Dijital arınma yöntemlerim 2

Bir blog yazarı ve dijital içerik üretici olarak benim için dijital arınma ne kadar mümkün, buna gerek var mı, tartışılır. İnternetin bana ne kadar gerekli, akıllı cep telefonu uygulamalarının hangilerinin benim için yeterli olduğunu ancak kişisel deneyimlerim ve ihtiyaçlarım dahilinde sadece ben belirleyebilirim. Bir doymuşluk, sürekli bilgisayarım, tabletim ve cep telefonumun ışıklı ekranlarına bakmaktan bıkmışlık (neyse ki akıllı saatim yok) ve zihinsel yorgunluk hissi içerisindeyim, hem de epeydir. Bu sebeple İnterneti ve dijital araçları hayatımda azaltmaya başladım.

Continue reading →

Hayaller yapay zeka gerçekler yapay virüs

Aylar önce Çin’in virüsle savaşını uzaktan, çok uzaktan kimi zaman şaşkınlıkla çoğu zaman umursamazlıkla takip ederken Mart, 2020’de adına söylenen deyimin hakkını verdi: Kapıdan baktırdı. Hatta pencereden… Dört duvar arasına, televizyonun ve cep telefonunun ekranlarına sıkışıp kaldık. Yapay zekayı konuşur, Mars’a gitme planları yaparken sahile yürüyüşe, ekmek almaya bakkala, çalışmak için işe gidemediğimiz günler yaşamaya başladık. Üstüne üstlük iki günlük de olsa ilk resmî sokağa çıkma yasağını da gördük bu hafta sonu.

Continue reading →

Nasıl okuyorum?

Kendimi bildim bileli kitap okuyan, okumayı ve okuduklarından notlar almayı seven biriyim. Bloğumda da okuma deneyimlerim üzerine 2015 yılında Kitap okuma alışkanlığım üzerine birkaç ilginç detay ile 2017 yılında Kitap okuma önceliklerim ve yöntemlerim başlıklı iki yazı yazdım. O yıllardan bugüne kitap okuma tercih ve yöntemlerimde bazı değişiklikler oldu. Bu da kendi adıma sevindirici bir durum çünkü “daha verimli ve faydalı bir okuma deneyimi edinebilmek için öğrenmeye, denemeler yapmaya, okuma eylemimi geliştirmeye devam ediyorum. Bu yazımda da bu değişimleri ve taktikleri paylaşacağım. Özellikle “kitap okumaya vakit bulamıyorum” veya “kitap okumak beni sıkıyor” diyenlere yazının sonlarına doğru bir “5 gün 5 dakika” kuralından bahsediyorum.

Continue reading →

Nurullah Ataç’tan 9 Özlü Söz

Nurullah Ataç‘ın Günlerin Getirdiği (1946) ve Sözden Söze (1952) eserlerinin Yapı Kredi Yayınları tarafından 1998 yılında tek kitap olarak yayımlanmış halinin 6. baskısını okudum. Kurgusal yapıtları haricinde anı, günlük veya mektupları sayesinde doğrudan edebiyatçıları kendilerinden dinlemek bana ayrı bir haz veriyor. Ataç, başta kendisi olmak üzere diğer edebiyatçılarla ilgili görüşlerini ve zaman zaman da Türkçe hassasiyetini kendine has üslubuyla yazıyor. Ben Günlerin Getirdiği – Sözden Söze‘yi okurken büyük zevk aldım. İki eserin birleşimi olan kitap, başlı başına bir hazine ancak ben özellikle Günlerin Getirdiği bölümünden Nurullah Ataç’a ait dokuz cümleyi burada nakletmek istedim.

Continue reading →

Dijital arınma yöntemlerim 1

Hayatımda uyguladığım dijital arınma yöntemleriyle ilgili yazı yazmayı epeydir planlıyor ancak erteliyordum. Cal Newport‘un Dijital Minimalizm kitabını okumaya başlayacağım için, kitaptan etkilenmeden ve Newport’un önerilerini tatbik etmeye başlamadan önce dijital arınmaya dair halihazırda aldığım önlemleri sıralamak istedim. Kitabını okuyup oradaki önerilerden uygulamaya başladıklarımla ilgili bu yazının devamı niteliğinde ikinci bir yazı yazacağım

Continue reading →

YTÜ Geleneksel Sanatlar Kulübüyle “kulüp kültürü”nü konuştuk

Çalıştığım ofise birkaç hafta önce geldiklerinde tanıştığım Yıldız Teknik Üniversitesi Geleneksel Sanatlar Kulübü‘nden arkadaşlarla 6 Ocak Pazartesi günü üniversitenin Davutpaşa’daki yerleşkesinde tekrar bir araya geldim. Kulübün yönetim kurulundan yedi arkadaşla kulüplerinin etkinlik düzenlerken ve sosyal ağ hesaplarını kullanırken dikkat etmesi gereken noktaları konuştuk.

Continue reading →