlar ne de avukatlar biliyor. Barolarda böyle bir süreç işlemediği için bilmemiz de çok bir şey anlam ifade etmiyor. Bilip bunun peşine düşmemiz gerekiyor.

Stajyer avukatların “Büromda mobbinge uğruyordum. Çıktım, başka bir büroya girdim.” dediğini duyuyorum. Sen belki yeni bir büroda staja başlayarak daha uygun bir yer buldun ama önceki büron şu anda bir başka kişiye aynı şeyi uyguluyor. Bu şekilde bir kısır döngü gibi. Herkes sorunu biliyor. Hiç kimse hiçbir şey yapmıyor. Denetim yükümlülüğünün aktif bir şekilde uygulanması ve gerekli yasal düzenlemelerin peşine düşülmesi gerekiyor; hem yasal düzenlemeler hem de mevcut düzenlemeler bakımından. 

Avukatlar arasında ciddi bir birbirini kollama durumu var. Biz mesleki dayanışmaya en çok ihtiyacımız olduğu durumlarda asla birbirimizin yanında durmuyoruz. Örneği bir kadın stajyer avukat cinsel tacize uğradı ve bunu baro yetkililerine bildirdi. Hemen “O yapmaz,  meslektaşımızı karalamayalım. böyle bir şey olmaz” gibi olayın üstü örtülmeye çalışılıyor. Bunun örneklerini çevremden çok duydum. Bunun birden fazla örneğini duydum. Cinsel taciz ve saldırı konusunda apayrı bir prosedür gerekiyor. 

Özellikle kadın stajyer avukatların cinsel taciz ve cinsel saldırıya uğradıklarını da görüyoruz, bu vakaları çok duyuyoruz. Medyaya yansıyan az oluyor ama çok var.


Av. Arda Yılmaz: Stajyer avukatların hak ihlalleri normalleştirilmemeli

Stajyer Hakları Farkındalık Yılı kapsamında Stajyer Avukatlar Dayanışması kurucu üyelerinden Av. Arda Yılmaz’la bir söyleşi gerçekleştirdim.

Konu; stajını yapan avukatlar olunca Barolar’ın, hakları konusunda bilgilendirilmeleri, olası hak ihlallerinde destek olunması gibi konularda avukatlara karşı sorumlu olup olmadığı, akla ilk gelen soru oluyor. Baroların, stajyer avukatlara karşı sorumluluğunun net bir şekilde bulunduğunu Avukatlık Staj Yönetmeliği üzerinden açıklayan Av. Yılmaz’a göre ilgili yönetmelik zenginleştirilmeli çünkü uygulamada kaçışa imkan tanıyan yüzeyselliğe sahip.

Bu konuda baroların sorumluluğu net bir şekilde bulunmaktadır. Avukatlık Staj Yönetmeliği’ne bakıldığında ilgili maddeler var. 17-19-21. maddeler ilk aklıma gelen maddeler. Burada ihlallerin karşılaşıldığı hususlar da önemli. Çünkü bu konuda stajyer avukatların karşılaştığı ihlaller doğrudan meslek kurallarına yönelik ihlaller olabiliyor. Baroların bu noktada görevi, avukatlığın meslek kuralları ve Staj Yönetmeliği uyarınca eğitmek. Bu yüzden de barolar bunun denetimini yapmak durumunda. Fakat bu noktada biraz etkinlik problemi gözümüze çarpıyor. Çünkü en başta bu ihlaller devam ediyor ve ihlaller devam ettiği için de bu mekanizmaların ne ölçüde etkin çalıştığı konusu çok büyük bir problem. Kendi gördüğümüz hususlarda da bu devam etmekte. Bunun çözüm yöntemi olarak aynı zamanda barolardaki değişikliklerin bir noktada engellenmesi gerekiyor. Çünkü Ankara Barosu’ndan İstanbul Barosu’na, İzmir Barosu’na ve diğer tüm barolara tüm eğitim sistemleri ve baroların işleyiş tarzları değişebiliyor. Bu konuda herhangi bir birlik olduğunu söyleyemeyiz. Bahsettiğimiz Staj Yönetmeliği’ndeki maddeler içerik açısından biraz daha zenginleştirilmeli. Çünkü çok fazla yüzeysel kalabiliyor. Yüzeysel kaldığı zaman da uygulamada kaçış çok mümkün olabiliyor. 

Normalleştirmek için mobbinge kılıf uyduruluyor

Bir yanda vatandaş, haklarını öğrenmek için avukata başvururken, diğer yanda bir stajyer avukat, yine bir başka avukatın yanında hak ihlaline uğrayabilmekte. Oysa avukatlar, haklar, yasalar konusunda toplumun en bilinçli meslek grubu. Ancak zaman zaman yanındaki stajyer avukatın haklarını ihlal eden avukatlarla ve hak ihlali karşısında hakkını savunmayan stajyerlerle karşılaşılabilmekte. Peki, bu kısır döngü niçin hâlâ yaşanmaya devam ediyor? Yılmaz, bu kısır döngüyü kırmanın ilk yolunun “yaşananları normalleştirmemek” olduğunu söylüyor:

Çok doğru bir yaklaşım. Bunu ben çevremde de bahsettiğiniz gibi duyuyorum. Öncelikle kısır döngüyü kırmak için normalleştirmemek birinci adım olmalı. Bunu bizim Stajyer Avukatlar Dayanışması’nda yazdığımız manifesto metninde “Kabul etmiyoruz” olarak dile getirmiştik. Kabul etmemek ve normalleştirmemek en önemli husus. Çünkü bu aslında dışarıdan bakıldığında mobbing veya mobbingin içinde yer alan ekonomik şiddet belki cinsel ve fiziksel şiddet. Bunların bazı insanlara normal geldiği bir düzenin içinde olduğumuzu söylemem gerekiyor.

Dışarıdan bakıldığı zaman “Bu nasıl olurmuş?” deniyor. Ama bir stajyer avukat veya hukuk öğrencisi için bunlar çevresinde hemen hemen her gün duyduğu olaylar olarak kalıyor. Bunu bitirmek için de buradaki normalleştirmeyi kırmak gerekiyor. Bunun yanı sıra iş imkanları da tehdit olarak kullanılıyor. Çünkü hukuk fakültelerinin sayısının çoğalmasıyla birlikte artan stajyer avukat sayısı var. Bu sürekli olarak stajyer avukatlara “Bakın iş imkanı kısıtlı. Çalışabileceğiniz ofisler sınırlı ve birbirinizle rekabet etmek zorundasınız.” şeklinde normalleştirmeye kılıf uyduruluyor. Stajyer avukatların susması isteniyor. Başlarına bir şey geldiği zaman hakkını aramaması tabiri caizse haline şükredip devam etmesi isteniyor. Ama bunun en başta normalleştirilmemesi gerekiyor. Aynı zamanda normalleştirilmemesinin de en büyük koşulu itiraz mekanizmasının doğru işlemesi.

Bir insan haksızlığa uğradığı zaman niçin itiraz eder? Çünkü karşılığında bir sonuç almak için. Fakat bu sonucu alamayacağını düşündüğü zaman bunu kendi içinde veya çevresinde halletmeye çalışır ve susar. Bu yüzden tüm problemlerin etkin bir şekilde soruşturulacağı ve mobbing yapan avukatların ve diğer çalışanların etkin bir şekilde denetime tabi tutulması ve cezalandırılması konusunda ciddi adımların atılması gerekiyor. Stajyer avukatların da günün sonunda kendini yalnız hissetmemesi, yalnız yürümediğine inandıracak birlikteliğe ihtiyaç duyuluyor.Bizim de aslında en büyük amaçlarımızdan bir tanesi bu. 

Stajyer avukatın staj sırasındaki kazası, iş kazası sayılmamakta

Stajyer avukatlarla ilgili gündeme getirilen sorunlardan biri de sağlık güvencesi. Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Staj Yönetmeliği’nde “13.02.2011 tarihinde kabul edilen 6111 sayılı kanun ile eklenen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 60. maddesi uyarınca avukatlık staj yapmakta olanlardan bu kanuna göre genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar staj süresi ile sınırlı olmak üzere genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu şekilde genel sağlık sigortalısı sayılanların genel sağlık sigortası primleri Kanunun 82.maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının % 6’sıdır. Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir. Bu kapsamdaki stajyerler, staja başladıkları tarihten itibaren 1 ay içerisinde Türkiye Barolar Birliğince genel sağlık sigortası giriş bildirgesi ile kuruma bildirilir.” ibaresi var. İlgili yönetmelikteki bu ifadeye rağmen stajyer avukatların sağlık güvencesinin olmadığı söylenebilir mi? Staj sırasında yaşanacak iş kazasında stajyer avukat nasıl bir sağlık güvencesiyle korunmakta?

Burada genel sağlık sigortası baz alındığı zaman biraz daha farklı bir husus var. Çünkü bir noktada dile getirilmesi gereken konular iş kazası gibi değerlendirilmesi gerektiğini düşünen insanlar var. Çünkü İş Kanunu’na baktığımızda “Staj süresince karşılaştığımız kazalar, iş kazası olarak değerlendirilmiyor.” Genel sağlık sigortası kapsamında ancak normal çalışma karşılığında yapılan sigortadan faydalanabiliyor. Bunun yanı sıra emekliliğe de pek bir etkisi olmadığını söyleyebiliriz. Sadece genel sağlık sigortası kapsamındaki sağlık hizmetlerinden faydalanılabiliyor. Onun dışında fazla bir artısı yok.

Stajyer avukatların karşılaşabileceği pek çok meslek kazası var. Mesleğimizi yerine getirirken aslında pek çok tehlike ve riskle karşı karşıyayız. Çok yakın bir zamanda stajyer olmasa da bir avukat meslektaşımıza silahlı saldırıda bulunuldu ve vefat etti. Bu olayların ve buna benzer kazaların stajyer avukatların başına gelmeyeceğinin garantisi yok.

Stajyer avukata ücret verilmesini yasaklayan bir yasa yok

Stajyer avukatların sıklıkla dile getirdiği konuların başında staj sürecinde ya düşük ücret almaları ya da hiçbir ücret almamaları geliyor. Avukatlık stajı sırasında stajyere ücret ödemek, yanında staj yapılan avukatın inisiyatifine bırakılmış gibi görünüyor. Arda Yılmaz da kanunda stajyer avukatlara ücret ödenmesinin zorunlu tutulmadığını ama staj karşılığında ücret ödenmesini de yasaklamadığına dikkat çekerek, bazı avukatların bu boşluğu stajyerin lehine kullanmayı tercih etmediklerini dile getirdi.

Kanunda maalesef zorunlu bir ücret belirlenmemiş. Hatta işin daha da garip kısmı bazı meslektaşlarımız kanuna dayanarak stajyer avukatlara ücret verilmemesi gerektiğini savunuyor. Neden ücret vermediğini de yasal bir sebebi olduğunu izah ediyor. Ama bu da tabii ki yanlış bir şey. Bizim camiamızda aslında pek çok doğru bilinen yanlışlar var. Hatta bizde sosyal medyalarımızda özellikle “Doğru Bilinen Yanlışlar” kısmı yapmış, pek çok noktayı açıklığa kavuşturmuştuk. Ücret de bunlardan biri.

Zorunlu bir ücret olmamasına rağmen “Ücret vermeyiniz” şeklinde bir yasal zorunluluk yok. Bunun yanı sıra verilen ücretler tamamen insafa kalmış vaziyette. Ücretler barodan baroya değişebiliyor. Ankara’da bin lira kazanan bir arkadaşımıza “Çok zenginsin. İyi para kazanıyorsun. Maaşallah. Bize ne ısmarlayacaksın?” şeklinde şaka yaptığımızı hatırlıyorum. Topladığımız anket verileri ışığında da bunu görebiliyoruz. Bırakın asgari ücreti çok düşük miktarlar 300-500 lira gibi miktarlar verenler var. Hiç vermeyenler var. Bunun sebebini de “Biz size deneyim sunuyoruz ve bu deneyimin maddi karşılığı olamaz” şeklinde savunuyorlar. Yanında stajyer olarak çalışıp üzerine para isteyen bile duyduk. Mobbing ve o psikolojik durumu yansıtan başka bir örnek olarak farklı su sebilinden su içiren, günlük içeceği çay kahveyi sınırlayan ofisler var. 

Olması gereken kısma geldiğimiz zaman pek çok tartışma noktası var. Zaman zaman Meclis’te verilen yasa teklifleri var. Stajyer avukatlara belli bir miktar para verilmesine ilişkin. Fakat bunlar pek fazla değerlendirilmeye alınmıyor. Çünkü miktar üzerinde de uzlaşılamıyor. Aslında asgari ücret diye bir gerçeklik var. Esasında yapılan asgari ücret hesaplaması çalışan bir insanın en az olması gereken miktar. Çalışan bir insanın en az alması gereken miktar olarak görünüyor. Stajyer avukatlık da haftanın beş, altı, yedi günü günde sekiz, on, on iki saat çalışılan bir müessese olduğu için yarı zamanlı (parttime) bir iş değil. Bu yaptığımız işle yaşamımızı devam ettirmek zorundayız. Buna ilişkin belirlenmiş ücret asgari ücret. Bunun karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Fakat bu konuda iki büyük problem var. Çoğu meslektaşımız stajyer avukatlar ve hukuk öğrencileri bile staj süresince asgari ücret elde etmeyi hayal gibi görüyor. Bunun yanı sıra bu talebimizi konuştuğumuz pek çok meslektaş “Evet haklısınız. Devlet verirse neden olmasın.” diyor. Bu stajyer avukatların talebinin haklılığını ama çözüm yöntemlerinde kiminin topu devlete, devletin topu avukatlara atması üzerinden oynanan bir oyun gibi görünüyor.

Çözümün anahtarı: Sorunları kanıksamamak

Stajyer Avukatlar Dayanışması, stajyerlerin haklarıyla ilgili farkındalık oluşturma ve konunun tüm muhataplarını bilinçlendirme çalışmaları yapıyor. Ancak aynı sorunlar yaşanmaya devam ediyor. Yılmaz’a hem bireysel olarak hem üyesi olduğu dayanışma kapsamında Stajyer avukatların haklarının iyileştirilmesi ve onlara yeni haklar kazandırılması için daha başka neler yapılabileceğini sorduk.

Bu çok önemli bir soru bence. Çünkü asıl sorunun çözümü buradan kaynaklanmakta. Biz de bu dayanışmamızı oluştururken, kendi aramızda tartışırken bunun çok uzun soluklu bir hedef olduğunun farkındaydık. Çözüm yöntemlerinin birinin “kanıksamamak” olduğunun farkına vardık. Çünkü bunun aslında hukuk fakültesinde öğrenciyken bizim içimize işlendiğini biz kendi aramızdaki konuşmalardan fark ettik. Ücret hususunda bahsettiğim gibi belli miktarların bize normal gelmeye başlaması, hukuk fakültesi öğrencisiyken oluyor. Şöyle bir yanlış anlaşılma da olmasın. Her hukuk fakültesi mezunu avukat olacak diye bir kural yok. Bu yüzden doğrudan buna yönelik bir çalışma yapmak yerine hukuk fakültesi içinde ilgilenen öğrencilerin yer alabileceği tanıtımlar düzenlenebilir. Bu konuda çok ciddi bir şekilde insanlarda hukuk fakültesini bitiren, ileride avukatlık yapmak isteyen belki istemeyen öğrencilerin zihninde bu bilincin oluşturulması gerekiyor. Çünkü bu bilinç oluşturulmadan her şey kanıksamaya ve en temel problem olarak görülen normalleştirmeye gidiyor.

Zaten bir yıllık staj, Onu bitirdikten sonra kafam rahat eder. Ülkemizdeki erkeklerin genel olarak düşüncesi kafasındaki problem olarak görülen askerlik olabilir. Askere gittin mi geldin mi? Ne oldum ne olacağım? Eskilerden çok duyarız. Staj süreci hep böyle atlatılması gereken bir süreçmiş gibi geliyor. Genel olarak stajyerlerin yaş ortalaması 22-23 bandında. Bu aslında hayatımızın en verimli yaşları. Öğrenmeye açık olduğumuz yaşlardan biri. Bunun bir senesini tamamen çöpe atıp “Bu ızdarıp bir gün bitecek. Ben de bir gün avukat olacağım” diye harcamak çok içler acısı bir durum. En büyük problem burada. Tamamen yazık olmuş bir sene gibi gözüküyor insanlar arasında. Öncelikle bunun böyle olmayabileceğini kendi aramızda yapacağımız dayanışmalarla, toplantılarla bunların üstesinden gelebileceğimizi çalışmalarımızı hem Stajyer Avukatlar Dayanışması olarak belki başka dayanışmalar olarak stajyer avukatların hangi haklara sahip olması gerektiğine ilişkin, nasıl çalışması gerektiğine ilişkin kulüpler kurulabilir diye düşünüyorum. Çünkü bunu bu şekilde yapmadan insanlarda hem stajyer avukat olacak camiada hem stajyer avukatlara iş verecek meslektaşlar camiasında hem de tüm Türkiye’de düşündüğümüzde böyle bir farkındalığın oluşması gerekiyor. Çünkü bu olmadan görüyoruz ki hiçbir problem çözülmüyor. Çözülmediği gibi de artarak devam ediyor.

Stajyer avukatların haklarıyla ilgili taraflarda farkındalık oluşturma, stajyer hakları konusunda bilinçlendirme çalışmaları bir yere kadar mı yeterli? Daha etkili olmanın yolu yönetmelik çıkarmaki kanunları değiştirmekten geçiyor olabilir mi? Yılmaz, tüm çözüm yollarının öncelikle farkındalık oluşturmaktan geçtiği konusunda ısrarlı.

Doğru. Bu da pek çok insanın sahip olduğu bir bakış açısı. Ama bunun ana çözüm yöntemi olup olmayacağı konusunda çok büyük problemler var. Öncelikle bizim olaylarda gördüğümüz şekilde farkındalık oluşturmadan ve bu konuda belli bir bilince, birlikteliğe erişmeden kanun çıkarmakta bir çözüm olmayabiliyor. Çünkü yine Avukatlık Kanunu’na baktığımızda az önce bahsettiğim Stajyer Yönetmeliği’nde pek çok madde var. Uygulanabilir mi? Uygulanabilir. Ama uygulanmıyor. Yarın bir gün ücret konusu ya da başka bir konuda bir yasa çıktığında bu yasanın da uygulanabilirliği konusunda problemler ortaya çıkabilir. Bu yüzden en önemli yol olarak tabii ki tek yol farkındalık, bilinçlendirmek değil. Bunun yasal zeminde de karşılık bulması gerektiğinin farkındayız. Fakat bu olmadan diğerinin pek bir anlamı kalmayabiliyor. Doğrudan Avukatlık Kanunu’ndaki haklarımızdan faydalanamıyoruz. Burada bir noktada klişeleşmiş ama durumu açıklayan bir örnek verecek olursak ‘Kırmızı Pazartesi’ romanı gibi. Herkes ne olacağını biliyor. Hiçbir şekilde eyleme geçmiyor. Çünkü insanların bu durumu, kötü şartları engelleyebileceğine ilişkin aslında bir umudu da yok. Bu olmadan siz istediğiniz kadar yasa da çıkarsanız hukuk fakültelerini kapatsanız da avukatlığa giriş için sınav da getirseniz bu çözümler sorunun temeline inmeyen çözümler olduğu için çok başarılı olabileceğini düşünmüyoruz. Ben ve arkadaşlarım bahsettiğimiz bu konularda çok tartıştık. Mesela hukuk fakültelerindeki eğitim kalitesinin artırılması gerekiyor. Bu illa sayıyla alakalı bir durum olmayabilir. Fakat söylediğim gibi farkındalık, bilinç özellikle birliktelik oluşmadan bu sorunların aşılmasını çok geç görüyorum. Bu arada haksızlık yapmış olmayayım. Bazı diğer stajyer avukatlara ilişkin hakkını arayan, savunan kuruluşlar da var. Fakat bizim genel olarak gördüğümüz şey şu: Belli başlı farklı kuruluşların farklı amaçların yanında duruyor. Yani doğrudan ‘Biz stajyer avukatların sorunlarını çözeceğiz. Bu sorunların çözümüne ilişkin çözüm önerileri getireceğiz’ şeklinde ortaya çıkmış sadece buna dayanan bir kuruluş olmadığını görüyoruz. Bizde zaten dayanışmamızı bu yüzden kurmuştuk. Şu ana kadar da maalesef çevremizden duyduklarımız bu yönde oluyor. Çok da önemli değişikliklerle gittiğimizi söyleyebilirim.