Star Avı’nın Deniz Seki Master’ı

Canlı yayında Deniz SEKİ "master" [Erol KÖSE'nin imasıyla -basyon], Ercan SAATÇİ "grup" [yine Erol KÖSE'nin imasıyla -seks] yaptı. Erol KÖSE'nin sayesinde televizyon seyircileri LAN falan oldu. Ve bütün bunlara rağmen STAR AVI "Genel İzleyici" kategorisi ve logosuyla ekranlardakini yerini aldı. Türk televizyon tarihinin en facia canlı yayınıydı dün geceki Star Avı. Deniz SEKİ, yarışmanın  ATV'de olduğunu unutup Star TV'den bahsetti. Ercan SAATÇİ, Deniz SEKİ'nin kameraların içine içine soktuğu … Star Avı’nın Deniz Seki Master’ı yazısını okumaya devam et

Bir park bin mezar

Yukarıdaki fotoğraf 23 Nisan Pazar günü Aydın'ın Çine ilçesinde çekildi. Deniz Feneri'ne  başvuran bir aile görüşmesinden dönerken yanından geçtiğim bir mezarlığın hemen yanı başındaki bu terkedilmiş çocuk parkı dikkatimi çekti. ÖNCE DELİLER GİBİ SALLANDIK; SONRA BOYLU BOYUNCA UZANDIK....  Kaydırağı, tattaravallesi ve salıncağıyla bir küçük parktı. Oyuncakları eskimiş, kırılmış ve küflenmişti. Boynu bükük, bir o kadar da hüzünlüydü.. Çünkü çocukları terk etmişti … Bir park bin mezar yazısını okumaya devam et

Bu, onlardan değil

Evren, her sabah ılık suyunu içip sporunu yaptı... Blogunu kontrol edip kitabını okudu. Yedi, içti, uyudu, uyandı vs... Ve yıllardır muhatap olduğu "büyüyünce ne olmak istiyorsun?" sorusunun cevabını duş alırken buldu. Evren, hep bu sloganın peşindeydi: ÖĞRETMEN DEĞİL, ÖĞRENEN OLMAK İSTİYORDU! Evren'in mesleği ömür boyu öğrencilik olacaktı... [Bu, benim bir edebiyat öğretmeni olmaktan ziyade,  ömür … Bu, onlardan değil yazısını okumaya devam et

Bu bir sorumluluk

Çeşme - Ilıca Otel / 10.04.2006 Bu bir sorumluluk, belki de bir zorunluluk... Yazmaktan bahsediyorum. Bilgisayarım, internet bağlantım olduğu müddetçe, en önemlisi de sağlığım yerinde oldukça yazmaktan vazgeçemem kolay kolay. Bir arınma, sükunet, kendimle başbaşa kalma, kitapların sayfaları arasında kaybolup gitme isteği belki de benim şu an içinde bulunduğum ruh hali. Üzmüşüm zannediyorum sizi ki son yorumlardan … Bu bir sorumluluk yazısını okumaya devam et

Ölümün günlüğü

Vermem sana çek benden elin ey Melek'ul-Mevt! Cananıma nezreylediğim cana dokunma! [Aşık Ömer] [Ey Azrail, çek benden elini; vermem sana! Rabbime adadığım cana dokunma!] Nisan'ın 9'u... Babamı kaybetmemizin üzerinden tam 10 yıl geçti. İşte sözün bittiği an. Evren'in günlüğüne bu konuda hiçbir şey yazılmadı şimdiye kadar, yazılmayacak da... Ölümün hüznü yorganın altında yaşanmaya devam edecek... Yarın İzmir … Ölümün günlüğü yazısını okumaya devam et

Gökyüzünde bir uçurtma

Saat kaç, hangi tarih, kaçıncı defa... Ne önemi var? Adın - sanın belli olmuş, gözlerinin rengi varmış, kalp denilen yerde bir yürek atarmış... Ne değeri var? İndi mi gökyüzünden uçurtman bir kere, bir daha havalandıranın olmuyor. Sonsuz semayı tarasan da, başkalarının rengarenk uçurtmaları. Senin dün'ün dün'de kaldı. Koptu mu gül dalından, yerine çıkmıyor bir daha yenisi... … Gökyüzünde bir uçurtma yazısını okumaya devam et

Belki

Yazmak... Kendi adıma söylüyorum: Yazmak... Belediye'nin kesip sonra mikroplu akıttığı suyu içip hastalandığımı ve halen daha hasta olduğumu yazmayacağım. Türk Kurultayında Amerikan Caz müziği çalındığını ve yine komplekslerimize yenik düştüğümüzü yazmayacağım. Birilerine kırgın olduğumdan, birilerini çok sevdiğimden, şu aralar yine derslerime gömüldüğümden hiç bahsetmeyeceğim. Neden uzun süredir yazmadığımı anlatmayacağım. Bahaneler uydurmayacağım. Uzun lafın kısası bir süre daha yazmayacağım. [Belki de yavaş yavaş blogcu … Belki yazısını okumaya devam et