Browsing Tag

Türk Dil Kurumu

e-günlük

Yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar

tdk_ozlestirme_kilavuzu

Türk Dil Kurumu‘nun ‘lokanta’ya ‘modern otlangaç’; ‘İstiklal Marşı’na ‘ulusal düttürü’; ‘hostes’e ‘gök konuksal avrat’; ‘otobüs’e ‘çok oturgaçlı götürgeç’ karşılıklarını önerdiği efsanesi sürekli döner durur ancak hiçbiri doğru değildir. TDK, ‘hostes’ için Türkçe bir karşılık önermiştir ancak bu kesinlikle ‘gök konuksal avrat’ olmamıştır.  Devamını Okuyun

e-günlük

Dersimiz Yazım Kılavuzu

feyca_hepcilingirler_turkce_gunlukleri

Geçenlerde bir grup insanın kendi reklamını yapmanın peşinde nasıl koştuklarına hayretler içerisinde şahit olmuştum. Oysa Ömer Seyfettin, Genç Kalemler dergisinde ‘Yeni Lisan’ adıyla çığır açacak başmakalesinin sonuna kendi imzası yerine soru işareti (?) koyar; çünkü Türkçe için giriştikleri davanın bir şahsın eseri olarak görünmesini istememektedir. Devamını Okuyun

e-günlük

Eskiden Selfie mi Vardı?

Eskiden selfie mi vardı; hatta özçekim bile yoktu. Flickr‘cılar bilir, biz baya uzun yıllar selfportrait çekmiştik de Türk Dil Kurumu kalkıp da ‘bir karşılık neyim bulayım’ demediydi. Hoş değil!

sosyal ağlar, Sosyal Medya

2011 Sosyal Medya İletileri

Aşağıdaki yazılar, facebook’evreni ve twitter’evreni profilleri ile Windows Live‘da 2011 yılında yazdığım iletilerden oluşuyor. Bu iletileri derlerken, 1 yıllık bir geriye gidiş de yaşamış oldum. Aşağıdaki 2011 iletilerinde benimle ilgili pek çok konuda daha fazla ipucu bulunduğunu düşünüyorum. Hem beni sosyal paylaşım sitelerinden değil de sadece buradan takip edenler için bu paylaşımın farklı bir anlam taşıyacağını düşünüyorum. Belki de bazı olaylara karşı neler hissettiğime ilk kez şahit olacaksınız.

Sürekli huzur için lütfen 1 dakika sükût et be adam! {29 Aralık}

Cuma’da ön saflardan imamın da sağ tarafından bana yer ayırın gençler, biraz geç kalabilirim ;) {23 Aralık}

‘Hakîkaten’ kelimesini seviyorum. {19 Aralık}

Brokoli almaya gittim, yarım saate dönmezsem önce polisi sonra Müge Anlı’yı arayın. {17 Aralık}

Dexter gibisi var mı? Yok ;) {14 Aralık}

Hani her gördüğü fotoğraf makinesinin önüne geçip “beni çek, çek abi beni, beni çek beni beni” diyen tipler vardır ya… Bu tipler fotoğraf çeken herkesi eşi dostu akrabası komşusuymuş da çektiği fotoğrafı hemen akşamında kendisine iletecekmiş gibi anlamsız bir edayla rahatsız ederler ya… İşte yeryüzünde anlam veremediğim 97 insan tipinden biri de bunlardır. {8 Aralık}

Annemin telefon rehberinde “Komşu Nella” niye yazar? Yazıyor madem niye komşu Necla teyzenin adı değiştirilmiyor da inadına “Nella” olarak rehberdeki yerini koruyor? Aslında yeryüzünde adı Nella olan teyzeler var da ben mi bilmiyorum? Annem o telefon rehberindeki ismin değiştirilmemesi konusunda neden bu kadar inatçı ve biri bu durumu gidip Necla Teyzeye ispiyonlayamaz mı? Not: Nella Teyze temsilidir, Nellalar ve Neclalar üzerlerine alınmasınlar. Ya da sallla gitsin ya üstüne alınan alınsın. {8 Aralık}

Evren, ilişki durumunu “bu yaştan sonra bir ilişkim olsa da olur olmasa da olur.” şeklinde güncelledi; facebook anında müdahale etti, twitter da Evren’in hesabını askıya aldı. Ivana Sert’se konu hakkındaki suskunluğunu koruyor. {7 Aralık}

Fotoğraf çekileceğiz diye güzelleşmek için beni yarım saat bekleten Devamını Okuyun

e-günlük

Facebook Eleştirisi

Hani hiç sırasını bozmadan “siyah-beyaz, az-çok, aşağı-yukarı, iyi-kötü, zengin-fakir” diyoruz ya. Bu beni çok mahsunlaştırıyor :( Beyaz-siyah demek istiyorum ben! Sonra aşağı-yukarı değil de yukarı-aşağı demek istiyorum. Çok-az, fakir-zengin de diyebilmeliyim. Bu özgürlüğü vermeli bana Türk Dil Kurumu! Ya da buna kim karar veriyorsa :)

Facebook‘ta “e-vren günlüğü” profili açmamı hala eleştirenler varken dün orada ilk defa yazıştığım bir kardeşim bana öyle şeyler yazdı ki, facebook profilini açmakla ne kadar doğru bir karar verdiğimi bir kere daha görmüş oldum. Sosyal Bilgiler öğretmenliği 3. sınıf öğencisi Tekin, “Evren abi, 3-4 aydır seni takip ediyorum. Hiçbir yazına yorum yapmadım çünkü bütün yorumlara tek tek yanıt verdiğini bildiğim için seni yormak istemedim. Bu sebeple yorum yapmamak bana daha doğru geldi” diye yazdı. En başta çok duygulandım. Gerçekten sizden çok şey öğreniyorum bu paylaşımlarda. Böylesine ince bir düşünce hiç aklıma gelmezdi. Kimbilir daha ne hikayeler var burada, orada, sizde… En baştaki cümleye geri dönüyorum: Bu facebook konusuna son kez değiniyorum. Sevgili Tekin gibi beni ısrarla okuyanlar var ben onları facebook profili sayesinde öğrenebildim. Her ziyaretçiden bir boy bir portre fotoğraf isteyip, “sizi görmek istiyorum” diyemem herhalde :) Hem ayrıca sayısı binleri bulan e-vren günlüğü ziyaretçilerinden şu an sadece 152’si e-vren günlüğü facebook‘ta :)

Bugün kardeşim İbrahim’le başka bir Türk Filmi seyrettik ama haftaiçinde Ziya’yla seyretitğimiz “Hayattan Korkma” filmini tavsiye etmeden yazıyı sonlandırmak istemedim. Bu film ben askerdeyken mi çekildi, hangi ara sinemalarda gösterildi bilmiyorum. Ben ilk defa seyrettim, çok da keyif aldım. Sıcacık bir Ege filmi “Hayattan Korkma” Türk insanının, Ege’deki mahalle komşularının, bizim köylü insanımızın dostluğunu, kardeşliğini birebir hissedebilmek istiyorsanız ilk fırsatta Hayattan Korkma’yı seyredin :)