Browsing Tag

vardar pastanesi

e-günlük

Bir Kare Fotoğraf İki Satır Yazı!

CNN Türk‘teki Vefa Bozacısı‘yla ilgili çekimleri seyrederken ister istemez Aydın’daki Vardar Pastanesi gözümün önünde canlandı.

Sonra genç hanım bu fotoğrafı çekerken Ara Kafe‘nin duvarlarının Ara Güler‘in fotoğraflarıyla süslü olduğu gerçeğini göz ardı etmedik.

Aslında başka bir şey var; kendisini sevmeseniz de üreten, dünyaya bir değer katan insana saygı duyun; ona sahip çıkın. Benden haz almayanlar var, oysa istemesek de hepimiz aynı evrende yaşamaya devam edebiliyoruz. Senden hoşlanmıyor olabilirim ama gerçekten bir şey üretiyorsan, sana bahşedilen kanı, canı, an’ı insanlara faydalı olacak hayırlı bir iş için kullanıyorsan ulaş bana.

Bir kare fotoğraf, iki satır yazı, bak ne kadar kocaman e-vren dünyası

e-günlük, e-vreniyyat, Röportaj / Söyleşi, Sosyal Medya

Söyleşi: Ben Blog Yazarıyım; Superman Değil!

2005 yılında blog yazmaya başladıktan bir süre sonra yaşadığım şehirde benden başka blog yazarının olup olmadığını merak etmiştim. Zamanla Aydın’da blog yazan diğer arkadaşlarla da tanıştım fakat yıllar içerisinde o arkadaşlar blog yazmayı bıraktılar.

Bir blog yazarı olarak halen büyük bir merakla takip ettiğim onlarca blog var. Onlardan biri de “Berna’nın Günlerinden” isimli blog. Berna, takip ettiğim ve bildiğim kadarıyla da Aydın’da blog yazan tek isim.

Berna Demirkapı; Blog yazarı

Berna Demirkapı; Blog yazarı

Berna Demirkapı. Aydın’da yaşıyor ve 2011 yılından beri blog yazarlığı yapıyor. Aydın’ın birkaç yerel haber sitesinde köşe yazarlığı yaptıktan sonra blog yazmaya yönelen Berna, -kendi deyimiyle- hayali ördeğiyle penceresi Aydın’a bakan küçük odasında blog yazmaya devam ediyor. Devamını Okuyun

e-günlük, e-vreniyyat

Rüyayı Yaşamak

Dün Aykut‘la birlikte yağmurda arabayla dolaştık. Arabayı tam Vardar Pastanesi’nin önüne park ediyordu ki keşke bir deniz kenarı olsa da durup onu seyretsek dedim. Birden kendimizi Kuşadası Devlet Hastanesinin hemen altındaki o seyir bölümünde buldum ;) Yağmurlu Aydın gününde yolculuk yapmak bana çok iyi geldi.

Sıkıntılı bir cumartesi günü yol boyu dilimde dualar vardı. Kararsızlıklarımın, tercihlerimin ya da atacağım adımların ne olması gerektiği konusunda bir işarete ihtiyacım vardı. Dönüşte Kızılcaköy’e uğradık. Sanki orada birileri Devamını Okuyun

e-günlük

ADÜ’de Türkiye Renkleri

Hülya‘nın daveti üzerine Hakan‘la birlikte bu akşam ADÜ Atatürk Kongre Merkezi‘ndeydik. İzmir Devlet Opera ve Balesi‘nin Türkiye Renkleri Grubu’nun türkülerimizi klasik Türk müziği* ve batı  müziği ile yorumladıkları çok ilginç performanslarını hayranlıkla seyrettim. Ayrıca Aydın efesini baleyle yorumlamışlar, semazenle balerini aynı sahenede harmanlamışlardı.

Bugün hayatımda ilk kez bir bale seyrettim.

Bir soprano ile bariton sanatçısı dinledim.

Bir Aydın Valisi’ni ilk kez araçla solladık :)

Yine şirinliğinden bahsettiğim ADÜ Rektörüyle meğer sırt sırta olduğumuzu farkettim :)

Dönüş yolunda yine Vardar Pastanesi‘nde saleplerimizi içtik hatta 1 TL borçlandık :)

Gece evde bir taraftan Kemal‘e Devamını Okuyun

e-günlük

Büyük facebook Temizliği

Nihayet Harun‘la bir araya gelebildik. Bizim evin önündeki parkta küçük bir hesap sorma, kısa bir bulvar turu derken, vazgeçilmez mekanımız Vardar Pastanesi‘nde bozalandık. Bu arada 52. yılını kutlayan Vardar Pastanesi, bize şapka hediye etti. Biri Hüss’ün diğeri Harun’un en küçük kardeşinin olsun dedik :)

Annemin ve yengemin anneler günü hediyesini de aradan çıkarmış oldum. Artık çaylar daha lezzetli, kahveler daha köpüklü olacak :) Yalnız ciddi bir sorunum var, Devamını Okuyun

e-günlük

Yılın İlk Değişimi

2009’un ilk günü… Kendi kendime uyanarak güne başlayacağım diye umut bağladığım 1 Ocak Perşembe sabahına Hüss‘ün amca kalk, babam bilgisayardan bir şey istiyorsesiyle gözlerimi açtım :)

Biraz blog, biraz msn, biraz ders vesaire derken beni mutlu eden ilk haberi aldım: Devamını Okuyun

e-günlük

Vardar Pastanesi Forum Aydın’a Şube Açmasın

Sabaha yağmurla uyandı Aydın. Böyle yağmurlu havalarda Safiye Sultan’la çay içmek en büyük keyfimizdir. Hava yağmurlu, hafif karanlık, elimde simitler kapıdan içeri giriyorum, çay demlenmiş, kahvaltı hazırlanmış. Bilgisayarda CMYLMZ stund-up. Harika başlayan ve öyle devam edeceği başlayışından belli olan birgündü bu Cuma.

Cuma namazından sonra Harun geldi. Ruhunu doyurmuş ama midesi hala aç. Bizim mahalledeki pidecinin birine oturduk. {pidecinin biri ifadesi de sanki pek bir imalı gibi oldu} Ben sözde rejimdeyim, tek bir lokma dahi almadım. Harun karnını doyururken ben, hangi tatlıcıda hangi tatlıdan yesek acaba diye düşünüyorum. Dondurma mı yesek, yok salep içelim. Kış iyice bastırmadan boza mı içseydik acaba. Yok yok, Bolulu Hasan Usta çilekli muhallebi çıkarmış, oraya gidelim derken, soluğu Vardar Pastanesi’nde alıyoruz :)

Since 1957 yazıyor Aydın’ın en meşhur -inadına meşhur- pastanesinin duvarında. Aydın’da bir dükkanın yıllar boyu iyi işlemesi için ille de merkezi bir yerde, özellikle de Adnan Menderes Bulvarı üzerinde olması inancı hakimdir :) Vardar Pastanesi yıllardır en sapa yerdedir ve ününe ün katmaya devam etmiştir. Çok ilginç bir durum. Şimdilerde bulunduğu yer Forum Aydın’ın sayesinde daha işlek bir güzergah olacak gibi. İşini iyi yapmak onca mesafeye rağmen müşteriyi ayağına kadar getirmenin en birincil şartı sanırım. Ben salepi de bozayı da buradan başka yerde içmedim desem yeridir. A boza dedim evet, onca tatlı alternatifime rağmen bozada karar kıldık :) Bu ekşimsi içeceği hiç bilmeyen, bilip de tatmayan varsa çok şey kaybediyor. Malum enerji deposu eski Türk içkisidir boza.

Mahalle baskısı işte. “Forum Aydın açıldı, herkes orada bir sen yoksun. Şöyle blogunda yaz da müşteriler akın etsin” dediler. Biz de atladık gittik Harun’la, bi’ blogluk fotoğraf aldık :) Elin oğlu şehrin kenarında mini bir şehir inşa etmiş. Alakalı alakasız herkes orada. Hava satın alıyoruz resmen. Bir süreliğine kendimizi küçük bir avrupa mahallesinde sanıp, sonra tekrar gerçekle yüzleşiyoruz şehir merkezine dönerek :)

Forum Aydın’ın Denizli yoluna bakan kısmına iki tane kocaman efe heykeli dikmişler. Aydın ya burası; “logodaki zeytin tanesiyle temsil etmek olmaz; iki de efe heykeli konduralım” demişler zannediyorum. Yalnız birinin suratı epey çirkinceydi. Sağdan çektim, soldan çektim heykeli bir türlü yakışıklı gösteremedim. Harun da müdahale etti sonra zaten: “Yahu bırak sizin evde bunların canlısı var” dedi. Tabi ya, biz evde İbrahim ve Ziya isminde iki tane dünya yakışıklısı efe yetirştiriyoruz.

Ümran‘ın resmi izni ve Harun‘un ulaşım sponsorluğunda bol sohbetli, geleceğe yönelik bol planlı güzel bir cumayı “siz köyde biz ziyaretlerde” hesabı bir türlü gidemediğimiz teyzemlere abimlerle bayramlaşmaya giderek sonlandırdım. Bugün anladım ki “kış”, tarafımdan özlenmiş; yağmurlar da…