Blog, dijitalde bizi nasıl geliştirir?

Twitter, Instagram, Telegram, Whatsapp… Aslında her gün, kullandığımız dijital platformlarda uzun uzun yazıyor, bu mecralarda kendimizi ifade etmeye, hayatımızı ve görüşlerimizi paylaşmaya çalışıyoruz. Ama konu blog yazmaya gelince, niyeyse üşeniyor ya da yazmamız gereken asıl yerin burası olduğu üzerine düşünmüyoruz. Oysa blog, internet teknolojisi içerisinde kullanıcılara sunulmuş en kolay, kişiselleştirilebilir ve düşüncelerimizi, yaşadıklarımızı en derli toplu sunabileceğimiz mecra. Bana göre blog, bizi dijital tüketiciden dijital üreticiye dönüştüren, bizi üretkenlik ve dijital okuryazarlık yönünden geliştiren harika bir yapı.

Blog, bizi içerik üreticisine dönüştürür

2005’ten beri istikrarlı bir şekşlde blog yazıyorum. Bu da beni, Türkiye’nin hâlâ yazmaya devam eden ilk blog yazarlarından biri yapıyor. Çünkü bu uğraşı, iç motivasyonla yaptığım için blog yazarlığı yolculuğumda yılları geride bıraktım.

16 yıldır yazdığım blogla, dijital bir miras ortaya koyarken blog, farkında olmadan beni de geliştirdi. Bu gelişim, hem yazınsal hem sesli hem de görsel içerik üretimi açısından oldu. 2005’te “sadece yazarak” başladığım blog yazarlığı yolculuğunda kendimi, yazılarımı desteklemek için  video içerikler hazırlarken, podcast yayınları yaparken buldum. Bloğun sunduğu sonsuz imkan beni hemen her içerik türünde ürün ortaya koyabilen biri haline dönüştürdü. 

Layıkıyla ve istikrarlı şekilde blog yazan, sadece yazmakla yetinmeyip görüntülü ve sesli içerikler üreterek de blog içeriklerini geliştiren bir blog yazarının aynı zamanda çok rahat içerik editörlüğü ve muhabirlik yapabileceğine inanıyorum.

Niçin blog yazmalı?

Blog yazmaya nereden başlamalıyım ya da blog yazmaya nasıl başlarım, sorularıyla sık karşılaşıyorum. Bu iki soruyu en başta sormak bence yanlış. Asıl sorulması gereken “Blog yazmaya niçin başlamalıyım?” 

Hakikaten yazmak, geleceğe kalmak, kendi dijital medyanızı kurmak istiyorsanız bunu en sağlıklı şekilde blogla yapabilirsiniz. Bloğun her şeyine siz karar verirsiniz, editörlüğünü, muhabirliğini, tasarımı, sosyal medya yönetimini siz yaparsınız. Blog için yazar, iyi fotoğraflar çeker, videolar montajlar, ses düzenlemeleri yaparsınız. Bu yönüyle blog yazarlığı sizi, diğer mecralara da nitelikli bir şekilde hazırlar. 

Blogda siz kendi kendinizin patrosunuzun ve blog yazarlığı unvanını, sizin elinizden kimse alamaz. Diğer dijital platformların isminizin başına eklediği YouTuber gibi unvanlar, hesabınızın süresiz olarak kapatılmasıyla bir anda elinizden alınabilir. Üretitğiniz tüm içerikler ve paylaşımlarınız geri döndürülemez şekilde silinebilir. Oysa bloğunuzu kapatmak, yazılarınızı silmek tamamen sizin elinizdedir ve bloğunuz var olduğu sürece siz bir blog yazarısınızdır. Bu unvanı size herhangi bir sosyal ağ vermez, bunu siz kendi emeklerinizle elde edersiniz. 

Blog, bizi uzmanlaştırır

Niçin blog yazmalı sorusunun cevaplarından biri de uzmanlaşmak. Hangi konu üzerine blog açarsanız, o konuda içerik üretmeye ve beraberinde de uzmanlaşmaya başlarsınız. Bu, aynı zamanda hem dijital dünyada hem de iş hayatında ayaklarınızın yere sağlam basmasını da sağlar. Özellikle iş hayatına atılırken eğitim, yaş, yabancı dil, sınav puanı gibi sizinle benzer özellikleri taşıyanlar karşısında sizi ön plana çıkaracak ilave özellikleriniz olmalı. Diplomanız, yabancı diliniz ve deneyimizin yanında blog yazarlığınız da varsa iş başvurularında diğer adayların önüne bir adım geçebilirsiniz. Eğer bir blog sahibiyseniz, uzun yıllardır istikrarlı bir şekilde blog yazıyorsanız iş başvurularında sağlam bir öz geçmişiniz var demektir. Çünkü sizin en sağlam öz geçmişiniz, sizi en iyi yansıtan dijital kimliğiniz bloğunuz olacaktır.

Bloğunuzda doğru bir şekilde doldurulmuş hakkımda sayfanızda bütün deneyim ve yetenklerinizi belirttiğinizde, sizinle ilgili fikir sahibi olmak isteyenleri Google arama sonuçlarına muhtaç olmaktan da kurtarırsınız. Kendinizle ilgili bilgileri birinci elden, direkt kendiniz, sizinle ilgili bilgi edinmek isteyen işveren ya da herhangi bir profesyonele vermiş olursunuz. Bunu doğru kurgulanmış Twitter ya da Instagram hesabınızla da yapabilirsiniz elbette ama kiracısı olduğunuz, başkasına ait dijital bir mecrayı sizi anlatan bir yere dönüştürmenin çabası çok daha zordur. Oysa ev sahibi olduğunuz kişisel bloğunuzda inşa ettiğiniz ayrıntılı ve profesyonel bir hakkımda sayfasının yerini hiçbir sosyal ağ hesabınız tutmayacaktır. 

İnsanların hakkınızda Google’da arama yaptığında çıkan sonuçlara göre sizi tanımalarının; Twitter’dan Facebook’a Instagram’dan YouTube’a dağınık dağınık yerlerde kendinizi anlatmak yerine en azından tek sayfalık bir blogla kendinizi, kendiniz anlatın.

telegram

2 Comments

  1. Geçenlerde bir gün bir yazımın içinde şöyle bir cümle kurmuştum: Benim anı defterim, blogum. Olmasaydı bu olanak, bir defter alıp da tek bir satır yazmamış olurdum işin gerçeği… Blogları var edenlere her zaman duacıyım!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir