Dijital yorgunluk yaşıyorum

Bu yazıyı, 18 aydır toplam 45 bölüm yayımladığım podcastlerin birinci sezonlarını tamamladıktan sonra yazıyorum. Geçen salı, edebî Podcast‘in 1 . sezon final bölümünü yayımladım ve artık arkama yaslanıp herhangi bir programa hazırlık için değil kendi keyfim için okuyup yazmaya başlayacağım. Dijital yorgunluğum hat safhaya ulaşmışken, üzerine yazacağım ilk konu da bu olsun istedim ama bu yazıyı yazmak için bile epey direndim çünkü iş dışında artık bilgisayar ya da ekran görmek istemiyorum.

Bugün, cumartesiyi de kapsayan sokağa çıkma yasaklarının başladığı ilk hafta sonu. Sözde sabah kahvaltıdan sonra kahvemi yapıp bilgisayarımın başına geçecek ve dijital yorunluğumu satır satır anlattığım bu yazıya başlayacaktım. Ancak son yılların en soğuk kışının ardından nisanın ilk güneşli sıcacık bu günü, bilgisayarı açıp ekranın başına oturmamak için bütün bahanelerimi hayata geçirdim. Örtüleri, kilimleri, çamaşarıları attım makineye, tek tek. Salonun şeklini değiştirim, yastıkların kılıflarını çıkarıp onları da yıkadım. Çiçeklerimi suladım, havalanmaları için balkona koydum. Bütün kış çıkmadığım balkonun açılışını yapmışken onu da temizledim. Çamaşır iplerini yeniledim. İstesem, bilgisayarın başına oturmamı geciktirecek daha başka işler de bulurdum ama saat 19 olup gün bitmeye yüz tutunca, artık yazmam gerektiğine karar verdim.

Yoruldum, çok yoruldum

Akıp giden hikâyelerden, ışık saçan her türlü ekrandan arınmaya ihtiyacım var. Dijitalde yaptığım her işi kendi isteğimle yaptım, iyi ki de yaptım. Ortaya güncelliğini yitirmeyecek, zamansız ve benzersiz -bu konuda alçakgönüllü olamayacağım- içerikler ortaya koyduğumun farkındayım. Ancak bu gerçek, bütün bu dijital uğraşların beni yorduğu gerçeğini de değiştirmez. Süleyman Demirel Üniversitesi için altı hafta boyunca her pazar yaptığım canlı yayınların heyecanı benim için eşsizdi. Harika bir seri ortaya çıktı. Podcast dünyasına ilk adımım olan internet günlüğü serisi Eylül 2019’da başladı, 25 bölüm sürdü. O devam ederken YouTube’da Anlat Bana‘ya, sonrasında da ikinci podcast formatım edebî podcast’e başladım. Onu da 25 bölüm yapmak üzere yola çıkmıştım ancak zihnen ve bedenen yorulduğumu fazlasıyla hissettim. 20 dakikalık podcastin hazırlık ve yayım süreci, bilgisayar başında çok fazla zaman geçirmeme sebep olan teknik ayıntıları var. Bu sebeple, nisan gelmeden edebî podcastin 1. sezonunu 20. bölümde noktalamaya karar verdim. Ekimde ikinci sezona başlayıncaya kadar enerji toplamam, daha çok okuyup yazmam ve zihnen kendimi yenilemem daha verimli işler ortaya koymam açısından önemli.

Sadece kendi dijital uğraşlarım değil elbette beni dijital yorgunluğa iten. Telefonumda yüklü Instagram, Twitter, ClubHouse gibi uygulamlar da gün boyu gözümü, kulağımı, zihnimi yoruyor. Bir dönem dijital arınma amacıyla uygulamaları telefonumdan silmiştim ancak işim gereği tekrar yüklemem gerekti. Bildirimlerim kapalı da olsa, herhangi bir paylaşım yapmak için girdiğimde kendimi diğer kişilerin paylaşımları arasında dakikalar harcarken buluyorum. Hele ki geçen aylar hayatımıza giren ClubHouse’ta dijital arınmayı tamamen rafa kaldırmış, uygulamanın adeta tutsağı haline gelmiştim.

Nisan ayına kadar tüm uğraşlarımı noktalama kararımı hayata geçirebildim. Canlı yayınlar ve podcastler bitti. Her hafta bir yere bir şey yetiştirme stresim kalmadı. Ama yorgunluğumu azaltmak için üretimi durdurmam yeterli değil. Tüketimi de durdurmalıyım. Uygulamaları telefonumdan tekrar kaldırmayı planlıyorum. Kalem defteri alıp düzenli yazı çalışmalarıma döneceğim. Okunmayı bekleyen kitaplarımı her gün görebileceğim şekilde sehpamın üzerine koydum, günlük okuma süremi tekrar 1 saate çıkardım. Mesai dışında mümkün olduğunca telefonla veya bilgisayarla içerik tüketmemeye çaba göstereceğim. Gözümü dinlendirirken zihnimi de dinlendireceğim.

Dijital yorgunluktan arınma sürecimde bana kitaplarım, kalemlerim, defterim, bloğum ve takip ettiğim podcastler yardımcı olacak. Podcast dinleme kültürümden vazgeçmeyi düşünmüyorum. Televizyonsuz hayatımda podcastler benim için hem güncel hem bilgilendirici arkadaşlarım.

Şimdi bu yazıyı noktalayıp yazıdan haberdar olmanız için sosyal ağ hesaplarımda paylaşarak dijital yorgunluğuma az da olsa katkı sağlayacağım. Neyse ki hemen sonrasında bol bol okuyup yazacağım koca bir cumartesi akşamı beni bekliyor.

telegram

2 Comments

  1. “Sıfır TV” “sıfır sosyal medya” ; zamanın yetmemesi , yakın çevremizinde böyle olması, kişisel tercihler birleşince hep böyleydi, böylede gidiyor. Tabiki teknolojiye meraklı olunca internetle ilgili olguları kullanıyoruz, araştırıyoruz ama henüz bunlar günlük hayatımızda bir yer teşkil edecek yada kişisel telefonumuza yer alacak kadar önem arz etmiyor. Bizce böylesi daha iyi. Çünkü insan ne tüketirse onu biriktiriyor. İstese de istemese de.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir