internet günlüğü #6: Cansu Aydemir Coşan (Gündem: Sosyal Medya Okuryazarlığı)

internet günlüğü podcastinin altıncı bölümünü Medya Okuryazarlığı Derneği Başkanı, İletişim Uzmanı Cansu Aydemir Coşan’la gerçekleştirdik. Cansu Hanımla 2. Medya Okuryazarlığı Forumunda tanışmış, sohbet ederken kendisiyle bir podcast yapmaktan mutluluk duyacağımı belirtmiştim. Birkaç hafta sonra bu isteğimi hatırlattığımda büyük bir nezaketle kabul ettiği için kendisine teşekkür ederim. Sosyal medya okuryazarlığını gündeme aldığımız sohbetimizde Cansu Hanım, çok önemli konular olan dijital hijyen, dijital güvenlik, nefret söylemi, siber zorbalık, dijital vatandaşlık ve dijital hassasiyet kavramlarını da gündeme getirdi.

Podcasti aynı zamanda iTunes Podcast uygulamasından da dinleyebilirsiniz.

Podcast yayınında öne çıkan bazı satırları aşağıda paylaşıyorum. Yayını en altta yer alan YouTube videosundan da dinleyebilirsiniz.

Sosyal medya okuryazarlığı nedir?

Evren: Bir dönem medya okuryazarlığını çokça duymaya başlamıştık ama internetin ve sosyal ağların hayatımıza bu denli yoğun girmesinden sonra da sıklıkla sosyal medya okuryazarlığı kavramını dillendirmeye başladık. Üç kelimeden oluşan “sosyal medya okuryazarlığı” kavramından tam olarak ne anlamalıyız?

Cansu: Geleneksel medya ve dijital medya diye iki şey var doğru mu? Geleneksel medya, eskiden kullandığımız gazeteler, radyo ya da birbirimize attığımız kartpostallar, televizyon geleneksel medya kısmına giriyor. Ama dijital medya dediğimizde altında dijital medyanın tam kapsamı olarak bir medya okuryazarlığını görüyoruz ve bu medya okuryazarlığını kapsayan biçimde de sosyal okuryazarlığını görüyoruz. Belki bu şekilde alt alta sıralarsak zihinlerde biraz daha oturmuş olur: Geleneksel ve dijital medya, altında medya okuryazarı olma becerisi ve sosyal medya okuryazarı olma becerisi. 

Sosyal medya içerisinde de güncel olarak aktif kullandığımız Facebook, Twitter, Instagram gibi farklı şekillerde insanlara hitap eden kimi görsel kimi metinsel sosyal medya seçenekleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu kapsamda sosyal medya okuryazarlığı nedir, dersek insanların birbiriyle dijital platformlar aracılığıyla iletişime geçtikleri sosyalleştikleri çeşitli bilgi paylaşımlarında bulundukları, aynı zaman da eğlenebildikleri hayatlarından bazı kesitler paylaşabildikleri görsel ya da metinsel dijital medya araçlarıdır diyebiliriz.

Dijital okuryazarlık kavramı daha yoğunlukla kullanıyor, dijital medya okuryazarlığı da kullanıyor ama genellikle dijital okuryazarlık diyoruz biz literatürde ya da sahada.

Ben iyi bir sosyal medya okuryazarı mıyım?

Evren: Diyelimki ben Instagram’dan YouTube’a, Twitch’ten Twitter’a kadar popüler bütün sosyal ağ hesaplarını aktif kullanıyorum, öyle varsayalım hepsini kullanıyorum ama bu mecralarda da takip ettiğim herkesin paylaşımlarını yakından izliyorum, paylaşılan videoları seyrediyorum, fotoğrafları beğeniyorum, retweetliyorum. Bu senaryo benim iyi bir sosyal medya okuryazarı olduğu anlamına mı geliyor?

Cansu: Mesela kaç tane sosyal medya hesabınız var? Benim 4 tane sosyal medya hesabım var. Kaç tane sosyal medya aracı kullanıyorsak bütün bunlar için ayrı ayrı farkındalığımızın olması gerekiyor. Bunların tepesinde medya okuryazarı olmamız gerekiyor. Bu ne demek? Dışarıda gördüğümüz bir paneli ya da bir bilboardu okumak ya da herhangi bir şişenin üzerindeki logoyu okumak ya da gördüğümüz bir gazetedeki puntonun size verdiği, yansıttığı hissi okumak. Aslında medya okuryazarlığı demek logodan tutun bütün görsel, metinsel bize sunulan ve bilgiyle harmanlanmış ürünlerin hepsini okumak demek.

Kaç tane sosyal medya aracı kullandığınızın çok fazla önemi yok, önemli olan sosyal medya araçlarını kullanıyorken kimlerle arkadaş kurduğunuz, kimlerle bilgi ve iletişim ağında olduğunuz, bu araçları kullanıyorken dijital hijyene dikkat edip etmediğiniz, dijital güvenliğinizi yönetip yönetmediğiniz bu araçları kullanıyorken çok önemli bir nokta, gerçek kimliğinizle mi varsınız yoksa sahte kimliğinizle mi (feyk hesap) varsınız? Sahte kimliğinizle varsanız eğer neden sahte bir kimlik kullanıyorsunuz? Bunu insanların kendine sorması ve bunu cevaplaması gerekiyor.

Yapılan araştırmalara göre birçok insan sahte kimliklerle dijital platformlarda var olup gücünü kanıtlamaya, mutluluğunu paylaşmaya ya da çok zenginmiş gibi görünmeye çalışıyor. Bu noktadan bakacak olursak her türlü dijital mecrayı farkındalığı yüksek olarak kullanmamız gerekiyor.

Nefret söylemi ve siber zorbalık nedir?

Nefret söylemi diye bir kavram var. Nefret söylemi kavramı da dijital araçları, sosyal medya araçlarını kullanan, daha çok kimliksiz (sahte hesaplar kullanan) kimseler tarafından başka birinin duygularını incitici sözlerden oluşan söylemlere deniyor.

Bunun bir noktası da siber zorbalık. Siber zorbalık da kendi içinde psikolojik zorbalık ve teknik zorbalık diye ikiye ayrılıyor. 

Nasıl ki dışarıda vatandaşken herhangi birinin hak ve hürriyetlerine saygı duyuyorsak, ona karşı kötü söz ya da eylemlerde bulunmuyorsak, aynı dijital platformlarda da bunlara dikkat edip dijital vatandaş olmamız gerekiyor. Sosyal medya kullanırken de dijital vatandaşlar olarak sosyal medyada bulunmamız gerekiyor.

Evren: Kaç sosyal hesabınız var, demiştiniz. Kimi dört kullanır kimi var olan hepsini kullanıyordur. Hepsinin kendine has bir ekosistemi ve kültürü var değil mi? Apayrı bir coğrafya hepsi. Onları kullanma bilinci, hepsinin hitap ettiği kitle, sağladığı özellikler, hatta kişisel bilgilerinizi kullanma düzeyleri farklı. O yüzden onlara da ayrı ayrı dikkat edip her bir sosyal ağ için ayrı bir okuryazarlık bilincine sahip olmak gerekiyor galiba.

Gerçek dünya ile siber dünya birbiriyle geçişken

Cansu: Kesinlikle. Zaten ülkemizde aslında 7. – 8. sınıflarda medya okuryazarlığı diye bir seçmeli dersimiz var. Öğrenciler isterse bu seçmeli dersi seçebiliyorlar, çok büyük bir avantaj bu dersi seçip bu dersi almalarını özellikle öneriyoruz. Hatta bizde ortaokul düzeyinde varken yurtdışında neredeyse anaokulu düzeyine kadar bu eğitim uygulamalı olarak inmiş durumda, çocuklara ve ebeveynlere veriyorlar. Bizimde bu eğitimleri daha sık hem sivil toplum örgütlerinden hem dışarıda bu eğitimleri veren kurum ve kuruluşlardan hem de çeşitli projelerden gidip alıp daha fazla içerisinde bulunmamız lazım. Çünkü bu dünyayı yaşıyoruz. Gerçek dünya ile sanal dünya birbiriyle geçişken. Gerçek dünyada suç olduğu için sanal dünyada da bu var ya da gerçek dünyada insanlar birbirlerine nefret söyleminde bulunduğu için sanal dünyada da bu var. O yüzden önce vatandaş sonra dijital vatandaş olmak lazım ve bu farkındalığı da çok iyi benimsemek lazım.

Evren: Dijital yerli ve dijital göçmen kavramları var. Yeni neslin teknolojinin ve internetin içinde doğmuş ve bunlarla büyüyor olması doğal olarak onları bir sosyal medya okur yazarı yapmıyor değil mi? 

Cansu: Aslında çocuklar bebekken daha, bu dijital platformlar bazen ebeveynler tarafından gözleri önüne koyuluyor ve bunu tüketmeleri sağlanıyor. Onların bunları tüketiyor olmaları dijital okuryazar oldukları anlamına asla gelmiyor. Dijital dünyanın içerisine doğmuş olmaları ve çok hızlı uyum sağlayabilmeleri, kullanırken bozmaktan çekinmemeleri ya da sorunların çözülmesi için cihazın kapatıp açılması gerektiğini bilmeleri onların dijital okuryazar olduğu anlamına asla gelmiyor. Ne kadar bu dönemin içerisine doğarlar doğsunlar, birilerinin onlara dijital okuryazarlığı, medya okuryazarlığı, sosyal medya okuryazarlığını anlatması aktarması gerekiyor.

Bununla ilgili şöyle bir örnek verilebilir: Çocuğunuzu yanınıza alın, bir tane sosyal medya hesabı açın birlikte. Çünkü çocuklar bazen yaşlarını büyütüp dijital platformlarda da kendi hesaplarını kendileri açıyorlar. Çocuğunuzu yanınıza alın, herhangi bir sosyal medya aracına girin ve ona şunu söyleyin: Nasıl ki mahallemizde, apartmanımızda tanıdığımız, çevremizde selam verdiğimiz insanlar varsa aynı şekilde o selam verdiğimiz insanları ekleyebileceğim bir sanal mahalle burası. Çevrende gördüğün insanlar nasıl mahallenin içerisinde ve evinin etrafında yaşayan insanlarsa burası da senin telefonundaki dijital mahallen. O yüzden sadece tanıdığın ve bildiğin insanları eklemelisin, nazik olmalısın, belirli ölçüde kullanmalısın, merak ettiğin şeyleri sorup buradan araştırıp bazı bilgiler de edinebilirsin ama edindiğin bilgileri de mutlaka teyit etmelisin, diye böyle bir sosyal mahalle dijital mahalle üzerinden anlatabilirler.

Bilinçli bir sosyal medya okuru nasıl olmalı?

Evren: Sosyal medya okuryazarlığını “sosyal medya okurluğu” üzerinden değerlendirecek olursak İnternet kullanıcıları, içerik tüketiciler açısından bilinçli bir sosyal medya okuru nasıl davranmalı?

Cansu: En önemlisi sosyal medyada gördükleri herhangi bir görseli ya da metni birkaç farklı ve güvenilir haber portalına girip teyit etmeleri. Çünkü bilgi kirliliği dediğimiz şey bizim zihinimizi hem zihinsel hem görsel olarak çok derinden etkileyen bir şey haline geldi. İkincisi; sosyal medya okuru olan kişilerin paylaştıkları bilgileri ve görselleri herhangi bir üçüncü kişi varsa izin alıp paylaşmaları gerekiyor. Kiminle ilgili ne yazıyorsanız lütfen o kişilerden izin alın, onları bilgilendirin. Üçüncüsü de üçüncüsü de nefret söylemi ve siber zorbalık hat safhaya gelmiş durumda. Nefret söyleminde bulunmayan ve siber zorba olmayan dijital vatandaş nesiller yetiştirmemiz, bu konuda kendimizi geliştirmemiz gerekiyor.

İçerik üreticilerinin dijital hassasiyetleri yüksek olmalı

Evren: Sosyal medya yazarlığı, yani içerik üreticiler, dijital medya aktörleri açısından bu kavramı değerlendirdiğimizde bilinçli bir sosyal medya yazarının sorumlulukları nelerdir?

Cabsu: Eğer sosyal medyada okuryazar yani daha çok içerik üretici konumunda olacaksa kişi eleştirel olmalı, eleştirel gözle bakmalı, her türlü bilgi, veri ve  görsele. Farkındalığı çok yüksek olmalı. Çünkü paylaştığı şeyin belki onlarca, binlerce insanı etkileyebileceğini bilmeli. Bazen paylaştığı konuyla ilgili karşısındaki insanın da etkilenebileceğini düşünmeli. Belki buna dijital hassasiyet diyebiliriz, bu dijital alandaki hassasiyetinizin yüksek olması gerekir. Olayın sonunun nereye gideceğini düşünmeliler.

Blog yazarları, sosyal medya okuryazarlığında önemli birer aktör

Evren: Blog yazarlarının da sosyal medya okuryazarlığı adına çok önemli birer aktör olduğunu düşünüyorum. Özellikle sosyal ağlarda öne çıkan siber zorbalık örneklerini görünce yeni nesilde dijital hassasiyet, dijital hijyen ve dijital vatandaşlık örneği anlamında blog yazarlarına daha fazla görev düşüyormuş gibi geliyor bana. Şu an bilinçli olarak bunu yapan, hâlâ devam ettiren blog yazarlarının sosyal medya okuryazarlığı anlamında çok önemli katkılar sağlayacağını ve blog yazarlığının yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum.

Cansu: Blog yazarlarının öncü olmaları gerekiyor çünkü yıllardır bu işin içerisinde olan insanların farkındalıklarının çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Sadece popüler kültür, popüler olma, gösteri toplumu içerisinde olduğumuz için sürekli bir şeyleri gösterme, beğenilme, sevilme, popüler olma gibi ihtiyaçları bir kenara bırakıp bilgiyi paylaşan, farkındalıkları paylaşan ve öncülük eden insanlar olarak yer almaları ve daha da çoğalmaları gerektiğini düşünüyorum.

Evren: Herhangi bir sosyal ağa dahil olduklarında kişisel verilerin gizliliğine dikkat etmeleri, bunu araştırmaları bilinçli bir sosyal medya okuryazarlığına sahip olduklarının bir göstergesi. Siber zorbalık yapmamak ve siber zorbalığa maruz kaldığında bunun farkında olmak, bütün bu veriler bilinçli bir sosyal medya okuryazarı olunduğunun bir göstergesi değil mi?

Cansu: Özellikle gençlerimizin, ebeveynlerin de kişisel verilerin korunması noktasında tüketici olarak da yine farkındalıklarının bir tık daha artması gerektiğini düşünüyorum. Bunla ilgili de sivil alanda çalışan kurum, kuruluşlar, dernekler, vakıflar, Medya Okuryazarlığı Derneğinin verdiği atölye ve seminerler var. Olabildiğince bu konuları ülkemizde anne, baba, çocuk, öğretmen, öğrenci demeden daha çok paylaşmamız ve daha çok uygulamalı çalışmalarla ele alabilmeliyiz.

Eksiklik hissettiğimiz yanlarımızı bilerek sosyal medyayı kullanmalıyız

Evren: Türkiye’de internet bazıları için sadece sosyal medyadan ibaret. Sosyal medya da çoğunlukla eğlence unsuru olarak kullanıyor. Bizde eksik olan, sadece eğlence amaçlı baktığımız bu sosyal mecralarının ya da bize internetin sunduğu bu imkanın nitelikli içerik üretme anlamında kullanılmaması. Blog için, podcast için ya da video blog (vlog) içeriklerinin üretilmesi noktasında da internet kullanıcılarının bilinçlendirilmesi gerekiyor. Çünkü sosyal medyayı kullanma konusunda inanılmaz seyirciyiz, inanılmaz tüketiciyiz.  Siber zorbalığa sıra geldiğinde hepimiz çok mükemmeliz. Ama doğru bir dijital vatandaş olma noktasında sınıfta kaldığımızı düşünüyorum.

Cansu: Aslında hepsinin çıkış noktası galiba önce vatandaş olmamız. Öncelikle bizim birbirimize saygı duyan, herhangi bir otobüste, metrobüste, metroda birbirine yer veren, başkasının hakkına girmeden onu da düşünen vatandaşlar olmalıyız. Bu hassasiyetimizin belki çok daha güçlü olması lazım. Ülkemizde yaşayan vatandaşlarımız çok güzel insanlar, belki bunu tekrar hatırlamalıyız. Sonrasında hangi noktada duygusal anlamda boşluk, acı ya da eksiklik hissediyorsak bunu bilerek sosyal medyayı kullanmak lazım. Önce gerçek dünyada gerçek vatandaşlar gibi yaşayıp sonra gerçekte yaşadığımız bu yaşamı, hayatı dijitale doğru bir şekilde aktarmamız lazım. Eğer gerçek dünyada güçsüz hissediyorsak kendimizi, dijital dünyaya geçip başka birine zorbalık yapmamalıyız. Ya da eğer gerçek dünyada hiçbir şey söyleyemiyor, kendimizi çok çaresiz hissediyorsak dijital dünyada sahte bir isimle insanlara, sanki karşımızdaki insan değilmiş gibi kötü cümle ve sözcükler kullanmamalıyız. Galiba önce vatandaş, sonra dijital vatandaş olmamız lazım. 

Evren: Gerçek dünya ile siber dünya çok geçişken, iç içe aslında. Hiç de birbirinden farklı olmayan bir yapıda ya da o yapıya doğru hızla ilerliyor.

Beni Twitter‘dan da takip edebilirsiniz.

Bir önceki Kendi kitabını kendi yapan yazar: Cihan Gülbüdak başlıklı yazımda Cihan Gülbüdak, Habis Kıssa ve theremin hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir