Hangi taraftasın: Gözetleyen mi teşhir eden mi?

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinden Zuhal Akmeşe ve Kemal Deniz’in 2017 yılında yazdıkları Stalk, Benliğin İzini Sürmek başlıklı makalelerini okudum. Sosyal ağlardaki hesaplarımızda özel hayatımızdan izler taşıyan paylaşımlarımızla ilgili üzerine düşünmemizi, durup bu eylemlerimizi sorgulamamızı gerektiren görüşleri var.

Akmeşe ve Deniz’in “Sosyal medyada gerçekleştirilen stalklama, ardında gözetlenenin gizli bir kabulünü de barındırmaktadır. Çünkü gözetlenen gözetlendiğinin farkındadır. Hatta bilinçli olarak kendisini gözetleyen stalker’ı takipte tutmak için izler bırakır.” cümleleriyle kendi adıma bu sorgulamayı yapmaya başladım. Instagram ve Whatsapp’ta hikâye paylaştığımızda kimler tarafından görüldüğüne veya Twitter’da tivit attığımızda kimlerin beğenip retweetlediğine bakıyoruz. Makalede, bizim bu geri bildirimleri takip etmemizin, bizi de aynı zamanda takipçilerini izleyen stalker’a dönüştürdüğü belirtiliyor.

telegram

Akmeşe ve Deniz’e göre Facebook veya Instagram’da fotoğraflarımızı, gezdiğimiz yerleri paylaşarak, Instagram’da Whatsapp’ta anlık durum güncellemeleri yaparak arkadaş listemizdekilerin bizi takip edebilmesi için aslında bilinçli olarak izler bırakıyoruz. Kimimiz bunu “görünürlüğü artırmak”, kimimiz “güncel kalmak” için, kimimiz de paylaşımları sadece “arkadaş listesine açık, dışarıya kapalı” yaptığımızı söylüyoruz. Ama işin temelinde takip edilme, “ne yaptığımın, ne durumda olduğumun bilinmesi” arzusu var. Sanırım insanlık, özel hayatını görünür kılma noktasında tarih boyunca hiç bu kadar cömert olmamıştı.

Eğer herkese açık – sadece arkadaş listemizdekilere açık bile olsa- ruh hâlimizi anlatan cümleler, nereyi gezdiğimize veya kimlerle ne kadar eğlendiğimize dair videolar / fotoğraflar paylaşıyorsak gözetlendiğimizin farkındayız. Aslında gözetlenmek de istiyoruz. Makaleye göre sosyal ağlardaki bu eylemlerimizde bilinçli bir teşhir söz konusu. Balkonda kahvaltı ederken karşı balkondakinin gözlerini dikip bizi seyretmesi saplantılı ve sakıncalı bir davranış olarak algılanırken internet ortamındaki bu takip etme, görme, izleme davranışları çoğunlukla merak duygusunu tatmin etme ve olağan bir durum olarak karşılanıyor. Siber alemdeki bu stalklama ve stalklanma isteğinde deyim yerindeyse her iki taraf da gönüllü ve rıza gösteren bir pozisyonda. Akmeşe ve Deniz de bu durumu “sosyal ağlarda gerçekleştirilen stalk eylemi, toplumsal yapı içerisinde normal karşılanan, gözetlenen de gözetlendiğinin farkında olduğu, stalker için yol haritası oluşturduğu hatta gözetlenme esnasında aldığı geribildirimler (fotoğrafa yorum, like vb.) ile haz duyduğu gözlenmektedir.” sözleriyle özetliyor. Makalede yer verilen “sosyal ağları kullanan tüm kullanıcıların aslında bu ağları kullanım amacının kendisini, ağı kullanan diğer kullanıcılarla iletişime geçmek ve ilişkiler kurmak adına bir anlamda vitrin haline getirdiği düşüncesidir.” tespitine de sanırım pek karşı çıkamayız.

Yukarıda verdiğim balkon örneğindeki haklılığım, makalenin satırları arasında yer alan “Sosyal ağların yoğun kullanılmasının özünde bireyin kendi gerçekliğinden kaçarak, olmayı istediği kişi gibi davranma özgürlüğüne sahip olması ve sanal benini dilediği/hayal ettiği şekilde oluşturarak yeni bir ben var etme çabasının olduğu ileri sürülebilir.” ifadelerinde gizli. Balkonda veya perdelerimiz açık pencere önünde masamızda çalışırken olmayı istediğimiz kişi görüntüsünü pek veremiyoruz. Sosyal uygulamalardaki filtreler, müzik ve efektler bize, mekândan ve zamandan hatta bizden bile bağımsız farklı bir ben ortaya koyabilmeyi sağlıyor. Sosyal ağ hesaplarımızda inşa ettiğimiz profiller -yani sanal ben- üzerinden de sürekli kendimizle ilgili bilgiler paylaşarak, ağımızda bulunan diğer kullanıcılara nasıl biri olduğumuzu, nelerden hoşlandığımızı, nereleri gezdiğimizi, bir ilişkimiz olup olmadığını, gündelik sıkıntı veya mutluluklarımızı servis ederek stalkerlar için bir yol haritası çiziyoruz. Bu noktada makalede “Bu paylaşımlar yorum aldığında, paylaşıldığında ve like/beğeni topladığında dikizlenen konumunda olan birey aldığı geribildirimlerle tatmin olur. Bu geribildirimlerin varlığı dikizlenen konumda olan bireyin bu anlamda dikizlendiğinin farkında olduğunu ve bunu istediğini göstermektedir. Bu bağlamda, bireylerin daha çok ilişki kurmak, onay almak ve kabul görmek için daha çok paylaşımda bulunarak, özel hayatlarını tanımadıklarına daha fazla açtıkları iddia edilebilir.” yorumu da yapılıyor.

Hepimiz stalker’ız

Akmeşe ve Deniz, sosyal ağda profil oluşturan bir birey, bir şekilde bu ağda bulunan kullanıcılarla ilişki kurma, onlar hakkında bilgi alma ve kendini bu ağda var etme amaçlarından herhangi biri veya birkaçını taşıdığı için “Günümüzün sosyal ağ kullanıcılarının her birini bir stalker olarak ifade etmek pek de zorlama bir ifade olmayacaktır.” diyor.

Beyaz yakalıların sosyal ağı olarak tabir edilen Linkedin’i oldum olası anlayamadığımı ve Linkedin’de son birkaç yıldır yapılan paylaşımların Facebook’tan farksız olmadığını her fırsatta söylerim. İş bağlantıları kurma ya da var olan iş bağlantılarını güçlendirme amaçlı kullanıldığı söylenen Linkedin için de stalklama ve bilinçli olarak stalklanmada diğer sosyal ağlardakine benzer bir durum söz konusu. Makalede bununla ilgili “LinkedIn gibi profesyonel iş ağı olarak ifade edilen ağlarda da son dönemlerde yaygın bir şekilde selfieler, duygusal durum güncellemeleri, doğum gününde alınan hediyeler vb. özel hayata dair paylaşımların yoğunluğu dikkat çekmektedir. Bu durum aslında çıkış amacı farklı olsa bile bütün sosyal ağların bireyin kendini göstermesi veya izleyiciye/takipçiye sunması amacıyla kullanıldığını ortaya koymaktadır.” ifadelerine yer verilmekte.

“Beni gözetle” tahriki

Sosyal ağ kullanım şeklimizi anlayıp yorumlamamızı sağlayan Stalk, Benliğin İzini Sürmek makalesi, idealize ettiğimiz dijital kimliğimizi sergileyebilmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz paylaşımları, aynı zamanda görülüp izlendiğini bildiğimiz / arzu ettiğimiz için bilinçli olarak yaptığımızın altını çiziyor. Hatta makale biraz daha ileri gidip, bu arzumuzla yaptığımız paylaşımlardan dolayı stalkerların hiç zorlanmadığını, aksine gözetlenen olarak sunduklarımızla stalkerları sürüklediğimiz, bağımlı hâle getirdiğimiz ve bizi izlemeye devam etmeye tahrik ettiğimiz gerçeğine ışık tutmakta.

Bir tarafta “teşhir” diğer tarafta “kendini gerçekleştirme”

Sosyal ağlardaki varlığımızı, yaptığımız paylaşımları ve diğer insanları takip etme şeklimizi sorgulamamızı sağlayan Akmeşe ve Deniz’in makalesinde şu iki durum tespitini de burada kayda geçirmek sitedim:

Herkes görülebilir, izlenebilir olduğunu bile bile en mahrem ve özel diyebileceğimiz bilgi ve görüntüleri dâhi paylaşma konusunda çok cesur davranıp, kendine bu sanal ortamda bir sanal ben inşa ederek/benliğini çerçeveleyerek kendisini ağ kullanıcılarına servis ederek teşhir etmekte ve sosyal ağlardaki geri beslemelerin de katkısıyla kendini tatmin etme yoluna gitmektedir.

Stalker, bu kavramsallaştırma üzerinden, ilgi alanına giren avı dikizleyerek onun ideal karakteri olarak oluşturduğu sanal benine dair enformasyonları alır. Benliğin bırakılan bu sanal izini takip ederek hedefine ulaşmaya çalışır ve ulaştığı bilgilerle merak duygusunu tatmin ederek kendini gerçekleştirir.

Çoğumuz Instagram’da paylaştığımız fotoğraf ya da hikâyeyle aslında kendimizi “teşhir etmeye çalıştığımız” iddiasını kabul etmeyecektir. Bunları yaparken, bizi gözetleyenlerin “kendilerini gerçekleştirmelerine yardımcı olduğumuz” ifadesini de… Sosyal hesaplarımızı kullanma biçimimizle alakalı bilinçaltımızda neler yattığını bilmek elbette zor.

Ben de bir gözetlenme isteği veya teşhircilik içerisinde miyim? Belki de evet. Ama buna kesin bir dille “evet” diyemem. Çünkü geri bildirim sağlayacak çoğu özelliği “eğer mümkünse” kapatıyorum. Örneğin gönderilerime yorum yapılamıyor. Beğenileri kapatmaksa zaten Instagram tarafından sağlanan bir özellik değil. Hikâye paylaştğımda da o hikâyeye kimlerin baktığına bakmıyorum, öyle ki paylaşıp çıktığım için 24 saat süresince çoğunlukla aklıma gelip bakamadığımdan dolayı görüntüleyenleri de göremiyorum.

Takipçi kasmak veya görüntülenme süresini, beğeni adedini artırma çabası gerçekten çok yorucu. Makalede de değinildiği üzere bağımlılığa yol açan hastalıklı bir durum. Tamamını okumak isteyenler için de makaleyi aşağıya ekliyorum:

Stalk-Benligin-Izini-Surmek

2 Comments

  1. Evet hocam size katılıyorum. İnsanın paylaşmaması gereken mahremiyeti herkese açık bir şekilde teşhir etmesi geçmişten gelen ahlaki değerlerimizle örtüşmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir