öğrencilerim « …bir e-lektronik yaşam projesi

Meslek hayatımın ikinci Öğretmenler Günü‘nü daha “öğretmen sıfatıyla” kutlayabildiğim için mutluyum :) Haksız bir uygulamanın, laçkalaşmış bir sistemin içinde yer alıyor; hâlâ “ücretli” ön adıyla bu görevi yerine getiriyor olsam da ben 75+16 öğrencim, bir yılı aşkın süredir yuttuğum tebeşir tozları  ve katettiğim binlerce kilometreyle bu kutsal görevin hazzını tadabildiğim için gururluyum.

Onlar çok iyi biliyorlar; e-vren öğrencileri’nin yıllar sonrasına taşacak “ileri zaman hikayeleri”ni büyük bir keyifle birlikte yazıyoruz ve bunu, onları gönülden severek yapıyorum. Akademik bilgi düzeyim, bilgiyi aktarma kabiliyetim, resmi prosedürleri bilme konularında “yeterli olduğumu” iddia edemem ama gönlümdeki öğrenci aşkından fazlasıyla eminim.

Bugün yaşadıklarım, {Devamını oku}


Yeni eğitim-öğretim döneminde 1,5 haftayı geride bıraktık. Yine geçen yıl ki okulumdayım. Öğretmenleri elekten geçiren KPSS sistemi bir tarafı mutsuz ederken başka bir tarafı mutlu edebiliyor. Tıpkı “inşallah KPSS’de atanamazsınız da yine bizim derslerimize girersiniz” diyen öğrencilerimin okulun ilk günü yaşadığı sevinç gibi. Yaşadığım hüsrana karşılık elbetteki tek tesellim onlara yeniden kavuşmuş olmak. Oysa her iki taraf da mağdur edilmiş durumda…

Yaklaşık iki haftadır yoğun bir şekilde okul harici vakitlerimde KPSS’ye çalışıyorum. Oyunu kurallarına göre oynamaya devam.

Yapacak, gerçekleştirecek, başaracak daha çok şeyim var; listem kabarık. Ama ilk önce şu TOFD‘a destek kampanyasının ikinci etabını başlatmak…

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir.TOFD’aulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.



Tatile girdiğimizden bu yana ilk kez öğrencilerimin yanındaydım bugün; okulun bahçesindeki kameriyenin altında buluştuk. Yaklaşık 3,5 saat beraberdik. Korktuğum başıma geldi; onlardan ayrılırken yine garip bir hüzün çöktü içime. Bir de hava kararıyordu artık; güneş batmıştı. Fotoğraf makinemi yanımda götürmeme rağmen hiç fotoğraf çekmedim. Fotoğrafları bilgisayara yükleyince onlara bakmak daha da hüzünlendirecekti beni.

Sabah Erzincan’a {Devamını oku}


Güne misafir sesleriyle uyandım. Halam {biz ona küçük halam deriz}, eniştem, iki yıldır Amerika’da olan İsmail abim, eşi ve sülalenin Amerika’da doğan ilk bireyi minik Kerem bizdeydiler. Amerika’dayken her gün e-vren günlüğü’nü okuduğunu söyleyen İsmail abim dahil hiç kimse bilmez: e-vren günlüğü’nün ortaya çıkmasına vesile olanların en başında kendisi gelir.

Facebook’ta videolarımı paylaşıp {Devamını oku}


Pazartesi günü 10A’dan Mehmet Emin bizim evdeydi, elinde bir kutu meyve suyuyla :) Böylece o da Safiye Sultan’la tanışan 11. öğrencim oldu. Öğleden sonra 11A’dan öğrencim Burcu ile buluştuk. Orda oturduk, burda oturduk, şurda oturduk derken ne çok mekan değiştirdik…

Salı günü öğrenci ziyaretlerim ara vermişti ki bugün 11A’dan üç öğrencimin mesajıyla kendimi KPSS kitaplarının arasından sıyırıp onları karşıladım. Halime, Meftune ve Melike ile akşam üzerine kadar vakit geçirdik.

Hepsini çok özlüyorum. Cuma’dan bu yana onlarla Aydın’da görüşüyor olmak benim için ayrı bir nefes oldu. Üç öğrencimi minibüslerine bindirirken, KPSS’den sonra Ankara’ya gidecek olmama hayıflandılar. Ankara’ya gitmeyin hocam, giderseniz de çok kalmayın, Dalama’ya gelin, festivalde mutlaka Dalama’da olundeyip durdular… Ailemden sonra 75 zincirle daha bağlandım hayatın her bir noktasına :)


Bugün öğrencilerime son görevimi yerine getirme günümdü. 10 kişiden oluşan 12. sınıf öğrencilerim ÖSS için Aydın’daydılar. Her biri farklı okullarda sınava girdiler. Ben, sınav yerine yalnız gidecek olan Murat’a refakat ettim. ÖSS sonrası da buluşup yemek yemeye gittik.

ÖSS 2009 için hepsi farklı yorum yapıyordu. Yol boyu edebiyat sorularının çok zor olduğuna dair değerlendirmeler duydum. Benim gençlerin en çok şaşırdığı sadece 1 tane anlatım bozukluğu sorusunun çıkmış olmasıydı :) Ve nihayet sıra, öğrencilerimin ilk kez evime misafir olmalarına ve ismini sıkça duydukları Safiye Sultan’la tanışmalarına gelmişti:

Evim, ilk göz ağrım çiçeklerimle dolup taştı. Annem onları “Evren’in civcivleri” diye karşıladı. Yiyip içip, bit gibi şişmeye devam ettik. Safiye Sultan’ı kahkahaya boğdular. Ege Üniversitesi’ndeki profesörün karşısında neyse benim öğrencilerim, Safiye Sultan’ın karşısında da o’ydular :) Okulumdan ayrılığın etkisiyle içim iki gündür sıkılırken, ÖSS’ye girecek öğrencilerimin evimize misafir olacak olmalarıyla teselli buluyordum. Güzel saatler hızla akıp geçti. Onlara karşı son görevimi de yerine getirmiş olmanın iç huzuruyla yolcu ettim her birini. Eve döndüğümde “bayıldım” dedi Safiye Sultan; “fotoğraflarda görüp sevdiğim öğrencilerine bayıldım…” Annem, e-vren öğrencileriyle tanışmanın kendisinde yarattığı duyguyu bu cümleyle ifade ederken; Muratım’ın, KPSS’ye girerken kullanmam için bana hediye ettiği ÖSS’de kullandığı kalem, silgi ve düzgüsü elimde bakakaldım fotoğraflarımıza…


3 Kasım 2008, 11A sınıfı. Dolanan dilim, titreyen ellerimle karşılarına çıktığım ilk sınıfım. Yedi ay boyunca yaşanacak bir rüyanın ilk günü…

12 Haziran 2009… Gelmesini hiç istemediğim ayrılık vakti gelip çattı tüm ağırlığıyla. Yürekten inanarak yerine getirmeye çalıştığım öğretmencilik’i kağıt üzerinde resmen sonlandırmama saatler kala elimde karnelerle girdim sınıfıma. Her bir öğrencimle çekildiğim siyah beyaz fotoğraflarımızı iliştirmiştim karnelerine. Yaşadığımız ilkler elbet hatırlarında kalacaktı da küçük bir karne hediyesi olarak Evren öğretmenlerinin son bir anısı onlara refakat etsin yol boyu istedim. 9. sınıflarla vedalaşmaya doyamadık, 12′lerle konuşmaya… Hiç kötü anımız yok dedik, varsa da unuttuk. Hepimiz aynı rüyayı gördük, aynı hayali doyasıya yaşadık.

Dönemedim o gün Aydın’a. Fotoğraflar çekildik, dertleştik, geçmiş günleri yad ettik, müzik eşliğinde dans ettik… Hava kararana kadar okulun bahçesinde odun ateşiyle semaver yakıp çay içtik, edebiyat dersi için ezberlenen şiirleri dinledik, ağladık… Çok ağladık…

Akşam, Dalama‘nın eski parkında toplandık. Anneler babalar da gelmişti. Ne çok kalabalıktık, inanamadım. Babalarla helalleştim, ağlayan anneler gördüm, onların KPSS adına hayır dualarına amin dedim. Gecenin geç saatlerine kadar şarkılar, türküler söyledik hep birlikte. e-vren öğrencileri, sadece bana değil, Dalama’ya ilkleri yaşattı dün gece de…

Gece, öğrencilerimin evinde kaldım. Sabah da 10.20′de ayrıldım Dalama’dan… Yüreğim buruk, gözlerim dolu, beynim bir dünya hatırayla bezeli her gün 1 saat 20 dakika katettiğim yolları seyrettim…

Ben, öğrencilik hayatım boyunca birkaç öğretmenim haricinde çoğundan nasıl bir öğretmen olmamam gerektiğini öğrenmiştim. Sahip olamadığım ama yaşamak istediğim öğretmenliği yaşatmaya çalışmıştım hayatımın bu ilk tecrübesinde. Benim canım 75 öğrencim de bana, nasıl bir öğretmen olmamgerektiğini öğrettiler. Öğretmenliğe veda mı bu benimkisi yoksa bir ara mı zaman gösterecek. Ama sınavları aşamayıp, hiçbir zaman atanamasam bile hiç öğretmenlik yapmadım demeyeceğim. Benim 75 e-vren öğrencim var; kendilerine “e-vren’in gençleri” diyen….

Öğrencilerimle çekildiğim tüm fotoğraflardan oluşan albüme aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

Öğretme’nin “E” Hali