Hat ve Tezhip Sanatçısı Muhammet Mağ’la Söyleşi Gerçekleştirdim

musannat.com için yaptığım söyleşilerin üçüncüsü yayında. Hat ve tezhip sanatçısı Muhammet Mağ, Türk hat sanatına “zülüflü elif”i kazandıran isim. Hat sanatının “Türk” sanatı olduğunu, “Türk”ün yerine “İslam sanatı, güzel yazı” denmesinin sahip olduğumuz hazineyi basitleştireceğini savunuyor. Hat ve tezhip sanatının aykırı ismi Mağ, camilerde kültür – sanat etkinlikleri düzenlenmesine de karşı.

Söyleşinin tamamını musannat.com‘da okuyabilirsiniz.

Her blog, arkasında yazarının yalnızlığını barındırır

Kişisel bloğum e-vren günlüğü, 27 Temmuz’da on yedi yılı devirdi. Bu vesilesiyle yazıyı İstanbul’da yazmayı planlıyordum ancak dönüp dolaşıp Aydın’da, e-vren günlüğü’nün de doğduğu şehirde yazmak nasip oldu. İlk yedi yıl Aydın’dan yazdığım yazıların son on yıldır yaşadığım İstanbul’dan yazılıyor olduğu gerçeğini de buraya not düşeyim.

Continue reading →

“Ailemin üçüncü ve ilk erkek çocuğuyum” cümlesi nasıl düzeltilir?

“Baş, dille tartılır.” derler. Kullandığımız sözcükler, cümleleri kuruş şeklimiz, tonlama ve vurgularımız hakkımızda önemli bilgiler verirken nasıl algılandığımızı belirler, insanlarla iletişimimizi şekillendirir. “Mütevazı” diyen birinin “mütevazi” diyene, “itibarıyla” yazan birinin “itibariyle” yazana göre bizdeki algısı elbette bambaşkadır. Konuşurken, yazarken tercih ettiğimiz sözcüğün, kurduğumuz cümlenin yapısı üzerinde kaçımız ciddi anlamda düşünüyoruz?

Continue reading →

Minyatür Sanatçısı Murat Palta’yla Yaptığım Şöyleşi

musannat.com için sanatçılarla söyleşiler gerçekleştirmeye devam ediyorum. Selçuk Mülayim’den sonra sorularımı yönelttiğim ikinci isim eserleriyle sanatta “zaman kırılması” gerçekleştiren Murat Palta oldu. Sanatta zamanı tersine işleten Palta, “Popüler kültür ögelerini Osmanlı minyatürlerine dönüştüren sanatçı” olarak tanımlanıyor. Ben de minyatüre sıra dışı bir bakış açısı getiren Palta’ya çocukluğundan başlayarak günümüze uzanan sanat yolculuğuna dair sorular yönelttim. Söyleşinin tamamını musannat.com‘da okuyabilirsiniz.

Selçuk Mülayim’e Mimar Sinan’ın Mezarının Açılma Sebebini Sordum

Uzun süredir söyleşi yapmıyordum ve özlemiştim. Geçen aylarda denk geldiğim bir makalesi sayesinde de Prof. Dr. Selçuk Mülayim’le makalesinde bahsettiği konular üzerine bir söyleşi gerçekleştirmek istedim. Mülayim, makalesinde Mimar Sinan’ın Türk olup olmadığına dair 1930’lu yıllarda koparılan fırtınanın ayrıntılarından bahsediyor. Devamında da Sinan’ın ırk tespitinin yapılabilmesi için mezarının açıldığını, farklı zaman dilimlerinde iki defa daha açıldığını anlatıyor. Makalede okuduklarım karşısında duyduğum şaşkınlık beni, kendisine ulaşıp yazdıkları üzerinden söyleşi yapmaya itti. Selçuk Hoca da ricamı kırmayıp telefon üzerinden sorularımı yanıtladı.

Continue reading →

Hangi taraftasın: Gözetleyen mi teşhir eden mi?

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinden Zuhal Akmeşe ve Kemal Deniz’in 2017 yılında yazdıkları Stalk, Benliğin İzini Sürmek başlıklı makalelerini okudum. Sosyal ağlardaki hesaplarımızda özel hayatımızdan izler taşıyan paylaşımlarımızla ilgili üzerine düşünmemizi, durup bu eylemlerimizi sorgulamamızı gerektiren görüşleri var.

Continue reading →

Sesli Kitap Okumak Niçin Önemli?

Whatsapp aile grubunda geçen akşamki yazışmalarda konu, “sesli kitap okuma”ya geldi. Annem, yüksek sesle kitap okumanın strese iyi geldiğini yazdı. Ziya, oğlu Efe henüz okuma bilmediği için ona zaten kitapları sesli okuduğunu söyledi. Ben de “Aslında kitap sesli okunur, diğer türlü diksiyona pek faydası yoktur” gibi iddialı bir çıkışta bulundum ;) Ziya, bunu “ilk defa duyduğunu” söylerken İbrahim de “Bu söylediklerinizden kitapların haberi var mı acaba?” diye sordu.

Continue reading →