2012’den Kalanlar

Yaşanıp tüketilen ömrün her gününe kaçımız tanıklık edebiliyoruz? Arkamıza dönüp baktığımızda 365 günü – bizzat kendimiz yaşadığımız halde- kaçımız tamamen hatırlayabiliyoruz? Objektifimle sadece kendi hayatıma değil başkalarının da hayatına tanıklık ettim 2012’de. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da e-vren dünyası’nın renkli kahramanlarının unutulmaz karelerinin hikayelerini anlatıyorum.

2012’den Kalanlar albümünde her ay için seçtiğim kareyi aşağıda, her bir fotoğrafın hikayesini de {ŞURADA} paylaştım.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

kış’yorgunu

kış Yorgunu

kış yorgunu yüreğim; sonbahardan kalma kırgınlıkla. yaz yorgunu bedenim, ilkbahardan kalma hayal kırıklıklarıyla.

beni neden sevdiğini ben anlayamam; seni neden sevdiğimi sen duyamazsın. sen gönlünden seversin sevdiğinde; ben yüreğimden konuşurum âşık olduğumda. belki bundan; ben hep kış yorgunu…

ne denli yetim olduğumu anlayabilseydin, bu denli öksüz ko’mazdın bu aşkı! işte bu yüzden aşk bazen bir yetim bir öksüz. Bu adı belirsiz öyle bir aşk ki iki yetim bir öksüz.

bazen aşk, günlük şarkılar gibi… fark etmeden sözlerini öğrendiğim ama aslında hiç sevmediğim şarkılar gibi. kimi zaman aşk, bir güzel sesten en güzel şiir gibi. şimdi bana duyurduğun ses, evreni sarsan bir müjde gibi; sanki sevginin dili; adeta mevlâna’nın sözleri; hatta şems’in gidişi gibi!

Not: Bu yazının yazılış hikayesini merak edenler için {şurada} açıklama var.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

2012 Sosyal Medya İletileri

Sükûn’et; huzur bul. {30 Aralık}

– {mutluyıllar} Şu hayatta 3 şeyin eksikliğini çekiyorum: Aşk, Canon 5D Mark ii, Noel ağacı :D {28 Aralık}

Aşk bazen bir yetim bir öksüz. Bu adı belirsiz öyle bir aşk ki iki yetim bir öksüz. {27 Aralık}

– Kendini dünyanın merkezi zannedenleri Allah’a havale ediyorum. Kendini evrenin merkezi zannedenlerin icabına da ben bakıyorum. {23 Aralık}

– {ben} Bir kez daha anladım ki ben kesinlikle âşık olmamalıyım, hasta olmamalıyım… üçüncüyü henüz belirleyemedim :/ {18 Aralık}

– Şu an durdum, durduğum yerde adı konulmamış bir aşk yaşadım. Aydın’la İzmir’i bir araya getiren İstanbul ağlıyor şimdi. {16 Aralık}

– Ben Umutsuz Ev Kadınları’nı seyreden umutlu bir erkeğim. Mesela Yasemin’den yana çok umutluyum ;) {13 Aralık}

 Aşk, çoğu zaman itirafı gerektirir; kimi zamansa inkârı! {6 Aralık}

– İşaretlediğin tek bir satır yoksa geçtiğin sayfalarda, kitap okuyorum deme. Tramvayda – metroda okuyorak da o kitaba haksızlık etme {2 Aralık}

– Yürümeyen merdivenler bomboş dururken yürüyen merdiven için sıraya girilen bir metropolde yaşıyorum :/Yürümeyen merdivenler bomboş dururken yürüyen merdiven için sıraya girilen bir metropolde yaşıyorum :/ {29 Kasım}

– Bu kadar sıra dışılığın ve tezatlığın bir arada olduğu İstanbul’da insanların bazı şeylere hâlâ şaşırıyor olmasına şaşırıyorum. {29 Kasım}

– Fındık kadar aklımla ceviz kadar dünyamda incir çekirdeğini doldurmayacak şeyleri kendime dert ederim. {27 Kasım}

 Yalnızlığım kadar kalabalık bu şehir. {26 Kasım}

– KPSS atamasıyla öğretmen olunmaz; öğretmenlik bir karakterdir! {24 Kasım}

– Çektin mi 3-5 tane birden değil 1 tane gelen ıslak mendil üretin gözünüzü seveyim. Tuvalet kağıdında bile uzay teknolojisindeyiz mübarek ;) {19 Kasım}

 {ben} Meğer o aşk’ın kahramanının hayatında en çok âşık olduğu adam olmuşum. {18 Kasım}

Destansı aşklar yaşadım, şiir tadında Cuma’larda. {15 Kasım}

– Ben ofisteyken savaş mı çıktı yoksa ben işten erken mi çıktım; niye boş bu vagonlar, neredesiniz yoldaşlarım ;) {15 Kasım}

– Bunun adı aşk değilse eğer kesinlikle tadelle ;) {8 Kasım}

– Bu şehir bazen çok yalnız bazen çok İstanbul! {6 Kasım}

– 8. Gün: Sizi İstanbul’a hapsetmişler; metrolara, tramvaylara. Daha iyi anlıyorum İzmir neden daha medenidir, niçin inci’dir. {4 Ekim}

– İstanbul’da bir evren var! {1 Ekim}

– Semih derdi ki insanlara “anlam yükleme, onları homojen bırak.” Ben, anlamadığım İstanbul’a anlam yükleyeceğim. {29 Eylül}

Bir Turuncu Aşk Masalı

Evren Soyuçok © 2012

Biraz uzun sürdü ama nihayet kardeşim Ziya ve Deniz‘in düğün öncesi çektiğim fotoğraflarını tamamlayabildim. Genç çiftimizin her ikisi de turuncu saçlı olunca onların evlilikle taçlanan süreçlerine Bir Turuncu Aşk Masalı demeyi uygun buldum ;)

deni[Z]iya evleniyor! isimli bir Facebook sayfası açmış ve düğün hazırlıklarını 1 yıl boyunca tüm sevenleriyle beraber takip etmiştik. Bir Turuncu Aşk Masalı’nın bir ömür boyu sürmesini diliyorum. İşte baştan sona o masaldan objektifime yansıyan kareler: Continue reading →

Dijital Medya Okulu Sona Erdi

Medya Derneği başkanı Salih MEMECAN ve Dijital Medya Okulu katılımcıları

Altı hafta boyunca süren ve toplamda 24 saatten oluşan Dijital Medya Okulu sona erdi. 1,5 ay boyunca her cumartesi Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş kampüsüne gidip farklı kurumlardan sektörün en iyi isimlerini dinlemek benim  için çok faydalı ve zevkliydi.

Son haftanın ilk dersini Medya Derneği‘nin genel sekteri Deniz Ergüler “Dijital Medya Uygulamaları” başlığı altında verdi. Ergüler’in sunumundan tuttuğum notlar şöyle: Continue reading →

Yazarların İstanbul’u – Neşe Mesutoğlu

.

Benim okuyacağım kitaplar bellidir, hepsi de sırasını bekler. İstanbul’a gelirken bütün okunmuş kitaplarımı Aydın’da bırakmak zorunda kalıp okunmamış tek bir kitapla yola çıkmıştım. Sonra Sevil imdadıma yetişmiş, beş tane kitabı koltuğumun altına sıkıştırmıştı. Kitap tanıtımları yapmak için yeni çıkanları incelerken Yazarların İstanbul’u ile karşılaştım ve sipariş edip hemen okumaya başladım. Henüz yeni geldiğim İstanbul’da edebiyatın ve sanatın büyük isimlerinden İstanbul’u okumak benim için kıymetliydi. Neşe Mesutoğlu, İlber Ortaylı‘dan Ara Güler‘e kadar 12 isimle İstanbul üzerine konuşmuş. 164 sayfalık bu zevkli kitaptan paylaşmak istediğim satırlar şöyle:

Fatih Sultan, İstanbul’u Fethedince 3 Gün Yağmalanmasına İzin Verdi!

Ahmet Ümit‘e göre “İstanbul’un şairane bir havası var.” Yazar, neredeyse Continue reading →

Metroya Tekerliği Köküne Kadar Sokan O Mühendis!

Cerem Cem ASLAN / İzmir

Cerem Cem, İzmir’de yaşayan genç bir yazılım mühendisi. Aynı zamanda bir bisiklet sevdalısı olan Cerem Cem’den ve eyleminden facebook’ta paylaşılan {söz konusu olay Üçyol – Evka-3 hattındaki metroda yaşanıyor.} Metro Yolcuları Tekerlekten Korkuyor mu? videosuyla haberdar oldum. İzmir’deki metroya bisikletiyle girebilme konusunda oldukça kararlı olan Cerem Cem’in bu eylemiyle ilgili youtube’da yer alan diğer videolarını da seyrettikten sonra kendisine ulaştım ve “İşin aslı nedir genç adam? Derdin ne, amacın ne?” diye sordum ;) O da beni kırmadı ve derdini uzun uzadıya anlattı:

Fikir harika, eylem muhteşem de bu videoda tekerleği çıkartıp gösterdiğinde metrodaki yolcular sana ters bir tepkide bulunsaydı halin nice olurdu; bunu da hesaba katmış mıydın?

Olay daha da ilginç olurdu. Her ihtimali hesaba kattığımı düşünüyorum. En baştan alalım: Continue reading →