Browsing Tag

sevil

.
e-günlük

Yazarların İstanbul’u – Neşe Mesutoğlu

.

Benim okuyacağım kitaplar bellidir, hepsi de sırasını bekler. İstanbul’a gelirken bütün okunmuş kitaplarımı Aydın’da bırakmak zorunda kalıp okunmamış tek bir kitapla yola çıkmıştım. Sonra Sevil imdadıma yetişmiş, beş tane kitabı koltuğumun altına sıkıştırmıştı. Kitap tanıtımları yapmak için yeni çıkanları incelerken Yazarların İstanbul’u ile karşılaştım ve sipariş edip hemen okumaya başladım. Henüz yeni geldiğim İstanbul’da edebiyatın ve sanatın büyük isimlerinden İstanbul’u okumak benim için kıymetliydi. Neşe Mesutoğlu, İlber Ortaylı‘dan Ara Güler‘e kadar 12 isimle İstanbul üzerine konuşmuş. 164 sayfalık bu zevkli kitaptan paylaşmak istediğim satırlar şöyle:

Fatih Sultan, İstanbul’u Fethedince 3 Gün Yağmalanmasına İzin Verdi!

Ahmet Ümit‘e göre “İstanbul’un şairane bir havası var.” Yazar, neredeyse Devamını Okuyun

e-günlük

Beni Filtre Kahve Mahvetti

14 Ağustos Ramazanı’nın önemli dipnotları: İftar, teravih, Sevil, filtre kahve, tiramisu, ince belli bardakta çay, tezek kokusu, sohbet sohbet sohbet, Hüss, ekmek fırını, sahur davulcusu, sahur.

Sevil‘le filtre kahvenin de sohbetin de dibine vurduk.

Hüss‘le sahurda ekmek fırınına gittik, sıcak ekmek aldık. Hüss ilk kez sahurladı, ilk kez ekmek fırınına gitti, ilk kez sahur davulcusuyla canlı canlı karşılaştı, ilk kez doğduğum evi gördü.

Bu yazının dipnotu: Sevil’le en son Londra’dan geldiğinde bu kadar sohbet etmiştik, bir de İstanbul öncesi dün gece. Filtre kahve konusundaki girişimlerimin neticesi de belli oldu: Press! Ve sahurda ekmek fırınından alınan sıcak ekmeğe yağ sürüp yemek sonradan mideyi berbat ediyormuş :/ Dumanı üstünde sıcak ekmeğe yağ sürmek kesinlikle çocukluğumda bırakmam gereken bir keyifmiş ;)

facebook sayfası: http://tr-tr.facebook.com/evrensoyucokphotoblogger

facebook’evreni: http://www.facebook.com/evrengunlugu

twitter’evreni: https://twitter.com/#!/evrengunlugu

e-vren’i reader’dan anlık takip et: http://www.evrengunlugu.net/feed/

e-günlük

2009 Ramazan Bayramı

19  Eylül cumartesi: Ramazan’ın son günü, bayram arifesi. Bütün Aydın alış verişte. Özgür‘le görüşüp 10 numaralı hattıyla turladım, hasret giderdim :) İftardan sonra bütün bir gece saçma sapan şeyler yedim. Bu, 1 ay boyunca dinlenen mideme resmen zulümdü :)

e-vren günlüğü bayramda 3 gün kapalıydı

20 Eylül Pazar:

Bayramın birinci günü. Her yıl saatler öncesinden bizi bayram namazı için uyandıran annem bu yıl Devamını Okuyun

e-günlük

Türkiye’nin En Zeki Öğretmenleri Belirlenecek

Cuma öğleden sonra öğrencilerim Burcu ve Mehmet Emin‘in doğum günü sürprizi vardı bana. Pınarbaşına gittik; mum üfledim, pasta kestim ama çakıyla :) Sonra semaverde çay keyfi yaptık. Doğal olarak üç beş fotoğraf çektim :)

Eve girmemle çıkmam bir oldu. Sevil gelmişti İngilerete’den KPSS için. Türkiye’nin en zeki öğretmenlerinin Devamını Okuyun

e-günlük

Ah Salavatlı Ah Kardeş Yürekler!

Haftalardır beklediğim gün geldi; öğle vakti İlknur‘la buluşup Sultanhisar‘ın yolunu tuttuk. Az sonra ADÜ Sultanhisar MYO Sera Süs Bitkileri 2. sınıf öğrencileriyle buluşacak, hep beraber devasa bir serada inceleme yapacak; oradan da 4 yıl önce Kardeş Yürekler projesiyle yüreğimizin bir parçasını bıraktığımız Salavatlı İlköğretim Okulu‘nu ziyaret edecektik. Her şey öyle peşi sıra yaşandı ki bütün bu duygu karmaşasını eve gidince idrak edebileceğim demiştim, öyle de oldu…

ADÜ Sultanhisar MYO’dan hareket edip ilk durağımıza vardığımızda gözlerime inanamadım. Devamını Okuyun

e-günlük

Testere 5 ve Geriye Dönüş

Yahya Kemal Beyatlı ile başlayıp sıradan bir şekilde devam eden bir cuma’nın sonuna doğru Hüss‘ün teklifiyle akşam yemeğini amca-yeğen dışarıda yeme kararı aldık. Yola çıkarken nereye gideceğimiz belliydi de Hüss her zamanki kararsızlığıyla yol boyunca pizza mı hamburger mi pide mi yiyeceğimizi tartıştı durdu. En iyi karar ilk alınan karardır deyip karnımızı patates kızartmasıyla doyurduk. Hem öyle olunca bir de oyuncak filimiz oldu :) {Film değil fil}

Hemen sonrasında sözleştiğimiz üzere Sevil‘le buluşmak için yola koyuldum. Testere’nin ilkini Sevil’in önerisi üzerine onun verdiği CD’den seyretmiştim. Yıllar yıllar önceydi, hiç unutmuyorum. Üzerine 4 seri daha çekildi ve nihayet 5. seriyi Sevil’le seyretmek kısmet oldu.

Testere 5 Nasıl Bir Şey?

6. seri yolda, ilk bunu söyleyebilirim. 2. seriyi seyrettiğimde de bunu söylemiştim, 3’ü ve 4’ü seyrettiğimde de. Bitmek bilmeyen ve her seferinde yeniden başlayan bir oyun Testere. Sapıklık, mazoşistlik, sadizm filmin 5 serisinde diz boyu olsa da bu filmin harika bir zeka ürünü olduğu tartışılmaz bir gerçek. 

Testere’nin 5. serisinin eleştirisini kabaca yapmak gerekirse şunu söyleyebilirim: Önceki 4 bölümdekine nazaran daha az işkence ve gerilim mevcut. Ama yine aynı başlıyor, aynı ilerliyor olaylar. Yine oyun içinde oyun var ama bu seride olaya/hikayeye daha çok yer verilmiş. Dördüncü seriye benzer bir hikaye mevcut bu seride. Olayların nasıl bu noktaya geldiği anlatılıyor. Ve sonuçtan anlaşılıyor ki “oyun asıl bundan sonra başlıyor :)”

Testere’nin sonrası Vardar Pastanesindeydik. O işkence görüntülerden sonra “Hayat ne güzel yahu” dedik. Gece 00’i geçiyordu kalktığımızda, öyle ki kepenkleri indirmeseler daha kalkacağımız yoktu :) Sevil pazartesi İngiltere’ye gidiyor. Bu bir veda görüşemsiydi bizim için. Testere 6’da yeniden görüşmek dileğiye…

e-günlük

Sevil Geldi

kalkmalıyım, saat kaç oldu acaba? her sabah bu müge anlı’nın sesiyle uyanmak zorunda mıyım. ne kadar dobra bir kadın, biraz da sert. kocasına karşı da böyle midir acaba. aaa ben onu rüyamda gördüm şimdi hatırladım, ama eşref saati dizisinin başrolündeki kız olarak gördüm. yani ses müge anlı, görüntü o dizideki kız. tekrar askere gitmişim, 45 gün daha askerlik Devamını Okuyun