e-günlük

Yeni Başlayanlar için Küçük Prens Okuma Kılavuzu

Küçük Prens

Küçük Prens

Orhan Pamuk‘un “Modern edebiyatın en büyük mucizelerinden biridir.” diye övdüğü Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry‘nin Küçük Prens (Le Petit Prince) (Bu nedir?) kitabını 2007 yılında okumuş; eserle ilgili görüşlerimi şurada yazmıştım.

O yazıda Atatürk‘le ilgili kitapta geçen ifadelere de yer vermiştim. Kitabın benim okuduğum baskısında ‘Türk lider’ ifadesi kullanılıyordu ama yayınevi geçmiş yıllarda çevirinin orijinaline sadık kalıp ‘Türk diktatör’ çevirisine yer verince gelen tepkiler karşısında geri adım atmak zorunda kalır. Saint-Exupéry’nin bu diktatör benzetmesi Küçük Prens’in 100 Temel Eser’den çıkarılmasına bile yol açarken bir sanat eserine “Bunu yazan Türk dostu mu yoksa Türk düşmanı mı?” şeklinde yaklaşılıp yaklaşılmayacağı tartışılmaya başlanır. Edebi eserlere edebiyat dışı ölçülerle yaklaşma alışkanlığımızdan Küçük Prens de nasibini almıştır.

Türkçe’ye ilk kez 1953 – 54 yılları arasında Çocuk Esirgeme Kurumu yayını olan Çocuk ve Yuva dergisinde Ahmet Muhip Dıranas çevirisiyle kazandırılan Küçük Prens, kitap olarak raflardaki yerini ise 1965 yılında Bilgi Yayınevi etiketiyle aldı. Çevirmenler ise R. Tomris (Tomris Uyar) ve Cemal Süreya‘ydı. Sonrasında da Küçük Prens, aralarında Selim İleri, Azra Erhat ve Nihal Yeğinobalı‘nın da bulunduğu 15 farklı çevirmenin imzasıyla okuyucuya sunuldu.

Esere olan ilgi sadece Türkiye’yle sınırlı kalmadı. Dünyanın Küçük Prens’e sevgisi o kadar büyük ki kitap 250’den fazla dil ve lehçeye çevrildi; dünya çapında bugüne kadar 140 milyondan fazla sattı. Üstelik her yıl ortalama 2 milyon adet satmaya da devam ediyor.

Küçük Prensli 50 Frank

Küçük Prensli 50 Franklık banknot

Bir öykü kitabının gerçek hayattaki yansımaları sadece bunlardan ibaret değil. Fransa, Avro para birimine geçmeden önce 50 Franklık banknotlarda Küçük Prens ve Saint-Exupéry’in çizimleri ile kitaptan bazı alıntılara yer vermişti. Rusya’nın Abakan şehrine B-612 gezegeni üzerinde oturan Küçük Prens heykeli dikildi. Japonya’nın Hakone şehrinde de Küçük Prens müzesi açıldı. Güney Koreliler ise kitabın kahramanına duydukları sevgiyi bir adım öteye taşıyarak Gyeonggi-do kentinde içerisinde müze de bulunan Küçük Prens temalı bir köy kurdu. Saint-Exupéry’in doğup büyüdüğü Lyon’da bulunan havaalanına 2000 yılında yazarın kendi ismi verildi.

Küçük Prens - Saint-Exupéry heykeli (Rusya)

Küçük Prens – Saint-Exupéry heykeli (Fransa – Lyon)

Yeryüzünden uzaya da uzanan Küçük Prens’in etkisi kendisini ilk olarak 1975 yılındaki bir keşifte gösterdi ve uzaybilimciler keşfettikleri yeni gökcismine 2578 Saint-Exupéry adını verdi. 1993 yılında keşfedilen asteroide Küçük Prens’in gezegeni B-612’den yola çıkılarak 46612 besixdouze ismi verildi. (46610 sayısı bilgisayarlardaki on altılık sayı sisteminde (hexadecimal) B-612’ye karşılık gelmektedir.) 2003 yılında keşfedilen başka bir asteroide ise Küçük Prens’in kendi ismi verildi. Dünyaya zarar vermesi muhtemel gökcisimlerini izlemek amacıyla kurulan vakıf da isim olarak kendisine B-612’yi seçti.

Sadece bir kitaptan ibaret kalmayan Küçük Prens radyo oyunları, tiyatro, opera, sinema ve televizyonda da kendisine yer buldu. Öyle ki dünya sinemasında adına çekilmiş 11 film bulunan Küçük Prens’in Ekim 2015’te de Kung-Fu Panda’nın yönetmeni Mark Obsorne‘nin imzasıyla yeni bir animasyonu vizyona girecek.

Dünyayı kasıp kavuran bu kitap yazarı Saint-Exupéry’in uçağıyla sahra çölüne iniş yapmak zorunda kalışını masallaştırdığı bir kitap olmanın ötesinde büyükler için yazılmış bir çocuk öyküsü, hatta bir felsefe kitabıdır. Bazı eleştirmenler eserin, aslında bir savaş romanı olduğunu da savunur. Küçük Prens, sürekli cevapları kesin olmayan sorular soran; okurun da kafasında soru işaretlerine yol açan bir özelliğe sahiptir.

Öyküdeki birçok detay yazarın hayatıyla paralellik göstermesi açısından da ilgi çekicidir. Saint-Exupéry, hız rekoru denediği 1935 yılında Sahra Çölü’ne düşmüştür. Kitabın çıkış noktası da bir çöldür. B-612 gezegeni volkanlarla doludur ve Saint’in kitabı yazarken esinlendiği eşi Consuelo da volkanlarıyla ünlü El Salvador’da yaşamıştır. Hatta Küçük Prens’in istekleri bitmeyen gülünün gerçek hayatta da korunma arsuzu ve talepleri çok olan Consuelo’yu temsil ettiği söylenir.

Saint-Exupéry, tıpkı oluşturduğu küçük kahramanının kayboluş hikayesi gibi bir akıbete uğrar. 1944 yılında Güney Fransa’da Alman askerlerinin hareketlerini uçağıyla izlemek için gitti görevde kaybolur ve kendisine ait bazı ipuçlarına rastlansa da bugüne kadar nerede olduğu bir türlü bulunamaz. Alman pilotu Hors Rippert, Saint-Exupéry’nin ortadan kayboluşunun üzerinden 65 yıl geçtikten sonra “İçinde kimin olduğunu bilseydim ateş etmezdim.” açıklamasında bulunarak uçağı kendisinin vurduğu itirafında bulunur.

Saint-Exupery, ABD’ye sürgüne gönderildiği yıllarda New York’ta bir otel odasında Küçük Prens’i yazdı ve kitapta yer alan bütün çizimler de kendi suluboya çizimlerinden oluştu. İlk kez 1943 yılında basılan kitabın telif hakkı dönemi ise 1 Ocak 2015 tarihi itibarıyla sona erdi. Telif hakları yasasına göre yazarın ölümünün üzerinden 70 yıl geçince telif hakkı sona eriyor.

Küçük Prens’in Türkiye’deki yayın hakkını da 1988 yılından beri Mavibulut Yayınları elinde tutuyordu. 2015 yılı itibarıyla telif hakkının sona ermesi ve isteyen herkesin Küçük Prens’i yayımlayabilecek olması üzerine Türkiye’de 30’a yakın yayınevi büyük bir hazırlığa girişti. Öyle ki Türkiye’de yılda 50 bin adet basılan Küçük Prens için daha şimdiden 130 bin adet bandrol başvurusunda bulunuldu.

Küçük Prens’i henüz okumadıysanız özellikle Cemal Süreya – Tomris Uyar çevirisiyle okumanızı ve B-612 gezegeninden size ulaşam mesajları dikkate almanızı tavsiye ediyorum.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın