Browsing Tag

sinema

e-günlük

Bir Blog Yazarının Filmi

VCD kapağının arkasındaki yazıyı okuyunca Julie&Julia’yı seyretmenin sıkıcı olabileceğini düşünmüştüm. Halbuki, Barış’ın haftalar önceki önerisi olması sebebiyle bu filme önyargılı yaklaşmamaya çalıştım.

Julia bir memure.Birileri kitabını yayınlamazsa yazar değilsindir. diye düşünüp kendini yiyip bitirdiği bir esnada kocasının web günlüğü tutma fikriyle hayatı bir anda değişir. Julia’yı en popüler 3 blog arasına sokan maceranın Devamını Okuyun

e-günlük

Aşk’ın Başka Bir Dili

Zeynep, ayakkabısının bağcıklarını bağlamak için eğilip Onur‘a seslendiğinde öğrenir aslında onun duymadığını. Ve bu gerçekle önce bir dengesizlik yaşar, sonra hayatımın erkeğini buldum! diye gidip sarılır Onur’a. Konuşmayan, duymayan bir erkek, Zeynep’in arayıp da bulamadığını “zannettiği” erkektir aslında. Eksik olmadığını sanan sağlıklı insanoğlu ile engelli Onur üzerinden bir aşkın soluksuz hikayesidir Başka Dilde Aşk

Onur’un sessiz, Zeynep’inse bir o kadar gürültülü dünyasında yaşanan; dudak Devamını Okuyun

e-günlük

Karanlıktakiler

Bir iyi bir kötü haberim var. Kitap-lık dergisinin Şubat sayısını almayı yine unuttum, geç hatırladım ve yine bulamadım. 2008 Şubat sayısında askerdeydim, çarşı iznimin büyük bir kısmını koca Elazığ’da Kitap-lık aramakla harcamıştım. 2009 Şubat sayısını da yine dalgınlıkla unutmuştum. Becerebilirsem son üç yılın Şubat sayılarını internetten satın alacağım. YKY Şiir Yıllıklarını neden bu kadar önemsiyorum, bilmiyorum…

İyi haber, Çağan Irmak‘ın son filmi Karanlıktakiler‘i seyrettim. Ekim 2009’da vizyona giren filmi, içimde kocaman bir hüzün, bardağımda sert bir nescafe, üzerimde polar battaniye ve hiç alışık olmadığım ama çok da keyif aldığım tatil perşembenin tadını çıkararak -henüz- seyredebildim.

Çağan Irmak’ı Babam ve Oğlum‘la tanımış, ismini bir daha da unutmamıştım. Ulak ve Yumurta ile Devamını Okuyun

e-günlük

KARMAŞA

Yaşadığım saçmalıkların adını “karmaşa” koydum. Ne çok kalabalık, karmaşık, dağınık hayatım ve belirsiz geleceğim :/

Domuz gribi aşısı oldum geçtiğimiz hafta. Yaşanması muhtemel yan etkilerini yaşamadım ama birkaç gün sol gözüm hafif şiş dolaştım :)

Bağlantılı olduğum birkaç kurum var. İşlerini ciddi yapmıyorlar; beni ciddiye almıyorlar. Zıplayacağım üzerlerine, az kaldı…

Pazar akşamı sinemaya gittim. Heyecan verici tek bir sebebi vardı aylar sonra sinemaya gitmemin: Testere 6 :) Muhteşem, muhteşem, muhteşem! NTV’den, Testere serisinin 9’da tamamlanacağını öğrenmem heyecanımı bira azaltsa da yap-bozun son parçası tamamlandı benim için. Son üç seri artık yeni oyunlara gebe :)

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir.TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.

e-günlük

Norveç’te Güneşi Gördüm

Dün öğleye doğru Harun‘un yanına gittim. Cuma namazını da ilk kez Kardeşköy‘de Kazak Camii‘nde kılmak nasip oldu.

Akşamüzerine doğru Haktan‘ın Microsoft MSP videosunun montajına giriştik.

O arada, flickr/evrengunlugu‘ne son birkaç gün içinde çektiğim fotoğrafları yükledim.

İftardan sonra Ziya ile Mahsun Kırmızıgül‘ün Güneşi Gördüm filmini seyrettik. Yönetmenlikte ikinci denemesi olan birinin elinden çıkmasına rağmen senaryo ve oyunculuk adına başarılı bir yapım olmuş.  Ama genel itibariyle sevimsiz bulduğum çok fazla detay vardı. Asker oğluyla terörist oğlunun fotoğraflarını yaşadığı dağ köyündeki evinde yan yana asamayan baba rolündeki Altan Erkekli; özgürlükler ülkesi olarak vurgulanan Norveç’e iltica edince iki oğlunun fotoğraflarını yan yana asabiliyor ve hemen ardından Devamını Okuyun

e-günlük

Osmanlı, Cumhuriyet Senin Neyine?

Osman Bey, koskoca Cihan İmparatorluğunun 7. Osmanı’dır lakin ayda dört defa bile halvet olamaz; öyle ki pandaların cinsel yaşamı dahi kendisinden daha renklidir. Amerika’nın Ginger’inı sırf “s.d.k yarıştırma sevdasına” kullanıp komik duruma düşer; Burger King’te hamburger yiyememe görgüsüzlüğüne bir de cep telefonundan mesaj atamama cahilliğini ekler. Ondan ne karısı memnundur ne halkı ne de dost görünen müttefik Amerika. Osmanlı İmparatorluğunun en doğusu artık Ankara’dır; ne var ki oraya bile adam sürülememektedir.  

Çok ilginçtir, Can Dündar‘ın Mustafa‘sı ile hemen hemen aynı görüntülerle başlar Osmanlı Cumhuriyeti. Küçük Mustafa, henüz Mustafa Kemal olmadan evvel buğday tarlalarında elinde tenekeyle kuşları uçurur. Bir ağacın tepesindeki kafesi farkedip içindeki kuşu serbest bırakmak ister ancak ağaçtan düşüp bayılıp kalınca kader, 2008 Türkiyesi’nin geleceğini 7. Osman’ın ellerine teslim eder. Daha doğrusu bir taraftan müttefikimiz Amerika’nın, diğer taraftan da Avrupa Birliği müzakerecilerinin…

Anlayan için filmin vermek istediği mesajlar oldukça açık ve güçlü. 2008 Türkiyesi’nin gerçekleri ile 2008 Osmanlı Cumhuriyeti’nin gerçekleri birebir örtüşmese de bugünün bazı kara delikleri yarınımızın Osmanlı Cumhuriyeti’nden farklı olmayacağının sinyallerini de vermiyor değil. Espriler yerinde ve dozunda. Öyle ki {Can Dündar’ın Mustafası’ndankinin aksine} filmin asıl gayesini unutturacak, buna gölge düşürecek herhangi bir söylem ya da sahneyle karşılaşmıyorsunuz. 

Atatürk, filmin daha en başında Mustafa olarak karşımıza çıkıp ağaçtan düşüp bayılıyor, film boyunca adından bahsedilmiyor ama buna rağmen seyircinin aklından Mustafa Kemal ATATÜRK çıkartılmıyor. Finalde küçük Mustafa’nın yerden kalkıp kuşu kafesten salması ve Ulu Önder’in kendi sesinden Ne Mutlu Türk’ümdemesi, iki saatlik filmin vermek istediği bütün mesajı özetleyiveriyor, gözleri dolduruyor.

Gani Müjde belki de komedyen zekasının sağladığı bir beceriyle Can Dündar’ı Atatürk konusunda alaşağı etmiş olabilir. Her iki film konusunda kıyaslama yapmak ne kadar doğru bilemiyorum ancak Osmanlı Cumhuriyet’i Mustafa’nın aksine kimsenin gönlünü incitmeden, sahip olduğumuz pek çok değerin (hatta karşı karşıya olduğumuz tehlikelerin) farkına vardırarak seyircisini sinemadan göndertmeyi başarıyor.

e-günlük

“MUSTAFA” Hakkında Her Şey

Bugün bizim çocuklar {İbrahim, Ziya, Deniz ve Ozan} ile Mustafa filmindeydik. Eğer daha önce Çağan IRMAK bu isimle bir film çekmemiş olsaydı Mustafa Hakkında Her Şeyismi Can DÜNDAR‘ın Mustafasına daha çok uyardı. Uyar mıydı? Aslında uymazdı :)

En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Devamını Okuyun