e-günlük

Hayatımda yanlış giden bir şeyler var

Bazen nerede durmam gerektiğini bilmiyorum. Nerede konuşmam, nerede susmam gerektiğini de… Evet demeyi ya da hayır cevabı vermeyi de bilmiyorum. Kafam bu kadar mı karışık yoksa çok hızlı düşünüp anında karar mı veremiyorum, emin değilim.

Bütün bu kararsızlık ya da yanlış kararlar aslında hayatımı zorlaştırıyor, adımlarımı yavaşlatıyor, zamanımı verimsiz kullanmama sebep oluyor. Düşüncelerini net bir şekilde dile getiren, ne istediğini kesin olarak bilip bunu açıkça dile getirebilen insanlara hep imrenmişimdir. Küçüklüğümdem beri “hayır” demenin saygısızlık ve kabalık olduğuna alıştırıldım. Birinin isteğini veya teklifini hayır diyerek geri çevirmenin ayıp olduğunu düşündüm. Oysa yakın zamanda okuduğum bir kitapta ne olursa olsun evet demenin gerekliliği ve evet’in çok kapılar araladığı yazıyordu. Galiba asıl ölçüt, insanın kendi hayatında yaşadığı gerçeklik. 

Her işe koşamam, on parçaya bölünüp ayrı ayrı yerlerde herkesi memnun edemem. Bunun bilincindeyim ama bölünmeye çabalıyor, herkesi memnun etmeye çalışıyorum, her tarafa koşturma halindeyim. Bazen durup “Kendine ne söz vermiştin?” diye bir zaman önce aldığım kararı hatırlatıyorum kendime. Hayatımı sadeleştirecek, uğraşılarımı azaltacak ve en önemlisi hayatımın merkezine “kendimi” alacaktım. Sağlığımı, vaktimi, zihin dinginliğimi her şeyden daha çok önemseyecektim. Olmadı, yine yapamadım.

Daha az uyuyor, daha az yazıyor, daha az okuyorsam; kendime daha az vakit ayırıyorsam, sevdiğim uğraşıları erteliyor, asıl yapmam gerekenleri öteliyorsam yanlış giden bir şeyler var. Aslında “giden bir şeyler” yanlış değil, yanlış olan benim seçimlerim, tercihlerim, attığım adımlar vs.

Beni Twitter‘dan da takip edebilirsiniz.

Bir önceki Edebiyatçıların Edebiyatı başlıklı yazımda Abdülkadir Budak, Abdullah Uçman ve Adnan Özyalçıner hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

11 Yorumlar

  • Yanıtla Efe 13 Mayıs 2019 at 02:55

    Hayatımızda rutinler olmalı, bizi ilgilendiren, bizimle ilgili tamamen. Ancak takvimimize baktığımızda bütüm rutinler işimiz ve uğraşlarımızla ilgili. Kafamızın içinde binbir türlü hayal, karar, özeleştiri. Ve her ne hikmetse bu düşünceleri eyleme geçiremiyoruz. En büyük düşmanımız eyleme geçme olabilir mi? Önceki dönemlerde de tartıştığımız bir gerçek; zamanı satın alamayız, zamanı durduramayız. Her gün banka hesabınızdan sebepsizce binlerce TL gidiyor ve sadece seyrediyoruz. Bu mümkün olabilir mi? Buna izin vermeyeceğimiz gibi sadece 24 saatten ibaret zamanın da böyle akıp gitmesine izin veremeyiz. İşte o zamanın tam ortasında BİZ varız.

  • 1 2

    Bir yorum yazın