Browsing Tag

Okan Bayülgen

İnternet Günlükleri

internet günlüğü 2016/6

web_gunlugu

Hızla içerik tükettiğimiz internet dünyasında 08 – 14 Şubat 2016 tarihleri arasında üretilenlerden cımbızladıklarıma yer verdiğim internet günlüğü 2016/6, “Sosyal medyayı tüketiyoruz” temasıyla yayına hazırlandı. Görüş, öneri ve eleştirilerinizi yorum kısmından benimle, internet günlüğü’nü sosyal medya hesaplarınızdan takipçilerinizle paylaşmanız dileğiyle iyi yolculuklar: Devamını Okuyun

İnternet Günlükleri

internet günlüğü 2016/5

web_gunlugu

İnternet günlükleri serisini bunca yoğunluk ve yorgunluk arasında bir yere konumlandırmaya çalışıyorum. Fikirler kafamda yavaş yavaş netleşmeye başladı. Öyle ki RSS havuzuna her hafta yeni bloglar dahil oluyor ki internet günlüğünün yüzde 75’ini de blogların oluşturmasını hedefliyorum. Bu arada taşlar yerine oturdukça internet günlüğü, daha elle tutulur bir şekle bürünecek. Sadece birkaç haftaya ihtiyacım var. İyi okumalar:
Devamını Okuyun

e-günlük

Enes Erkan: İnternet Ana Mecra Olarak Kabul Edilmiyor

Enes ERKAN, Fakülte İstanbul Ajans ‘Creative’ Direktörü

Medya DerneğiBahçeşehir Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirilen Dijital Medya Okulu 2012hızla devam ederken üçüncü haftanın ilk oturumunda Okan Bayülgen’in sahibi olduğu Fakülte İstanbul Ajans ‘Creative’ Direktörü Enes Erkan, Viral Reklam Teknikleri hakkında konuştu.

Enes Erkan, internette milyonlarca kişi tarafından seyredilen ve “tıklanma rekorları kırdı” diye tabir edilen birçok videonun aslında “Viral Reklam” olarak hazırlandığını dile getirip çok aşina olduğumuz “viral reklam video”larından bolca örnekler gösterdi.

Erkan, bugün viral reklamda gelinen noktanın başlangıcını 2005 Youtube DevrimiDevamını Okuyun

e-günlük

e-Kitap Teknolojisi Kütüphanelerin Sonunu Getirir mi?

Birkaç haftadır kütüphanedeyim. Teyzeler, amcalar, gençler, çeşit çeşit insanlar gelip ödünç aldıkları kitapları bırakıyorlar, rafların arasında dolaşıp okumak için yeni birer kitap daha alıp gidiyorlar. Kütüphanenin büyük penceresinden onları seyrediyorum, mutlu bir şekilde yolda yürüyorlar. Ben bir edebiyatçıyım, on yıllardır da kütüphaneyle irtibatım pek kopmadı. Ama ben bile insanların hala üşenmeyip bir il halk kütüphanesine gidip ödünç kitap alıyor olmasına şaşırıyorum. Ama onları takdir duygum, şaşkınlığımdan kat be kat fazla. Üstelik bu okurların korsan kitabın ucuzluğuna veya televizyonun, internetin cazibesine rağmen yol tepip kütüphaneye kadar gelmelerine çok büyük saygı duyuyorum.

Benim kütüphane kaydımın üzerinden iki nesil geçmiştir sanırım. Son ödünç kitabımı aldığımda Devamını Okuyun

e-günlük

Bir Gün Kendimi de Klonlarım

Basket-bol

Bizim mahallenin delikanlılarından Ferhat‘ın sayesinde fotoğrafla haşır neşir bir hafta sonu geçirdim. Önümüzdeki cumartesi fotoğrafla muhabbetimin dozunu biraz daha arttırmayı planlıyorum.

İlk Ziya‘da denediğim, (zaten böyle bir şeyi denediğim için Ferhat tarafından başımın etinin yenilmesi sebebiyle ikinci kez uğraştığım) fotoğraf  klonalama çalışmasını tekrar denemeyi düşünmüyorum; en azından bir süreliğine.

Kafamda hâlâ çekemediğim iki kare var ki hayalimdeki o iki farklı fotoğrafı ne zaman nerede çekebilirim çok merak ediyorum ;) 

Bu arada Okan, son programında laf arasında fotoğraf işlemeyle (fotoşoplamayla) ilgili güzel bir detaya değindi. Eskiden insanlar bir yerde arkadaşıyla bir şeyler içerken fotoğraf çektirirdi, fotoğrafçı bir koşu dükkanına gider 20 dakika sonra fotoğrafı bastırıp size teslim ederdi. Şimdi fotoğrafı çektikten sonra fotoşoplamak için üç gün eve kapanıyorlar. benzeri bir şeyler söyledi. Hakikaten öyle. Fotoğrafı çekmek, fotoğrafa bilgisayar başında son şeklini vermek kadar vakit almıyor sanki. En azından amatör bir fotoğrafçı olarak şunu söyleyebilirm ki bir fotoğrafı çektiğim gibi flickr‘a ekleyemedim henüz ;)

İçime sinene kadar fotoğraf üzerinde değişiklik yapmak, saatlerimi harcamama sebep olabiliyor. Ama çok zevk alıyorum. Hem de ne zevk ;) İki kez gitar hocasını değiştirmemin sebebi, fotoğrafa dört elle sarılmamın altında yatan sebepte gizliydi. Ben, (fotoşoplamayı saymazsak) sonucunu hemen alabildiğim ve üzerinde istediğim değişikliği yapabildiğim uğraşları seviyor{muş}um ;)

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-günlük

Fotoğraf Dolu Bir Hafta Sonu

Gelenek bozulmadı, Başak Ölmez de kendine ait tarzıyla diğer 28 MisAfiR KaLeM gibi e-vren dünyasındaki yerini aldı. İlk defa denenilen bir türle hem hikayesinin isim babalığını bana hem de sonunu okuyuculara bırakarak e-vren günlüğü’ne yakışır sıra dışalığa katkıda bulunmuş oldu. Sevgili Başak’a teklifimi kabul ettiği ve bu e-yaşam yolculuğunun ayrılmaz bir parçası olduğu için teşekkür ediyorum. Şimdi Kasım’daki 30. MisAfiR KaLeM için geri sayım başladı.

e-vren günlüğü’nü yeni MisAfiR KaLeM’e emanet etmişken, Cuma günü Aydın sokaklarındaydım ve Devamını Okuyun

e-günlük

ALIŞKIN DEĞİLİM

Hani ben alışkın değilim gizli saklı işler yapmaya. Elime yüzüme bulaştırırım ille de her şeyi. Sayın cemaat, muhterem davetliler! Bildiğiniz üzere vasiyetimi armut’ların altına saklıyorum. Gün gelir lazım olur, açar açar okursunuz. Okur okur, kıkır kıkır gülersiniz.

Mehmet Ali Birand‘ın Türkçe yanlışlarını not etmekten bıktım, Ali Kırca‘nın kamera karşısındaki karizmasına hasta oldum, Okan Bayülgen‘in ses tonuna hayran olmaktan kendimi alamadım. Biri Bizi Gözetliyor sessiz sedasız biterken, “efsa efsane” diye yırtınan Öykü Serter‘e içten içe güldüm.

Pazar günü Çine‘de ablamlardaydım, pazartesi de bütün gün İzmir‘de. Arşivlemeler tamam, sık kullanılanların hepsi linkibol bankasında. Alınması gerekenleri de not ettim. Şimdi Hüss‘ün tabiriyle “yatcaz kalkcaz” hayatı öğrenmeye gitcez :)