Browsing Tag

soner dayan

e-günlük

NEREYE BAKIYORUZ?

Bugün ders arasında arkadaşlarla üst üste yığılmış Melik‘in dizüstü bilgisayarında film seyrediyoruz. Filmi bu kadar ilgiyle seyretmemizin ve e-vren günlüğü’nde bunu konu edinmemin ise önemli bir sebebi var:

Hiç Kimse ve Benzeri… 10 dakika 34 saniyelik bir kısa film. 2005 yılında çekilmiş ve bu yıl Altın Portakal‘a başvurulması düşünülen savaş çocuklarına ithaf edilen harika bir eser. Onu bizim için önemli kılan en önemli ayrıntılardan biriyse sınıf arkadaşımız Melik’in (yanımda, duvar kenarında oturan) filmde oynuyor olması. Üstelik filmin merkezinde… Türkçe bilmeyen, Arapçayla da derdini anlatamayan bir Filistinli kendisi. Filmin aynı ekip tarafından ikincisi çekilmiş. Melik’in rol aldığı ve bugün seyrettiğimiz film ise henüz internete yüklenmemiş. Belki ilk defa Antalya’da görücüye çıkar.

Burada vermek istediğim mesaj gayet açık: Türk Dili Edebiyatı okuyup illa ki öğretmen olmak gerekmiyor. Soner arkadaşımız gibi başarılı bir şair, Melik arkadaşımız gibi harika bir oyuncu olabilmek adına önemli adımlar atabilirsiniz. Edebiyat eğitimi alıp da, kendinizi sadece öğretmen olmaya şartlandırırsanız iyi bir haber spikeri, yazar, şair, editör, radyo sunucusu vb olma ihtimallerinizi de baştan yok etmiş olursunuz. Uzun lafın kısası (sözüm önce kendime) sınırları geniş, hedefleri yüksek tutmalı. Yapabildiğinin en iyisini yapmak, bu ülkeye de en iyi hizmet olacaktır. {Helal bana, son derece sosyal içerikli bir mesaj verdim kamuoyuna :)}

e-günlük

Öbür Yüzlü Melekler/Soner Dayan

“Yolunu şaşırmış ne kadar mundar kelime varsa, gelip konuyor dilimin ucuna…

Fareli Köyün Yalancısı’ndan…

O, Benim Tanıdığım İlk Şair!

En gururlanarak yazdığım yazılardan biri Soner Dayan Kitabı’yla ilgili bu cümleler. Hem lisansta hem de yüksek lisansta aynı sınıfı paylaştığım Soner, defterlerinde sakladığı, edebiyat panolarında bazen paylaştığı şiirsel yazılarının bir kısmını kitaplaştırdı. Hayatımda tanıdığım ilk şair Soner Dayan, geçtiğimiz ay ilk şiir kitabıyla ölümsüzlüğe giden yolda ilk adımını attı: Öbür Yüzlü Melekler.

KADAVRA
Öyle bir gülümsedin ki fotoğraflara
Sen gittin ama
Gülüşün -unutulmaz-
Çoktan işlemişti zamana

Ve ben
Bırakılmışlığın hoyratlığıyla
Avuçlarımda tuttuğum
Geçmişin ölümsüz sevinçlerini
Öylece
Savurdum hayata

Bi-mekanım şimdi
Knedi şehrimde
Ve yaralı ellerimde
Bir aşktan geriye kalan;
Kadavra

Öbür Yüzlü Melekler’i okudukça, her zaman gelişi güzel kullandığımız kelimeleri alıp böylesine yaşanabilir kılmak ne büyük bir beceri diye düşündüm. Belki günümüzün şair (!) geçinen çoğu popüler ismi “…ilmik ilmik sokuluyor tenime yazık bir yalnızlık” cümlesini kuramazdı, Soner gibi…