HİKAYENİN ÖBÜR YÜZÜ

{Ekim ’08 MisAfiR KaLeM Yazısıdır}

Genç kadın keskin bir virajın eşiğindeydi. Birkaç saniye önce radyodan gelen müziğin sesine kendisini kaptırmış öylesine yola bakarken, artık hayatının son anlarını yaşadığını anladı. Gözlerinin önünden hayatı geçmeye başladı, film şeridi pek iç açıcı değildi. Bu güne kadar yaşadıklarına bakılırsa onun için bir cezaydı geçmişiyle hesaplaşmak. Ellerini yüzüne kavuşturmuş artık bitti diye çığlık aterken… Ellerini yüzünden çektiğinde bedenindeki inanılmaz acıları hissediyordu artık. Kazadan sağ ama sağlıksız bir şekilde kurtulduğu için isyan eder bir hali vardı.

Hava sıcak, güneş tam tepesindeydi sanırım öğlen olmuş dedi sessizce… Ne kadar süredir orada olduğunu hesaplamaya çalıştı sonra o an pek de önemi olmadığını anladı. Biraz su bulmak ve yardım istemek için öylece yattığı yerden doğrulmak istedi ama nafile, vücudunda tek sağlam kemiği kalmamıştı. O an; “evet burada bu şekilde ölüp gideceğim” dedi.

Bu şekilde nasıl görünüyordu acaba? Garip acılar yaşarken birden aklına nasıl göründüğünün gelmesi sinirlerini zorlayan son şey oldu. Yattığı yerde öylece anlamsız bir şekilde gülüyordu genç kadın. Her zamanki gibi güzel miyim? Ya da tanınacak halde miyim?

Tüm bunları düşünürken birden kendisine doğru yaklaşan ayak seslerini duydu. Kafasını biraz hareket ettirip sesin hangi yönden geldiğini anlamaya çalıştı ancak bunu bile yapamıyordu. Yüzünü kavuran güneşi birden bir gölge kapladı. Öylece tepesine gelen yüze anlamsızca bakıyordu. Birden bire tanıdık bir yüz olduğunu idrak etti. Ama güneş hala gözünü alıyordu ve o yüzden ayak seslerinin ait olduğu bu yüzü çıkartamıyordu. Yavaşca kadına doğru eğildi ve yüzü eğildikçe daha da belirginleşti. Kadın dehşete kapıldı, bu yüzün o an için görmek istediği son kişi olduğunu nereden bilebilirdi.

Öylece gözlerini kapattı ve kendisini bulan bu tanıdık yabancıya teslim oldu. Çünkü bundan başka yapabileceği hiçbir şey yoktu. Nerede ve ne şekilde olduğunu bilmeden, bedenindeki büyük acı ile yattığı o yerde ya hayatı son bulacaktı ya da hiç istememesine rağmen ona muhtaç olacaktı. Bekledi… Gözlerini tekrar açtığında yine güneşin kavuran sıcaklığını hissetti. Ayak seslerinin sahibi neredeydi? Yoksa sadece bir sanrı mıydı?

Evet. Yine gülmeye başladı çaresizce, çünkü artık burada onu kimsenin bulamayacağını anlamıştı genç kadın. Çaresiz bir şekilde gözlerini yine kapattı ve ölümü beklemeye başladı. Biraz zaman geçtikten sonra hafif bir rüzgar hissetti. Artık bedeni acımıyordu, bacaklarını hareket ettirdi ilk önce, sonra ellerini. Her hareketinde bilinci yerine geliyordu.

Tekrar gözlerini açtığında yatağında olduğunu anladı ve derin bir oh çekti hepsi rüyaymış dercesine… Çalan alarmı kapattı, işe gitmek için hazırlanmalıydı. Üzerine birşeyler geçirirken bir fincan kahve yapmak için mutfak tezgahına doğru yöneldi. Bir an rüyasındaki o yüz belirdi zihninde. “Önemsiz bir detay” dedi içinden ve gülümsedi.

Evden çıkarken birden anahtarlarını unuttuğunu farketti. İçeriye girip anahtarlarını aradı. Artık hazırdı. Kontağı çevirdi, motordan gelen ses hiç hoşuna gitmedi. “İş dönüşü arabayı bakıma götürmeliyim” dedi sadece kendi duyacak kadar bir fısıltıyla. İş yerine yaklaşırken birden yine o yüz belirdi. Kafasını dağıtmaya çalıştı, bir rüyanın bu kadar etkisinde kaldığı için kendine kızıyordu. Park yeri yoktu her zamanki gibi; iki sokak ötede ancak yer bulabildi. Arabasından indi genç kadın, sokağın başına kadar şuursuzca yürüdü. Merdivenlerden çıkarken yine o yüz…

Masasına oturup gelen maillerini kontrol etti ilk önce. Sonra günlük planına bir göz attı. Kendisini bir türlü işe veremiyordu, sürekli o yüz geliyordu gözünün önüne. Rahatlamak ve rüyasını anlatmak için annesini aramaya karar verdi ve telefona sarıldı. Daha numaraları çevirmeden masasının üzerinde duran gazateye gözü ilişti yavaşça ahizeyi yerine bıraktı. Gazeteyi eline aldı ve incelemeye başladı.

Resminin gazetede ne işi vardı? Hem de böyle bir başlığın altında: “Genç kadın korkunç kazada hayatını kaybetti!” İnanamıyordu çünkü o kaza sadece bir rüyaydı. Rüya olmasaydı, yani gerçek olsaydı işe nasıl gelebilirdi? Bu gazateyi nasıl görebilirdi? Birden etrafındaki insanlara sormaya karar verdi ancak hiç kimse yoktu. Nasıl bir şeyin içinde olduğunu anlamaya çalıştı ama bu olup bitenlere hiç bir anlam veremiyordu. Masasının üzerindeki çiçekler… Bunlar nereden çıkmıştı? Üzerinde ki yazı!

Seni özleyeceğiz …

Birden tüm yaşadıkları geçti tekrar zihninden ve her şeyi anlamaya başladı. O yüz kendisinden başkası değildi. Eskiden okuduğu bir makalede şöyle bir ibare geçiyordu: ”İnsanlar hayatları boyunca kendilerini dışarıdan sadece bir kez görürler ve o an da öldükleri andır” Ölmüştü ve kendisini görmek o an isteyeceği son şeydi. Artık son kez gözlerini kapattı, ölmeye hazırdı. Bekledi… Ama hiçbir değişiklik yoktu. Gözlerini tekrar açmaktan korkuyordu çünkü gözlerini her kapatıp açtığında başka bir şeyle karşı karşıya kalıyordu. Biraz daha bekledi ve tüm cesaretini toplayıp gözlerini açmaya karar verdi. Ve açtı…

Sizce açtığında onu bu sefer ne bekliyordu?

Kendisini kazanın ortasında bulan; o an kendi yatağında aynı kazayı yaşayan; rüya ile gerçeklik arasında ikileme düşerek yaşadığı çelişkiye gazetedeki haberiyle bir yenisini ekleyen kadın… Ekim 2008’in MisAfiR KaLeM’i sevgili Başak Ölmez oldu ve farklı bir tarzla e-vren günlüğü’nde yer alarak okuyucuların hikayeyi kendilerinin sonlandırmasını istedi. Böylece herkesin kendi sonucu, hikayenin öbür yüzü olacaktı. 1984-1985 yıllarında Aydın’da yaşayan Başak için, 11 şehir daha değiştirdikten sonra son durak 13. şehir İzmir oldu. Sigortacılık, ihracat ve hasar uzmanlığı son olarak da İzmir’de özel bir hastanede IT olarak görev yaptı. Blog dünyasının kendini gizlemeyen ender bayan bloggerlarından biri ve 2005’ten bu yana paylaştığı e-günlüklerini basakolmez.org adresinde yayımlıyor.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Bir önceki Her Aşk Elvada Tadındadır başlıklı yazımda ibrahim meriç hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

HİKAYENİN ÖBÜR YÜZÜ” için 11 yorum

  1. basak hanım ellerinize, emeginize saglık.bence gercekten hos bir yazı olmus. eminim ki sonunda düsündüklerimiz psikolojimizi ele verecektir:) tesekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir