e-günlük

Geçmişteki öfke, geçmişte halledilmeli

üstün dökmen, iletişim çatışmaları ve empati

Ramazan’ın 12. gününü de geride bıraktık. Sabah metrobüste 2 saat ayakta yolculuk yaparak işe gitmeme ve yine aynı şekilde eve dönmeme rağmen bugüne kadar ne açlık ne de susuzluk yaşadım. Belki bunda İstanbul’da yaz sıcaklarının bir türlü başlamaması da etkili olabilir. Halsizlik ve yorgunluk ise normal zamanlarda da şikayet ettiğim bir durum ancak Ramazan benim için sanki daha verimli geçiyor.

Çalıştığım şirkete asıl alınma sebebim olan internet portalı projesi her geçen gün biraz daha gelişiyor. Israrla istediğim özel bir yazılımı bugün ilk kez deneme fırsatım oldu, çok heyecanlandım. Bu proje kendi ayakları üzerinde duracak hale gelince geleneksel sanatlarla ilgili yeni bir internet portalı projesi için kolları sıvayacaktık ancak geçen hafta hesapta olmayan başka bir projeyi devraldım. Bu iki proje de rayına girdi sayılır, her ikisi de alanında tek olan projeler. Diğer tarafta da aklım hep fotoğrafevreni projesini yeniden hayata geçirmekte. Bir hafta sonu oturup iki günümü buna ayırayım diye düşünüyorum ama sürekli öteliyorum.

Üstün Dökmen, İletişim Çatışmaları ve Empati adlı kitabında ne ebeveynlerin ne de patronların kabullenmeyeceği bir gerçekten bahsediyor: “…ana-babalar ya da amirler, çocuklarına  / memurlarına sadece birtakım emirler verip onların bu emirler karşısındaki tepkileriyle ilgilenmezlerse bu tavırlarını “iletişim” değil “enformasyon”, yani tek yönlü bilgi iletimi kabul etmek pek de yanlış olmasa gerek”

Bunu öğretmenler de öğrencilerine karşı çok yapıyor; esip gürlüyoruz ve sırtımızı dönüp gidiyoruz. Karşı tarafın ne diyeceğini, kendisini nasıl savunacağını umursamıyoruz.

Dökmen’in kitabından altını çizdiğim bir not daha: “Geçmişteki öfkemizi, geçmişte halletmeliydik. Eğer bir öfkemizi ertelemek zorunda kalmışsak bu öfkemizi ilgisiz olaylara bulaştırmamaya çalışmalıyız. “

Halbuki bulaştırıyoruz. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin öfke beslediğimiz kişiyle oturup yüzleşmeyi tercih etmeli ya da yüzleşmeyi kabul etmediğimiz öfkemizi alakası olmayan durumlara yansıtma hastalığından vazgeçmeliyiz. Vazgeçmeliyiz derken sözüm yine kendime ;)

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın