Monthly Archives

Haziran 2006

e-günlük

DAHA ÇOK YÜRÜYECEĞİZ

Bundan üç yıl önce Pamukkale Üniversitesi’nden ilişiğimi kesip eşyalarımı toplayıp dönerken ait olduğum şehre, yanımda sen vardın. Otobüs biletlerimize not düştük, dostluğumuzun adına.

Üç yıl sonra bugün, sen PAÜ’den mezun olup terk ederken Denizli’yi ben vardım yanında. Ve yine dostluğumuzun cümleleri döküldü otobüs biletlerimize:

“Bu yaşam maratonunda dostluğumuzun verdiği kuvvetle el ele ve emin adımlarla daha çok yürüyeceğiz Paşam”

Söylediğin gibi Kardeşim: “Daha çok yürüyeceğiz, gönül gönüle...”

e-vreniyyat

GİDERAYAK

Uzun soluklu bir filmdi. Sonu tahmin edilemedi. Perdeyi kaldırdığı zaman sevdanın huzurunda kendini minareye karşı otururken buldu, O’nunla yan yana. İki çift kelam etmeyi bile dünyanın en büyük mutluluğu sayarken, dört duvarın arasında koca bir ömrü tüketti sevdayla… Ve uğruna ağıtlar yakılan sevda, kapanan kapının ardında uykuya daldı…

“Yalnızlıktan korkarım” dedi, yalnız bırakmadı. Ateşin ortasında kaldığında ilk o yalnız bıraktı. Allak bullak oldu yine. Bu yazının öznesi de nesnesi de darmadağın, boşuna arama sesini. Sabah ezanı okunurken getirdi elli beş kişiyi gözünün önüne. “Bir daha” dedi, “hiçbiri bir araya gelemeyecek!

Öylesine bir yazı işte. Öznesi olmayan, nesnesi yer almayan, yüreği hüzne boğan onca şeyin gizli saklı feryadı her biri. Kurtlar sürüyle dolaşıyor fakat herkes kendi denizinde boğuluyor. Ve Mevlana Celaleddin-i  Rumi, bak ne diyor:

Ey dil ile söylenen söz

Ben ne vakit senden kurtulacağım da

Marifet güneşinin nuru ile gerçek Padişah’ı bulacağım,

Dilden de, kıt’adan da, şiirimden de bıktım artık.

e-günlük

BİR MASAL DAHA OKUDUM

[Harun’un Mezuniyet Gecesi / Polis Evi / 11.06.2006]

Anlat deselerdi anlatırdım, sormadılar cevap vermedim… Bir masal ya iyi biterdi ya da kötü. Alıp eşyalarını terk ederken yıllardır yaşadığın evi, bir veda böylesine kötü olabilirdi… Bir bakmışsın, evini paylaştığın insan “iyi gün dostu” sıfatıyla yaralamıştır seni.

Birilerinin masalı kötü bitti Denizli‘de. Bundan üç yıl önce benim de kötü bir finalle terk ettiğim gibi Denizli’yi… Bana kötü finali yaşatanlar Harun‘un mezuniyet gecesindeydi. Tek bir kelime edilmedi, selam verilmedi. En güzel tepki, onları yok saymaktı ve Evren, koca Denizli‘yi ve Pamukkale Üniversitesi’ni kendisine dar edenleri “yok” saydı.

[Deniz, Erhan, Melih, Ben :) , Yılmaz, Nihat]

O geceye, Suzi‘nin itinayla ütülediği kıyafetlerle katıldım. Yıllar sonra eski sınıf arkadaşımın -benim deyimimle Hülya AVŞAR’ımın- ellerinden giyinmek oldukça hoştu. En güzel sürprizlerden biri de eski sınıf arkadaşlarım Deniz, Erhan, Melih, Yılmaz ve Nihat‘ın da mezuniyet gecesine katılmış olmaları. Boğazıma kaçan “Karpuz Çekirdeği” dışında gecenin en güzel ayrıntısıydı onlarla görüşmek. Çünkü ben PAÜ‘deki eski sınıfımı da çok özlemiştim…

 

Harun‘la beraber terk ettik Denizli‘yi. 2003 yılında PAÜ‘den ilişkimi kesip Aydın‘a kesin dönüş yaparken Harun vardı yanımda. Bugün de, mezun olup Aydın’a dönen Harun‘un yanında Evren. Boşuna demiyorum biz kardeşiz diye :)

 

Canım AİLEM, Denizli dönüşü sürpriz hazırlamışlar bana. Mezuniyetimi hep beraber kutladık tekrar. Güzel hatıralar, güzel an’lar… Farkına vardım da Denizli’nin adını yine çok kullandım. Pazar sabahı Ebrunun Sultanı‘yla yaptığım  kahvaltının hatırına görmezden geliyorum bunca reklamı :)

e-günlük

GİT[ME]LER

Uzun süredir hayalini kurduğum ve de uğraştığım organizasyonu gerçekleştirdim nihayet. Mezuniyet pikniğidir, törenidir, andaç çekimleridir derken ADÜ Edebiyatın en büyük fotoğraf arşivini güzel bir sinevizyon gösterisiyle paylaştım herkesle. İlginçtir, sınıfın hemen hemen hepsi vardı. Pastamızı da kesip yedik hep beraber. Sonrasında, bütün akşam yüreğimde derin bir hüzünle dolaştım. Arkadaşlara ev sahipliğimi yaptım, son görevimi yerine getirdim gibi hissettim.

Yaprak dökümü başladı… Zafer gitti önce. Görüşemeden gidenlerimiz var. Vesile, Aslı, Azize de bugünden itibaren gidiyorlar. Bütün sınıfı tek tek uğurlamak istiyorum, kimse bana haber vermeden gitmesin diyorum.

Biz Aydınlıyız, herkes gidecek biz kalacağız.” dedi Harun. Düşündüm, çok hoşuma gitti Harun’dan bunu duymak, tam da servis yapıyorduk :) Gülbahar‘la Vesile vedalaşırken gözyaşlarına boğuldular. “Sen daha buralardasın değil mi?” dedi Mustafa Hocam. “Ömrümün sonuna kadar” dedim ben de. Gidenler gitmek zorunda… Birgün dönerlerse, Evren Aydın’da bekliyor olacak arkadaşlarını…

Akşam Denizli yollarındayım. Harun‘un mezuniyet balosuna katılacağım. Turgut Hocam‘la hasret giderip, ebruların sultanı ile sabah kahvaltısı yapacağım. Sonra…Babamın mekanında olacağım, mezun olduğumu müjdelemek için…

e-günlük

MERAK EDENLER İÇİN

[2 Haziran ’06 / FEF TDE]

Merak eden[ler]iniz için yazıyorum:

Bizim anlaşmamız 2 Temmuz‘a kadardı. Bir mezuniyet organizasyonu sonrası duyulan, görülen ve gelişen olaylar sebebiyle  anlaşmanın bitiş tarihini 2 Haziran‘a çektim, iyi de ettim.

İsmini telaffuz etmek istemediğim duygular, ismini telaffuz etmek istemediğim kimselerin dudaklarından dökülen “bir sözüne” bakıyormuş, yerlere göklere sığdırılamayanlar 5 para etmez insanlarmış meğer. Hal böyle olunca Evren’in 3 yıldır etiket misali üzerinde taşıdığı bandrole “saygısı” filan kalmadı !

Keşke bu kadar meraklı olmasaydınız, aklınızı kendinize saklasaydınız ya da başkalarının sözüyle hareket etmeseydiniz…

***

e-vren günlüğü uzun süredir mezuniyetimle dolup taşmış olabilir. Ama şu Eurovision Faciasını unuttuğumu sanmayın sakın. Gece kulübündeki müşterilere şarkı okur gibi milyarların önünde şarkı söyleyen, oklava yutmuş gibi hiç hareket etmeyen, yarım yamalak Türkçesiyle “Söpırstar” diyen ve Türkiye’yi İngiliz dansçılarla temsil eden Sibel TÜZÜN‘ü kınıyorum. Bizi uluslararası bir organizasyonda kimin temsil edeceğini seçme hakkından mahrum bırakan, bir türlü üzerinde ne olduğunu anlayamadığımız “Hande ATAİZİ”nin bile giymeyeceği bir kıyafetle şarkıcımızı yarışmaya gönderen, kısacası kendi başına iş yapan TRT‘yi de kınıyorum.

Eurovision‘a hiç katılmasak da olur aslında. Ya da seneye ben katılayım. Dur dur, bak bu fikir hoşuma gitti :)

e-günlük

KEPLER HAVAYA!

Korkumdan 2001 ÖSS sonuçlarına bakamamıştım internette. Yine kazanamamaktan korkarken Nükhet Hocam telefonla müjdeyi vermişti: “Tebrikler! Meslektaş olduk!”

Dördüncü girişimde kazanmıştım üniversiteyi. Kader beni Pamukkale Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne sürüklemişti. Büyük bir hevesle başlayan Edebiyat öğrenciliğim ancak 2 yıl sürebildi Pamukkale Üniversitesi‘nde! Artık an’mak ve hatırlamak istemediğim olumsuz sebepler beni yeniden sokmuştu 2003 ÖSS’ye ve Adnan Menderes Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü‘ne yerleştim tek tercih yaparak. Kötü ev sahibi, kiracısını mal sahibi yapmıştı. Dışarıya yatay geçiş vermeyen Pamukkale Üniversitesi, Evren‘in geleceğine ambargo koymayı başaramamıştı. Evren, Pamukkale Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarihinde başka bir üniversitenin aynı bölümüne ÖSS ile geçiş yapabilen tek öğrenci olmuştu.

[İbrahim, Ben ve Ziya / Seneye her iki kardeşim de üniversiteden mezun oluyor. ]

Yıllar su gibi akıp geçiyor. Pamukkale’de geçen 2, Adnan Menderes’te geçen 3 yıl… 5 yıllık üniversite hayatıma ÖSS’deki savaşımı da eklersek 9 yıllık bir hayalin son perdesi yaşandı Mezuniyet Töreni‘nde. Gece yarısına kadar oynayıp zıpladık, zıvanadan çıktık hep beraber. Bana değer verenler hep yanımdaydı gece boyunca. En büyük sınavını babamın vefatında verenler, mezuniyet törenimde  bir sınavı daha başarızıslıkla sonlandırdılar.

Dünya umurumda değildi. İmkansızı başarmış, mezun olmuştum. Artık ben bir Türkolog’tum… Her şeyden de önemlisi, canım Annem’e en büyük gururu yaşatabilmiştim. Gerisi fasa fiso :)

e-günlük

Mezuniyet töreni

1998 yılında mezun olup, Aydın Lisesi‘nin kapısından çıkarken hayalini bile kuramadığım bir yerdi üniversite. Dokuz yıl süren savaş, macera, yolculuk vs. Bu zaman zarfında 2 üniversite bitirilebilirdi. Yaşanan talihsizlikler, sistemin çarpıklığı bilmem ne… Öyle ya da böyle bu gün 2 Haziran Cuma. Kepi havaya fırlatmanın ve sınıf arkadaşlarına sımsıkı sarılmanın vakti.

Bana değer veren, ÖSS maratonunda ve sonrasında desteğini benden esirgemeyen hemen hemen herkes bu akşam benimle birlikte olacak.

Ve sonra… Bu zorlu maceradan yazıya dökecek o kadar çok şeyim olacak ki. Hepsi o kepi havaya attıktan sonra anlatılmayı bekliyor.

ÖSS’yi artık deneme, askere git!” diyenler… Saygıyla selamlıyorum hepinizi…

Babam, bu diploma senin için havaya kalkacak bu akşam, ruhuna bağışladığım dualarımla..