e-günlük

Nitelikli bir yazı için birkaç önemli ayrıntı

Daha çok yazmak mı daha iyi yazmak mı? Blog yazarlığımın ilk yıllarında neredeyse hemen her gün bloğa yeni bir yazı ekleme çabası içindeydim. Bendeki bu alışkanlık, blog yazmaya başlamadan hemen önce -yıllarca süren- günlük tutma serüvenimden kaynaklanıyordu. Eğer bloğu, günü gününe yapıp ettiklerinizden oluşan dijital günlüğünüz olarak kullanmıyorsanız sık yazmak yerine düzenli aralıklarla nitelikli yazmayı tercih edebilirsiniz. Bu hem bloğun size yük olmaya başlamasını engeller hem de daha iyi / verimli yazılar yazmanızı sağlar. Blog yazıları, genel itibarıyla birer edebî metin olmasa da sonuçta her metin gibi doğru bir dile, özgün bir yapıya sahip olmalı. Peki daha iyi bir blog yazısı için nelerden kaçınmalı, nelere dikkat etmeli? Nitelikli bir yazıda bulunması ve olmaması gerekenleri toplarlamaya çalıştım. Aşağıdaki özelliklere eklenecek elbette daha başka şeyler de var ama bir yerden başlamak gerekir: Devamını Okuyun

e-günlük

Okur, yazardan aslında tam olarak ne ister?

Uydurmanın İncelikleri söyleşilerinin ilkinin tadı hâlâ damağımdayken dün ikincisine de katıldım. Hep Kitap tarafından Hakan Bıçakçı yönetiminde düzenlenen Uydurmanın İncelikleri söyleşileri, aynı ismi taşıyan kitaba katkı sağlayan yazarlarla her ayın 21’inde Pera Müzesinde yapılıyor. Hem kitap hem de kitabın ardından gerçekleştirilen bu söyleşiler, edebiyat alanında iyi düşünülmüş, harika bir proje. “Uydurmanın Sözcüleri” başlığıyla düzenlenen bu ayki söyleşiye Başar Başarır ve Müge İplikçi ile geçen aylarda kendisinden eleştirel okuma eğitimleri aldığım Jale Sancak  katıldı. Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

Senfoni Orkestrasından Gelecek Vadeden Blog Yazarlığına

Ezgi, Bilkent Senfoni Orkestrasında fagot çalarak çoğunluğumuzun yabancısı olduğu bir sanat icra ederken yeni neslin de gittikçe yabancılaştığı blog dünyasına adım attı. Pinterest, Instagram gibi sosyal ağlar ait olduğu kuşağa daha yakın olmasına rağmen Ezgi, blog gibi zahmetli bir sosyal medya uğraşısı içine girerek bir anlamda kendi evini satın alıp orayı dayayıp döşemeyi tercih etti. Ve bu tercih, Ezgi’nin Gelecek Vadeden Blog (GVEB) unvanına kavuşarak yolumuzun kesişmesini sağladı.  Devamını Okuyun

e-günlük

Geleceğin Bilimi Forumu 2018’den Notlarım: Gelecek Umut Verici

Bugün, Geleceğin Bilimi Forumu 2018’e katıldım.  İstanbul Medipol Üniversitesi Güney Yerleşkesindeki binada eş zamanlı birçok oturum vardı. Oturumlardaki seyirci sayısının ve ilginin çokluğu ilk dikkatimi çeken ayrıntıydı. Salonlarda gerçekleştirilen oturumların haricinde üniversite binasının neredeyse tamamında farklı etkinliklerle forum, canlı bir organizasyona dönüştürülmüş. Forumu düzenleyen gençler arasındaki iş birliğineyse hayran kaldım, inanılmaz bir iş bölümü vardı ve göz dolduran bir organizasyon yeteneği sergilediler. Devamını Okuyun

e-günlük

İnternet gazeteciliğinde patron sosyal ağlar mı?

BBC Türkçe’nin sosyal medya editörü Enis Şenerdem’in görüşüne göre dünyanın en büyük gazeteleri de haber siteleri de büyük patron Mark Zuckerberg’in eline düşmüş durumda. Bunun öncelikli sebebi bütün sosyal ağlar içinde hâlâ en hatırı sayılır kitlenin ve ziyaretçi trafiğinin Facebook’ta olması. “Başka haber kaynaklarıyla değil Facebook’taki diğer içeriklerle rekabet ediyoruz.” diyerek internet gazeteciliğinin geldiği noktaya parmak basıyor Enis.  Devamını Okuyun

e-günlük

Bir türlü sırası gelmeyen yapılacaklar listesi

Sanırım hayatta tek ertelemediğim şey, hapşırmak. Hapşırasım geldiği an – öyle bir defa da değil en az üç defa- hapşırmayı çok severim. Tek sefer hapşırdığımda da üzülürüm, illa onu üçleyeceğim. Hayatımın geri kalanıysa maalesef ötelenen “yapılacaklar listesi”yle dolu. Üstelik o listeye her gün yenileri ekleniyor. Google Keep‘im farklı başlıklarda onlarca “yapılacaklar listesi”yle dolu, her bir liste de onlarca maddeyle. Geçen gün söyleşilerine katıldığım Seray Şahiner de benzer bir şey söylemişti: “Roman yazmam gerekiyor diye bulaşık yıkamaya başlıyorum. Bulaşık bitince evin çatısını onarttırıyorum.” Yazması gereken romanın başına oturmayıp onu sürekli bir öteleme durumunda. “Vakit vardır, niyet yoktur” sözünü Özgür Bolat’tan duymuştum. Ne kadar doğru. Yapılacaklar listesinin sürekli kabarması, onları yapmaya vaktimizin mi yoksa niyetimizin mi olmamasından, durup düşünmek lazım.  Devamını Okuyun

e-günlük

Dört yazardan uydurma sürecinin ayrıntıları

Fotoğraflar: Hep Kitap

Önünden defalarca geçtiğim ama dün ilk defa içine girdiğim Pera Müzesinde,  Uydurmanın İncelikleri kitabına katkıda bulunan yazarlardan Hakan Bıçakçı, Seray Şahiner, İsmail Güzelsoy ve Doğu Yüce’nin uydurma sürecini ele aldıkları harika bir söyleşiyi dinledim. Dört yazarı da ilk defa yakından gördüm. Yazma, bir eser yayımlama konusunda sandığımızın aksine o kadar cesur olmadıklarını, kendilerini yazarlık konusunda çok yetkin görmediklerini sürekli yinelediler. Yazmaya başlamak isteyip de buna cesaret edemeyenler varsa bizim bu korkularımız da onlara cesaret verebilir dediler. Dinleyici grubu kalabalıktı, sohbet çok keyifliydi, ortam harikaydı. Etkinlik sorumlusu “söyleşi süresinin 55 dakika aşıldığı” uyarısını yapmasa sahnedeki yazarlar konuşmaya, seyirciler dinlemeye devam edebilirdi.  Devamını Okuyun