MisAfiR KaLeM{LeR}

Bu Bir Üçüncü Sayfa Haberidir

{Aralık ‘09 Gönüllü MisAfiR KaLeM Yazısıdır.}

[important color=red title=”evrengunlugu.net’in notu:”]Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘nin Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına destek amacıyla evrengunlugu.net olarak başlatılan Misafir Kalem Olmanın Yolu 3430′dan Geçiyor projesine kısa mesaj ile bağışta bulunan sevgili Sultan‘a teşekkür ediyorum. Gönüllü MisAfir KaLeM olma sırası 3430′a mesaj atma sırasına göre belirlenmiştir.[/important]

“Erzurum’da bir kuş var

Kanadında gümüş var

O gelin bir oğlan doğurmuş

Adını Musa koymuş”

Olgunluğunu ve anlayışını Musa Peygamberden mi aldın minik yavrum? Duruşun öyle asil ki, yüzünden nurlar akıyor sanki… Büyümüşte küçülmüş gibi davranışların, gözlerin zekice bakıyor, belli ki yüreğin temiz duygularla yoğrulmuş.

Ailenle geçireceğin son geceymiş, nerden bileceksin? Küçücük yüreğinde, kocaman inancınla Allahın secdesine vardığında, neler diledin kim bilir? Sonun olacağı güne günaydın dedin ve annene. Okulunun önünde seni bekleyen Azraillinmiş meğer ağlamaklı gözlerle arkadaşlarına veda edip, naylon poşete sığdırdığın kitaplarınla, yanında cellâdınla yürüdün Erzurum sokaklarında.

O kadar rahatsın ki, ne bileceksin yaşamın bu kadar acı, insanların bu kadar acımasız olduğunu. Hayatın gerçekleriyle yüzleşemeyecek kadar küçüksün, küçüğüm. Adım adım ölümüne gittin sen, çocuk masumluğunu takınarak.

Yoksun artık hayatta, hangi sebep seni bu dünyadan alıp götürmek için haklı gösterilebilir ki? Bir geleceği yok etti, sevgiden yoksun kalpler. Maalesef bir dahası olmayacak Musa’nın, annesi bir daha sarılamayacak, babası oğlum diyemeyecek, Musa okuluna gidemeyecek, arkadaşlarını göremeyecek. Kara toprak bağrına bir fidanı bastı. Gözler yaşlı, bir nehir gibi çağlıyor yürekler, bitmek bilmeyen bir acı… Başınız sağ olsundan ötesine geçemiyor sözler. Ateş yakıyor düştüğü yeri, yakmakla kalmayıp çeviriyor küle, içimizde büyüyen bir öfke…

Nasıl bir kindir, nasıl bir ruh halidir körpecik bir bedene kıymak, anlamak mümkün değil! Yazık hem de çok yazık… Yitip giden ömürlere ve bunlara seyirci kalan bizlere… Bu acılar yaşanırken bir yerlerde, gözlerimizi kapatıp, kulaklarımızı tıkamak çözüm olmayacak asla!!

Her an üçüncü sayfa haberlerine konu olabileceğimiz olasılığı ile hangi Musa olacağız? Erzurum sokaklarında ölüme yürüyen Musa mı? Cellada dönüşmeden önce katilin içinde var olan Musa mı?? Nedir birini katil, bir diğerini cesede dönüştüren?

İşte bu çelişki asıl sorgulanması gereken….

[important color=red title=””]evrengunlugu.net’in bağış usulü “Gönüllü MisAfiR KaLeM{LeR}“inden olan Sultan Karakuş, 1985 Ordu doğumlu. Ailesiyle beraber Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yaşıyor. Anadolu Ü. AÖF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri 4. sınıfında okuyor. [/important]

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir.TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

5 Yorumlar

  • Yanıtla Sultan Karakuş 23 Aralık 2011 at 20:43

    Tamamıyla gerçek,nedense beni çok etkilemişti o dönem,hislerimi bu şekilde dile getirmek istedim,Evren’e de çok teşekkür ederim bu fırsatı tanıdığı için :)

  • Yanıtla Sudiye 03 Ekim 2011 at 13:20

    “Nedir birini katil, bir diğerini cesede dönüştüren?” gerçekten sorgulanması gereken… Yüreğinize sağlık, güzel yazı.Ama öykü mü gerçek mi ayırd edemedim.

  • Yanıtla Derviş 09 Ocak 2010 at 02:41

    Ne kadar çok duyar olduk bu haberleri. Eskidende mi böyleydi?Yoksa insanlar birbirleriyle daha ilgili, toplumlar daha küçük olduğu için bu tür olaylar örtbas mı ediliyordu yahut gizli mi kalıyordu?Eğer böyle değilse; yani bu bir çağ meselesiyse, vicdani değerlerimiz nasıl da dejenere olmuş! İnsan yoksa “güneş aynı yerden mi batmak üzere?” diye düşünüyor elinde olmayarak…Başlagıcındaki mısralara yakışır türkü içtenliğiyle yazılmış bu güzel yazın için teşekkürler.

  • Yanıtla Esra Ayhan 23 Aralık 2009 at 23:03

    AkşamLarı okuLdan,dersaneden dönerken adım atmak biLe zorLaşıyor bazen, her an korku her an şüphe.Ya iLerde o kurbanLardan biri de ben oLursam? Bu soruya ne verecek bir cevabım ne de garantim var..

    Ne kadar da ucuz insan hayatı…
    VeriLen emekLerin,canın,kanın hiçe sayıLıp vahşice kurban ediLmesini kanıksadık topLum oLarak . ” Bana dokunmayan yıLan bin yıL yaşasın ”

    Dışarı haykırmak istedikLerimi okadar da güzeL anLatmışsın ki, içimdeki ses oLmuşsun adeta.HayranLıkLa okudum.

    Duyarlılığın için teşekkürLer.
    KaLemine,yüreğine sağLık ..

  • Yanıtla Yasemin diye biri... 23 Aralık 2009 at 22:00

    Tesadüf bu ki; akşamüzeri aklıma düşüverdi Musa… Belki de yürüdüğüm yolda karşımdan gelen öğrenciler neden oldu buna bilinmez. Biran için düşündüm onu… ve sonra eve geldiğimde akşam haberlerinde dinledim Musa’nın ölümüne neden olarak gösterilen oyunun yasaklandığını. İçimden ” Musa ikinci kez aklımdan geçti” diye geçirdim. Ve şimdi bu yazıyı görünce ne düşüneceğimi şaşırdım. Bu yazı bu yüzden bana çok dokundu… Sevgili Sultan’a teşekkür ediyorum… Duyarlı ve dokunaklı yazısı için.

  • Bir Cevap Yazın