Çalıkuşu

Son iki gecedir saat 2’lere kadar meşgul oldum GÜNTEKİN‘in Çalıkuşu romanıyla. Feride‘nin hatıra defterine not düştüğü yaşam serüveninde kaybolup gittim. Büyük bir tutkuyla âşık olduğu Kâmran‘dan kaçması etkiledi beni. İnsan sevdiği halde, sevdiklerinden nasıl uzak diyarlara gidip, kendisini zorluklarla dolu bir hayatın pençesine atardı.

Yüreğim daraldıkça daraldı Çalıkuşu’nu okurken. Nedense mezuniyetim geldi aklıma. Sebepsiz bir ilgi işte. İki gündür büyük bir hüzün içimde. Ayrılık yaklaşıyor hızla. Bir an telefon rehberimde kayıtlı sınıf arkadaşlarıma “ileride hatırlayınca hüzünleneceğimiz bu günlerin kıymetini bilelim” diye mesaj atmak geçti içimden. Haziran ayını, mezuniyeti, kep törenini, mezuniyet balosunu filan düşünemiyorum. 

Ne Atakan‘ın ne de Selahattin‘in görüşme talebini kabul ettim. Sıkıntım diz boyu. Sınıfımın fotoğraf arşivini yapmaya devam etmek istiyorum; bir de bir an önce Pazartesi olmasını…

Merak edilen köşem

Aydın Life Sayı 1 / e-vren günlüğü İlk Yazı

Aydın Life’ın editörü Erman, bu akşam bir sürpriz yaptı bana. Dergideki köşemin son halini dosyaladı. İnanılmaz şaşırdım, heyecanlandım ve duygulandım. Dergideki köşemi hiç böyle canlandırmamıştım gözümde. Gayet hoşuma gitti. 

Blogtan beni takip edenler köşe yazımı ne zaman okuyabileceklerini soruyordu; ben de sayfanın küçültülmüş halini hemen paylaştım e-vren günlüğü’nde. Orjinal boyutunu evdekilere de göstermedim. Dergi çıkınca alıp okusun herkes değil mi :) Şimdilik görüntüsüyle yetinelim. Dergideki yazılara www.aydinlife.com ‘dan ulaşmanız mümkün olabilecek. Dergi piyasa çıkar çıkmaz link aktif olur sanırım.

Ben seni tercih ettim

Yağmuru özledim…

Yağmur gibi sesini, yağmur gibi yüzünü, yağmur gibi bakışlarını özledim…

Sen benim yağmurumsun ve  hangi zamandır yağmadın Evren‘in gönlüne.

İnsanlar tercihlerini yaşarlar” dedim hep ve bir tercih yapmak durumunda kaldım bugün. Önünden geçsem de almadım biletimi ve binmedim otobüse. Bu yolculuğun sonu nereye varırdı kestiremedim. Gönlüm bana “gitme” dedi. Ben tercihimi senden yana yaptım. Dost‘a attım kendimi. Yıllardır yürüdüğüm yolda yürüdüm. Konuştum, dinledim, sarıldım, mutlu oldum…

Cihan‘da yemek yedirdim kendime. Onunla çay içmeme ve onu dinlememe izin verdim. Sonra Cihan‘ı tututup kolundan benimle birlikte yollara vurdum. Semih‘te aldık soluğu. Bir demlik çayı daha tükettik. Güneş tutulmasından konuştuk, depremden bahsettik. Gecenin bir yarısı Cihan‘la yürek yüreğe mahallemizin yolunu tuttuk. 

Bugün denizin ateşine, gecenin aydınlığını tercih ettim. Kendime izin verdim… Sahi, sen bunca yazıyı okuduysan ve buradaysan… Nedir sebebi? 

Sana değil bu bakışlar

Sana bakmıyor artık bu gözler. Ve seni görmüyor… Hiç böylesine hissetmemiştim ölümü! Meğer ben hiç yaşamamışım hayatı; hiç tatmamışım aşkı. Evren olmak, Yunus Evren‘i taşımaktan daha da zormuş.

Gelmemek elimde olsa, hiç gelir miydim?

Vermemek elimde olsa, can verir miydim?

Hiç doğmamak, yaşamamak, ölmemek vardı…

Yoksa ben, durmadan böyle yerinir miydim?

[Ömer Hayyam / Bir Islak Ateş]

Kitap Ayracı

Önder’i yolcu ettik bu akşam Bilal‘le. Anahtar eğitimlerine katılamadım ama Önder’in güzel sohbetinden de iki gün boyunca mahrum kalmadım.

En büyük zevklerimden biri kitaplarımın karşısına geçip onları seyretmek, arada bir elime alıp onların sayfalarını havalandırmak. Yeni bir kitabı okumaya başlayacağım zaman büyük bir heyecana kapılıyorum. Koleksiyon yaptığım kitap ayraçlarımı alıp elime, bu defa hangisini kullansam acaba diyorum. Favorim hep İstanbul‘dan aldığım üzerinde “Kız Kulesi” nakışlı bezden kitap ayracım. Kıyamadıklarımdan biri de Konya Mevlana‘dan aldığım papirüs kağıdından yapılan kitap ayracım.

Dünkü hüznümün arasında değinmeyi unutmuşum: Aydın Life toplantısına Ahmet Hakan COŞKUN katılmadı. Nasıl darıldım, nasıl gücendim anlatamam ama arada kaynadı işte :) 

Bir de bir türlü para biriktirip Varlık Dergisi’ne abone olamadım gitti ya; dert oldu içime.

Ha bir de: Hâlâ bir sevgilim yok. Ne ilginç değil mi :)

Vize arası ÜDS

– Oğlum nasıl geçti sınavın?

– Anne yapma! İlk defa bu soru bir sınavımdan sonra bana bu kadar komik geliyor :)

Üniversite Dil Sınavına az sonra değineceğim ama dün akşam İzmir‘e giderken yan koltuğumda oturan arkadaştan bahsetmeden edemeyeceğim. Koridor tarafında oturan -malesef ki aynı zamanda benim de yanımda…- bu arkadaş, yol boyunca fotoğraf albümündeki bütün fotoğrafları yırtıp yırtıp çantasının içine doldurdu. 1 saat 15 dakikalık Aydın – İzmir yolu bitti; arkadaşın yırtması gereken fotoğraflar bitmedi. Okuduğum 100sayfalık kitabın 90 sayfasını anlayamadım cırt cırtlardan. Çocuk sağ tarafımda oturuyordu; sağlam bir dirsek iyi olurdu. Ama ne var ki pencere kenarındaydım :)

ÜDS‘ye Ege Ziraat Fakültesi’nde girdim. Duvar kenarında oturuyordum. Duvarlar kopyalarla doluydu. “Hımmm” dedim; “demek sadece bizim bölüme has bir özellik değilmiş duvarlara kopya yazmak” :) 

Muhteşem ingilizcem sayesinde 80 soruluk sınavı 150 dakikada bitirdim. [Bu başarımı bir gece önce çözdüğüm Nedim’in Gazellerine bağlıyorum. ÜDS’nin hemen ertesi günü Eski Türk Edebiyatı vizesi var da :( Sonuçların açıklanmasını dört gözle bekliyorum. Sorular bana, ben sorulara… Meğer ne harika bir ingilizcem varmış :) Puanlar açıklanınca eminim ODTÜBİLKENT vs kapımda kuyruk olacaklar :) [Bunu yazdım ya, mezun olunca işsiz kalmam kaçınılmaz bir gerçek :) ]

Şimdi Aydın‘da evimdeyim. Hemen yatağa girip uyuyacağım. Bu vize arasıydı, Cuma’ya kadar yokum ! Cuma da Oğuz bebeği görmeye gideceğim…

Dikkat! Vize haftasındayım!

Bugünkü Genel Türk Tarihi 1. Vizesi ile bu dönemin vize haftasına girmiş bulunuyorum. Ve bu üniversite hayatımdaki son birinci vizeler :(

25 Mart Cumartesi günü yine bir vizeden çıkıp koşa koşa İzmir‘e Pazar günkü ÜDS‘ye girmeye gideceğim. Bir solukta Üniversite Dil Sınavına girip yine koşa koşa Aydın‘a dönüp birinci vizelere kaldığım yerden devam edeceğim.

23-31 Mart arası vize haftasındayım; stresliyim, asabiyim, meşgulüm! 

Bu zaman zarfında arzu ederseniz [PROJELERİMİZİ]

olmadı [MİSAFİR KALEMLERİMİZİ] okuyabilir 

ya da  [ELEKTRONİK SÖYLEŞİLERİMİZE] göz atabilir, 

o da olmadı [GEÇMİŞ GÜNLÜKLERİMİZİ] inceleyerek

 e-vren günlüğü‘nün altını üstüne getirebilirsiniz :)