Nurullah Ataç’tan 9 Özlü Söz

Nurullah Ataç‘ın Günlerin Getirdiği (1946) ve Sözden Söze (1952) eserlerinin Yapı Kredi Yayınları tarafından 1998 yılında tek kitap olarak yayımlanmış halinin 6. baskısını okudum. Kurgusal yapıtları haricinde anı, günlük veya mektupları sayesinde doğrudan edebiyatçıları kendilerinden dinlemek bana ayrı bir haz veriyor. Ataç, başta kendisi olmak üzere diğer edebiyatçılarla ilgili görüşlerini ve zaman zaman da Türkçe hassasiyetini kendine has üslubuyla yazıyor. Ben Günlerin Getirdiği – Sözden Söze‘yi okurken büyük zevk aldım. İki eserin birleşimi olan kitap, başlı başına bir hazine ancak ben özellikle Günlerin Getirdiği bölümünden Nurullah Ataç’a ait dokuz cümleyi burada nakletmek istedim.

Continue reading →

Dijital arınma yöntemlerim 1

Hayatımda uyguladığım dijital arınma yöntemleriyle ilgili yazı yazmayı epeydir planlıyor ancak erteliyordum. Cal Newport‘un Dijital Minimalizm kitabını okumaya başlayacağım için, kitaptan etkilenmeden ve Newport’un önerilerini tatbik etmeye başlamadan önce dijital arınmaya dair halihazırda aldığım önlemleri sıralamak istedim. Kitabını okuyup oradaki önerilerden uygulamaya başladıklarımla ilgili bu yazının devamı niteliğinde ikinci bir yazı yazacağım

Continue reading →

YTÜ Geleneksel Sanatlar Kulübüyle “kulüp kültürü”nü konuştuk

Çalıştığım ofise birkaç hafta önce geldiklerinde tanıştığım Yıldız Teknik Üniversitesi Geleneksel Sanatlar Kulübü‘nden arkadaşlarla 6 Ocak Pazartesi günü üniversitenin Davutpaşa’daki yerleşkesinde tekrar bir araya geldim. Kulübün yönetim kurulundan yedi arkadaşla kulüplerinin etkinlik düzenlerken ve sosyal ağ hesaplarını kullanırken dikkat etmesi gereken noktaları konuştuk.

Continue reading →

Gamze Nurluoğlu: İçerik artık kral değil

Gamze Nurluoğlu’nun ING İnovasyon Merkezindeki Her Şey İçerikle Başlar başlıklı sunumuna katıldım. İçerik zannettiğimiz şeyin aslında sadece paylaşım olduğu gerçeğiyle yüzleşmemi sağladığı konuşmasında içerik üretiminin inceliklerini, etkili içeriğin püf noktalarını ve içerik üretiminin 2020’de hangi yöne evrileceğini anlattı. 

Continue reading →

Yalova Üniversitesinde İçerik Üretimini Anlattım

Yalova Üniversitesi Hukuk Topluluğu‘nun (YUHT) daveti üzerine cuma günü ilk kez Yalova’ya gittim. Yanlış saymadıysam YUHT üyesi 17 hukuk öğrencisi son derece misafirperver bir şekilde karşıladı beni. Hepsi sosyal sorumluluk bilincine sahip, kendilerini geliştirmek için uğraşan, farkındalığı yüksek, pırıl pırıl gençlerdi. Geleceğimize ve gençliğimize dair umutlarımı yeşerttiler. İçerik üretimi, etkinlik düzenleme ve blog yazarlığı üzerine sohbet ettiğim YUHT’li gençlere öncelikle bugüne kadar hangi etkinlikleri düzenlediklerini sordum. Yatıkları etkinlikleri, hayata geçirdikleri projeleri özetlediler ancak bütün bunları kanıtlamalarını istedim. Etkinliklere dair afişler, fotoğraflar ve bazı videoların olduğunu tahmin ediyorum; hatta bununla ilgili bir sunum da hazırlamışlardı. Fakat kastettiğim şey bu değildi. Asıl kastettiğim yazılı, sesli ve görüntülü içerik üreterek söz konusu etkinlikleri görünür ve kalıcı kılıp kılmadıklarıydı. Zaten bunun için Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesindeydim.

Continue reading →

Arda Kutsal: Blog yazarlığından Webrazzi patronluğuna

Arda Kutsal’ın Kolektif House Maslak şubesindeki söyleşisine katıldım. Webrazzi’yi kurma hikâyesini anlatmaya 2005 yılında açtığı bloğundan bahsederek başladı. Hâlâ açık olan ve eski yazıların yayında olduğu ardakutsal.blogspot.com’a girip baktım. 8 Temmuz 2005 tarihinde yazdığı ilk blog yazısında Arda, “Bir süredir kendi yazdığım sistemlerin dışında global bir BLOG ile çalışmak istiyordum. Düşünüp taşınıp Blogger.com’a karar verdim. Buraya ne tür yazılar mı yazıcam? Canım ne isterse, ne konuda yazmak istersem hepsini, herşeyi. Ama hepsinin sonunda amaç hep aynı olacak. Paylaşmak” demiş. Takipçisi az olmasına rağmen enteresan bir ilgi gördüğünü söylediği bloğunda bazen günlük hayatını bazen profesyonel yazılarını bir arada yayımlamasından dolayı kişisel ile profesyonelliğin aynı yerde olmasının kendisine bir süre sonra anlamsız görünmeye başladığını anlattı. Sonrası malum. Profesyonel yazlarını profesyonel bir marka altında yayımlamaya karar verip Ağustos 2006’da ismi “web paparazzi”den üretilen Webrazzi’yi açar, Temmuz 2007’de de bu siteyi şirketleştirir. 2005 yılında açtığı blog, aslında Arda Kutsal’ı Webrazzi’ye götüren sürecin de başlangıcı.

“Webrazzi’nin yüzde 75’i bende. Gül gibi geçinip gidiyoruz.” diyen Arda’nın söyleşisinden aldığım notlar şu şekilde:

Arda Kutsal – Webrazzi Kurucusu

Webrazzi yazdıysa doğrudur

  • Webrazzi’de şu an 16-17 kişiyiz. Ekip bir ara 21-22 kişiyi gördü, o noktada bende delirme başladı. Tekrar 17’lere çektik çünkü bizim yapımızda bir şirket için verimlilik azalmaya başlıyor.
  • “Webrazzi yazdıysa doğrudur” diye bir algı vardır. Yazdığımız ve olmayan bir duyum büyük olasılıkla bugüne kadar ikidir. Yazdığımız genelde doğru çıkar.
  • Webrazzi konferanslarına bugüne kadar “geldik de hiç beğenmedik” diyeni görmedim. Dediyse de çok başka bir beklentisi vardır. Bugüne kadar yapılan tüm etkinliklerden herkes memnun kalıyor. O yüzden Webrazzi konferansları her zaman doludur. Çoğunlukla biletler erken biter.
  • Etkinliklerle ilgili en önemli ayrıntı: Webrazzi davetiye vermez.
  • Webrazzi’de bugüne kadar “Para verdim haberimi yaptılar” diyen bir insan olamaz, mümkün değil. Sponsorlu içerik var ama üzerinde sponsorlu içerik yazar. O yazıyı Webrazzi yazmıyor, sponsorlu içerik markadan gelir. Webrazzi’de reklam haberi yayımlamayız.

Cehalet mutluluktur

  • Konferanslarda yer almayı çok seviyorum. Sahnede olmayı seven bir adamım. Webrazzi sonuçta bir etkinlik şirketi değil. Etkinlik, yaptığımız işin sadece bir bölümü. Ama tabii ki sizlerin daha çok gözünüzün önünde olan şey etkinlik olduğu için algı hep Webrazzi, Webrazzi Summit gibi düşünülüyor.
  • Girişimciyim, zaten karakterim de öyle. Çok sevdiğim iki söz var: “Cahil cesareti” ve “Cehalet mutluluktur.” 
  • Girişim hızımız acayip yavaş gidiyor. Türkiye’de hâlâ olması gerektiği kadar yatırımcı yok, olması gereken kalitede girişim sayısı az. Bu arada girişimcilik kolay bir şey değil. Girişimcilerin çok rahat hayal kuramamalarını, hayal kurmayı biraz unutmuş olmalarını veya o cesareti gösterememelerini  anlıyorum. Yatırımcıların da biraz daha ürkek davranmalarını anlıyorum. Ama birkaç başarı hikâyesinden sonra her şeyin çok hızlı değişeceğini düşünüyorum. Ve şu an tam zamanı olduğuna inanıyorum. 13 yıldır bu işi yapıyorum bana güvenin. Şu anda tam zamanı. Çünkü paternler her şeyi çok güzel gösteriyor. 2008’deki ekonomik kriz sonrası hareketlerle 2009’da yaşadıklarımız, 2010’da nabız ve Türkiye’de internet ekosistemi adına 2011-2012’deki altın yıllar… 2008’den itibaren 2009, 2010’daki paternleri şu anda görüyorum. O yüzden de internet sektörü için 2020-2022’de tekrardan Türkiye’den bir yatırımcı ilgisi artışı ve belli bir değerlemenin üzerine çıkabilmiş girişimlerin sayısındaki artışı göreceğimizi düşünüyorum.

Hayatta apartman dairesine yatırım yapmam

  • Bugüne kadar 14 yatırım yaptım. Bunun 1’i exit oldu, 13’ü hâlâ aktif devam ediyor, bunların da sadece 2 tanesi Türkiye’de. Geri kalan hepsi yurt dışı yatırımlar. Bunun birkaç sebebi var. “Adam bize söylüyor neden kendi yapmıyor” demeyin çünkü o zamanlardaki etik anlayışım, rekabetin içinde bir yatırımcı olarak Türkiye’de yer almanın doğru olmayacağına dairdi. O yüzden de Türkiye’de rekabete girmeyecek işlere ortak olmaya çalıştığım için ancak 2 tanesine ortak olabilmiştim. Bu inancım değişti çünkü bana kimse “Arda bey çok etiksiniz gerçekten, bu davranışınızı çok takdir ettik, buyurun bu da plaketiniz” demedikleri için çok da kasmaya gerek olmadığına karar verdim. Türkiye’de artık iyi bir iş görürsem yatırım yaparım.
  • Ben hayatta apartman dairesine yatırım yapacak adam değilim. Ortada hiçbir şey yokken daha yarım saat önce tanıştığım bir insana çıkartıp 50 bin ,100 bin dolar yatırım yapabilen bir kafa yapısından geliyorum. Ama siz bana Ereğli Demir Çelik’i al derseniz almayacağım. Bankanın araştırmasının tavsiyesiyle beni arayan yatırım danışmanın bana “şu hisseyi al” demesi, risk anlamında benim için biraz önce tanıştığım bir insana para yatırmaktan daha büyük risk.

Elon Musk’ı ölmeden getireceğim

  • Girişimcinin, yatırımcının aslında ortağı olacağı gerçeğini unutmaması gerekir. Yatırımcıyı sadece para olarak görmemeli. Yatırımcının da o girişimciye inanıp güvenmesi lazım çünkü o işi o girşimci yönetecek. 
  • (Webrazzi konferanslarına getirmek amacıyla) Hayatta olsa Steve Jobs için uğraşırdım, Elon Musk için de bayağı bir kastım. Ama hâlâ uğraşıyorum, fırsat kovalıyorum. Konferansa gelmesi için şimdilik ileride gördüğüm bir şey yok ama Musk, hakikaten şu an dünyada getirmek istediğim Steve Jobs’tan sonraki kişidir. Çünkü kendisini şahsen seviyorum, tarzını seviyorum. Elon Musk süper PR dehası, çok hoşuma gidiyor o tarzı. Hastasıyımdır kendisinin, inşallah başaracağım, o ölmeden getireceğiz onu.