Browsing Tag

varlık dergisi

e-günlük

30BEŞ YAŞ

Cahit Sıtkı Tarancı denilince akla ilk gelen şiirdir Otuz Beş Yaş. Ya da Yaş Otuz Beş! Yolun yarısı ederi duyar duymaz Cahit Sıtkı ismi beliriverir hafızamızda.

Otuz Beş Yaş şiirinin 35 dizeden oluşması ilginç bir detaydır. Üstelik şiirin yazıldığı 1945 yılında Cahit Sıtkı tam 35 yaşındadır ve bir yıl sonra bu muhteşem dizeler ödüle layık görülür.

Cahit Sıtkı, yolun yarısı dediği 35 yaş’ında yazar şiiri ama ne acıdır ki 70 yaşına varamadan 1956 yılında 46 yaşında vefat eder.

Şaire göre Dante, 35 yaşında yolun yarısındadır ve Dante gibi ortasındayız ömrün dizesiyle sanki dünya edebiyatının büyük ismi, İlahi Komedya‘nın sahibi Dante’ye 70 yaşına kadar ömür biçer. Oysa Dante, Cahit Sıtkı’dan 10 yıl daha fazla yaşar ve 56 yaşında vefat eder.

Peki neden 35 yaş, yolun yarısıdır? Varlık dergisinin Mayıs 2007 sayısındaki yazısıyla Hidayet Karakuş bu sorunun cevabını çok güzel bir şekilde açıklıyor. Hazıra konmayın, merak ediyorsanız alın okuyun :)

e-günlük

EDEBİYATÇI OLABİLMEK

İnci ARAL, kendisini karşılamaya gelen BESYO’lu gençleri görünce Adnan Menderes Üniversitesi’nde Edebiyat öğrencisi yok mu? diye sorduğunu söylüyor. Beden Eğitimi Öğretmenliği’nde okuyan öğrencilerin İnci ARAL’ı tanıyor olması güzel elbette ama belki de o bir yazar olarak en büyük hedef kitlesi Edebiyat öğrencilerini görmek istiyordu karşısında. Öyle de oldu. Ayak üstü dakikalarca sohbetler yapıldı…

Kendisi de Edebiyat bölümlerinin eğitimindeki aksaklığın farkında. Edebiyat okuyunca edebiyatçı olunmuyor. diyor. Hatta edebiyatçı olmak istemiyorsan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne gitmek gerek tarzında da bir ifade kullanıyor. Edebiyat öğrencisi olduğumu söyleyince -sen iyi şiir de yazarsın- diyorlar hemen. Oysa bize şiirin nasıl yazıldığına dair bir eğitim verilmiyor. diyorum. O, yazar olmak isteyen ve bunun için Edebiyat Fakültelerine giden pek çok kişiden de duymuş bunu. Yazmak için gitmişler, daha az kitap okur olmuşlar. Biraz acı olacak ama ben bu durumu şöyle özetliyorrum: Türkiye’de en az kitap okuyanlar edebiyat öğrencileridir. Ama en çok korsan kitap okuyanlar da yine edebiyat öğrencileridir.

Bugün bir edebiyat dergisinde tek bir yazımızı yayınlatmak neredeyse imkansız bir şey. Çünkü sanki oralar isim sahibi olmuş, belli yazarlar / şairler tarafından zaptedilmişti. Haklısın dedi İnci ARAL; Yazar olmak için çok okumak, çok yazmak ama dehşet yazmak gerekiyor. Bunun için kültürün, edebiyatın kalbi İstanbul’da olmaya da gerek yoktu. Bak ben mesela taşrada yaşıyordum. Manisa’da kendi halinde bir yaşamım vardı. Birgün bir arkadaşımın ısrarıyla birkaç öykümü dergilere yolladım ve bütün o dergiler beni arayıp öykülerimi yayınlamak istediklerini söylediler diyor. Hatta Varlık Dergisi‘nin sahini Yaşar Nabi kendisine Siz Türk Edebiyatının en büyük isimlerinden, romancılarından biri olacaksınızbile demiş vakti zamanında.

Üstüne üstüne vurguluyor İnci ARAL, “dehşet yazacaksınız! Öyle dehşet yazacaksınız ki, yer bulamadığınız dergiler sayfalarını çarşaf gibi önünüze serecek…”