e-günlük, VideoBlog

Canlı Blog Sohbetlerinden Arta Kalanlar

Yukarıdaki videoda, YouTube’ta blog yazarlarıyla yaptığım canlı yayınlardan son üçünün eğlenceli anlarının kolajı yer alıyor. Bu, canlı yayında yapılan “Blog Sohbetleri”nin beşinci kolajı. 27 Mayıs 2017 tarihinde Taner Kandemir ve Yalçın Güler‘le başladığım canlı “Blog Sohbetleri”ni, on altı ay sonra 16 Eylül 2018 tarihinde Dilara Tan Ersöz‘le yaptığım söyleşiyle sonlandırdım*. Bugüne kadar 18 blog yazarıyla 16 canlı yayın yaptım. Yayınlarda toplam 18 saate yakın sohbet ettik. En uzun canlı yayını Oğuz Gülay‘la (1 saat 49 dakika), en kısa yayını da Dilara Tan Ersöz‘le (31 dakika 55 saniye) gerçekleştirmişiz.

İsimlerini, blog adreslerini ve YouTube sohbetlerimizin bağlantısını kronolojik olarak aşağıda sıralayacağım tüm arkadaşlarıma tekrar teşekkür ederim. Türkçe içerikli blogların tarihi adına önemli bir görsel arşive, dijital belgeye imza attık. Videolar, dikkatli bir şekilde seyredilirse blog yazmak veya Türkiye’de blog yazarlığı üzerine araştırma yapmak isteyenler açısından önemli bilgilerin, deneyimlerin paylaşıldığı görülecektir. Aradaki kolajlar da biz blog yazarlarının eğlenceli hallerinin birer hatırası olarak kayıtlarda yer alacak.

*Yukarıda, canlı “Blog Sohbetleri”ni sonlandırdığımı yazdım. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi ve benim için en önemlisi, çok fazla vakit alan bir uğraş olması. Yayın öncesi soruların hazırlanması; ortamın, vaktin, zamanın ayarlanması gibi hazırlık yorucu oluyordu. Yayın sonrası canlı yayının baştan sona tekrar tekrar seyredilip yazıya dökülmesi, canlı yayının indirilip montajlanıp kurgulanması, ayrı ayrı videoalar halinde hazırlanması günleri hatta haftaları alan bir uğraştı. Diğer önemli bir etken de yeni taşındığım evdeki internet hızının canlı yayınlarda donmalara sebep olması. (İlk canlı yayınlarda Superonline fiber internet kullanıyordum, sonradan taşındığım evde Turksat uydunet’e geçtim ama hız sorununu çözemediler.) Ekim 2017’de rahatsızlanmam ve tedavi sürecimin hem ağır hem uzun sürmesinden dolayı son yayını yayımlamak epey vakit aldı. Bu süreçte bilgisayar ve internetle bağımın da biraz azalmasını istedim. Aldığı vakitten dolayı da “Blog Sohbetleri”ni bitirdim. Ancak ileride belki birkaç küçük değişiklikle bu sohbetlere yeniden başlamayı düşünüyorum ama yakın zamanda değil.

YouTube’daki canlı yayın sohbetlerinin ilkinde bana sevgili Yalçın ve Taner eşlik etmişti. İlk canlı yayın heyecanını onlarla yaşadım. Taner ve Yalçın’ın kendileriyle YouTube canlı yayınında sohbet etme talebimi kabul etmeleri ile başladı bu macera. O açıdan onlar sayesinde bu yola çıkmış oldum. 1 saat 17 dakikalık sohbetimizde Yalçın’ın çok az konuşması, sorularıma genellikle “evet, hayır” diye kısa cevaplar vermesi beni biraz zorlamıştı ;)

  • 09 Haziran 2017: Hasibe Gül (Hasibe’nin bloğu kapandı.)

Canlı yayın yaptığım arkadaşların arasında şu an için bloğunu kapatan tek isim Hasibe. Gelecek Vadeden Blog seçilip de canlı yayında sohbet ettiğim ilk kişiydi. Bloğunu niçin kapattı, blog yazarlığını tamamen bıraktı mı bilgim yok ancak aramıza tekrar döneceğini ümit ediyorum.

Murat’la sohbetimizde unutamadığım an canlı yayın sırasında yaşanan depremdi. Şu an hatırlamıyorum ama o gün yakın bir ilde deprem olmuş, İstanbul’dan da hissedilmişti. Bu yayının benim için özel bir anlamı da var, Murat’ın rahmetli babamın bir dönem yaşadığı Viyana’dan canlı yayına bağlanması.

Volkan’ı ismen biliyordum ama daha önce hiç görüşmemiştik. YouTube canlı yayını sonrasında kendisiyle bir araya geldik, hâlâ da görüşüyoruz. (Hatta bu yazıyı yazarken de telefonlaştık.) Canlı yayını yaptığımız tarihte de Volkan, halihazırda blog yazarlığnıı bırakmış biriydi, bugün de blog dünyasından uzakta. Ama Volkan, vakti zamanında ilk Türkçe blog örneğini ortaya koyup Wolkanca gibi bir marka oluşturdu. Yıllardır kapalı olsa bile hâlâ hatırlanıyor Wolkanca ve bu sebepten dolayı Volkan, “Türkiye’de blog” denince ismi mutlaka zikredilecek biri.

Gelecek Vadeden Bloglar listesine girmesi vesilesiyle Berfin’le yaptığımız canlı yayın, hem en çok seyredilen hem de en çok beğeni alan yayın oldu.

Sema ile sohbetin tadına doyamamıştım, ayrı bir enerjisi var. Her hafta oturup yayın yapalım dese, hayır demem. Ayrıca, en çok sonunla sohbet ederken gülmüştüm ;) Canlı yayında kendisiyle ilk kez tanışmıştık, sonrasında da Blog Yazarları Çalıştayı için Bursa’dan İstanbul’a gelince yüz yüze tanışmak da kısmet oldu.

Oğuz abiyle 1 saat 49 dakika 40 saniye canlı yayında sohbet ederek rekor kırdık. En uzun blog sohbetiydi. Ayrıca canlı yayından önce kendisiyle yüz yüze tanışıklığımın olduğu tek kişiydi Oğuz abi. 1 yıl önce İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesindeki Blog Yazarları Çalıştayında tanışmıştık. Canlı yayından aklımda kalan en önemli ayrıntıysa Oğuz abinin arada bana inceden inceden laf sokmasıydı ;) Niyeyse sonradan seyrettiğimde bana öyle geldi.

Yayın yaparken zorlandığım isimlerden biri de Mustafa’ydı ;) Mustafa’yı zorla konuşturuyormuşum gibi hissetmiş, gerilmiştim ama neyse ki yayına yansımamıştı. O sohbetten sonra Mustafa’yla yüz yüze tanışmayı çok istemişimdir ama birbirine çok uzak farklı şehirlerde olunca bu henüz kısmet olmadı.

Bütün bu sohbetler sırasında şaşırdığım, güldüğüm, duygulandığım pek çok şey konuştuk. Onlardan biri de Devletşah’la yaptığımız söyleşide yaşandı. Devletşah yayında, ünlü bir YouTuber olan eşi Barış Özcan’ın takipçilerinin kendisi hakkında yazdıkları yorumları anlatmıştı. Onun verdiği bu örnek, çok acı da olsa YouTube ile blog takipçileri arasındaki önemli bir farkı ortaya koyuyordu.

Emre ile yaptığımız yayında unutamadığım an, oğlu Karan’ın odaya girmesi olmuştu. Babasını bir saattir bilgisayar başında alıkoyduğum için Karan sıkılmıştı ve bir anda odaya girip yayında göründü ;) Montajda yer vermediğim o anlar kesinlikle çok tatlı anlardı. Bu arada emre, yayında gaza geldiğini, hemen bir blog yazısı yazacağını söyledi ancak yeni bir yazı yazması ayları buldu ;)

Ezgi’yle yaptığımız canlı yayın bir ilkti çünkü iki kez yapıldı ;) İlk canlı yayın, nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde silinmişti, YouTube’un altını üstüne getirdiğim, çok uğraştığım halde silinen yayını ne bulabildim ne geri getirebildim. Bir hafta sonra aynı sorularla Ezgi’yi tekrar yayına aldım. Ezgi’nin güzel enerjisi sayesinde bu canlı yayının ikinci deneme olduğu ekrana hiç yansımadı.

Dilara ile sohbetimiz, 31 dakika 55 saniye ile en kısa YouTube canlı yayını oldu. Ve onunla da bu blog sohbetleri serisini sonlandırdım. 2005 yılında blog yazmaya başladığımda tanıştığım ilk isimlerden olması açısından Dilara’nın bende özel bir yeri var. Bu son yayını onunla yaparak bu yolculuğu noktalamak benim için önemli.

Bir önceki Yeni Medya Ne Kadar Yeni? başlıklı yazımda İsmail Hakkı Polat, Kaan Kayabalı ve Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

2 Yorumlar

  • Yanıtla semi 04 Mart 2019 at 14:27

    Evren`cim nasıl bir emek harcadığın belli, herkesin harcı değil. Hep ilklere imza attın, bundan sonra da eminim daha çok yenilikler gelecek senden. Yeter ki sağlıklı ol, kendini yorma… (Not: İnan ben de çok eğlenmiştim, çok hoş bir sohbet olmuştu.)

  • Bir yorum yazın