
“Ciddi şeyler düşünmeye başladığında çok sessiz oluyorsun.” dedin. Yoldaydık, karanlıktaydık, sen konuşuyordun ve tıpkı söylediğin gibi ben düşüncelere gömülüyordum. İçime kapanıyorum çoğu zaman, kendimle başbaşa kalıp sohbet ediyorum. Sıkılıyor, bunalıyor, bazen içimdeki ben’le bile konuşmaktan yoruluyorum. “Yoruluyorum” dedim, “göründüğünden de derinsin” diye cevap verdin. Sorular… cevaplar… boşa geçen onca kilometre….
Seviyorum, âşık olamıyorum. Seviliyorum, sevdayı bulamıyorum. Tuzsuz bir yemek, şekeri az bir tatlı, içi geçmiş bir karpuz vs. Okuduğum bir kitabı tekrar okuyamıyorum, beğenerek seyrettiğim iyi bir filmi bir daha seyredemediğim gibi. Artık unutuyorum, çokça. Bazen bunun ardına bile saklanıyorum. Hatırlamıyorum… “Ne acı değil mi?” dedim, “insanın çocukluğunda uçurtmasını kiminle uçurduğunu hatırlayamaması…” Sabahları sinirli oluyorum, domatesi kabuğuyla yiyemez oluyorum; sütten tiksiniyor, ekmeğe elimi süremiyorum.
Bazen, kimi zaman ve çoğu zaman sevdiğimi, sevdaya tutulduğumu sanıyorum. Aslında böyle zannediyorum. Bir kelimenin binbir türlü şeklini kullanıp, harfleri saçıyorum orta yere; kelimelerin anlamlarını seriyorum ortalığa. Aşk gelip konunca yüreğime, âşık oluyorum. Ve ben “âşık” kelimesini şapkalı yazıyorum!
—
facebook sayfası: http://tr-tr.facebook.com/evrensoyucokphotoblogger
facebook’evreni: http://www.facebook.com/evrengunlugu
twitter’evreni: https://twitter.com/#!/evrengunlugu
e-vren’i reader’dan anlık takip et: http:
e-vren günlüğü sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

sizi çok sewiyom heheheheheheheheheheheheheheheeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeh