Blog Yazarlığında 15 Yıl

2005’lerde başlayan blog yazarlığı maceramda bugün itibarıyla on beş yılı geride bıraktım. Yıllar önce bilgisayarın başına geçtiğimde adını sonradan e-vren günlüğü koyacağım bu blogda on beş yıl boyunca yazacağımı tahmin etmezdim. Blog yazmaya hangi tarih ve dijital platformda başladığımı aslında tam olarak hatırlayamıyorum. Lisans tezimi yazmak için alınan markasını hatırlamadığım siyah renkli masaüstü bilgisayarla birlikte eve bağlattığımız ADSL internet belki de blog yolculuğumu hızlandıran etkenler oldu.

Continue reading →

Yeni Blogları Destekleme Fonu

Blog yazarlığını çok önemsiyorum ve her ne iş yaparsam yapayım, çalıştığım şirketlerde unvanım ne olursa olsun birçok platformda ismimin başına “blog yazarı” yazdım, yazdırdım. Üniversite davetlerinde gençlere blog yazarlığının önemini anlatmaya, yeni blogları desteklemeye ve Türkçe blogların gelişmesi amacıyla atılan her adıma katkı sunmaya çalıştım, çalışmaya da devam edeceğim. Bu anlamda yeni ve somut bir adım daha atmak istiyorum.

Continue reading →

Salâh Birsel: Yeniden Günlüğüme Dönüyorum

“16 yıl aradan sonra yeniden günlüğüme dönüyorum. Bu kez, günlüğümün ta ortasına kendimi oturtacağım.” diyor Salâh Birsel, Hacivat Günlüğü‘nde. İstiklal Caddesindeki Aslıhan Pasajında yer alan sahaflarda Nurullah Ataç’ın kitaplarını ararken çıkmıştı karşıma Hacivat Günlüğü. Eskiden beri yazarların günlüklerini okumayı çok sevdiğim için Birsel’in günlükleriyle karşılaşınca büyük bir heyecan yaşadım. Heyecanım, günlüklerin sayfaları arasında ilerledikçe daha da arttı.

Continue reading →

İnsan kendini geride bırakabilir mi?

Adımlarımızı ağırlaştıran, mesleki gelişimimizi yavaşlatan asıl etken bir türlü vazgeçmeye cesaret edemediğimiz alışkanlıklarımız. Bazısı bizi biz yaptığını zannettiğimiz değerler, bazısı konfor alanımızın dışına çıkmamızı engelleyen alışkanlıklar, bazısı korkularımız. Aslında Ali Saydam’ın da dediği gibi “vazgeçmek, özgürlüktür”. Ve belki de geleceğimiz, bugün vazgeçebildiklerimizin üzerine kurulacak.

Continue reading →

Dijital arınma yöntemlerim 2

Bir blog yazarı ve dijital içerik üretici olarak benim için dijital arınma ne kadar mümkün, buna gerek var mı, tartışılır. İnternetin bana ne kadar gerekli, akıllı cep telefonu uygulamalarının hangilerinin benim için yeterli olduğunu ancak kişisel deneyimlerim ve ihtiyaçlarım dahilinde sadece ben belirleyebilirim. Bir doymuşluk, sürekli bilgisayarım, tabletim ve cep telefonumun ışıklı ekranlarına bakmaktan bıkmışlık (neyse ki akıllı saatim yok) ve zihinsel yorgunluk hissi içerisindeyim, hem de epeydir. Bu sebeple İnterneti ve dijital araçları hayatımda azaltmaya başladım.

Continue reading →

Hayaller yapay zeka gerçekler yapay virüs

Aylar önce Çin’in virüsle savaşını uzaktan, çok uzaktan kimi zaman şaşkınlıkla çoğu zaman umursamazlıkla takip ederken Mart, 2020’de adına söylenen deyimin hakkını verdi: Kapıdan baktırdı. Hatta pencereden… Dört duvar arasına, televizyonun ve cep telefonunun ekranlarına sıkışıp kaldık. Yapay zekayı konuşur, Mars’a gitme planları yaparken sahile yürüyüşe, ekmek almaya bakkala, çalışmak için işe gidemediğimiz günler yaşamaya başladık. Üstüne üstlük iki günlük de olsa ilk resmî sokağa çıkma yasağını da gördük bu hafta sonu.

Continue reading →