Browsing Tag

nevzat biçer parkı

e-günlük

Merhaba Sonbahar; Sende Benden Ne Var

mer.ha.ba son.ba.har

Hayır gibi görünende şer; şer görünende de hayır gizli olabilirlik bir haberle güne başladığımda Harun‘un henüz birkaç saat önce dünyaya gelen kızı Eylül‘ün haberi tam manasıyla müjdeydi. Hayat, yaşayan faniler için her an yeni bir başlangıç, yeniden bir soluktu…

Rabb’in Olsunundan kullarının olmalısının daha kuvvetli olmadığı aşikardı; bu bana, başkalarına -sanırım yerinde- bir ders oldu. Bu dünyada hiçbir şeyin yüzde yüz garanti olmadığını hep söylerdim; Devamını Okuyun

e-günlük

Şemti Halleri

Mülakat ve sınav stresleri nihayet sona erdi. İki gün içinde 480 km yol tepmenin ve onca heyecanın sonucu önümüzdeki hafta açıklanacak. Hayatımın en keskin dönüm noktalarından biriyle karşı karşıyayım.

Dün, Ramazan’ın ilk iftarını verdik; teyzemler bizdeydi. Öncesinde yeğenim Haktan‘ın Microsoft MSP adaylığı için video çekimleriyle uğraştık. Farklı mekan ve açılardan parça parça çektiğimiz tanıtım videosu için Aydın’da kocaman bir daire çizdik. Son noktamız Nevzat Biçer Parkıydı ve orucun sonuna yaklaştığımız saatlerde başımı parktaki havuzun içine sokmamak için kendimi zor tuttum :)

şem.ti hal.le.ri

Hayatımızda birkaç gündür yeni takım arkadaşımız Şemti‘nin varlığı söz konusu :)  Hüss‘le beraber çok sevip sahiplendiğimiz Şemti, Ebruların Sultanı’nın haftalarca sakladığı sürprizlerinden biriydi.

hüss ve şem.ti

Zayıf hafızamı zorlayıp en nihayetinde ES’nin sürprizini tahmin ettiğimde artık çok geçti. Kukla kurbağa, ait olduğu yerde e-vren günlüğü’nde yerini almalıydı :) 2004 İstanbulu’nun gönüllü dolu otobüsünde başlayıp Sakarya diyarına kadar uzanan bir dostluğun yıllardır süren sembolüydü benim için Şemti. İyi ki geldi; ne de iyi etti :)

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.

e-günlük

Hepinizi Yiyceeem!

Dün, 24 saat boyunca acıkma modundaydım. Televizyondaki programlarda da aksi gibi yemekle alakalı görüntüler vardı. Bir köyde şalvarlı şirin teyzeler, sacın üstünde yufkadır, çörekdir her çeşit hamur işini yapıp kameranın objektifinden içeri, gözüme gözüme sokuyorlardı ve ben fenalık geçirmek üzereydim. İki arada bir derede Safiye Sultan’ın zor günler için sakladığı vişneli keki ve bilumum erzak deposunu bulup hapur şupur süpürdüm ne varsa. “Arı sütü, şişmanlatır” diye uyaran çok olmuştu. Deveyi havuduyla yutan bir insan türü olsam da bu derece gıtlıktan çıkmış bir Evren profili çizeceğimi hiç tahmin etmezdim. Yaşasın yemek yemeeeek!Kalabalık bir trafik mevcuttu evimizde. Biraz da bu sebeple geciken öğle yemeği benim krize girmiş olmama yol açmış, sağa sola saldırmış olabilirim. Neyse ki beklenen misafirler gelmiş, yeğenler kuzenler hep beraber yer soframızda bağdaşları kurup yemek yemeğe başlamıştık. Pilava bir yumuluşum vardı, misafir miyim ev sahibi mi belli değil :) Daha az önce iştahımı bastırsın diye gizli saklı vişneli keki sömüren ben değildim sanki :)

Aaaah ah! Akşam iki yeğenimi de yatıya alıkoyduk. Biraz emr-i vaki oldu galiba ama pek ender yaşanan birgünün keyfini sürmek istedik açıkçası. İş telaşı, eğitim kargaşası içinde farklı şehirlerde olunca biraraya gelmek çok zor oluyordu. Akşam evimizin sıcağından dolayı abim, Hüss, Ziya, yeğenlerimiz Mesut ve Ali Rıza ile Nevzat Biçer Parkı’na kaçtık. Yine küçük çaplı bir piknik yaptık; yedik içtik bit gibi şiştik :) 

Mesut, geçen yıllarda MisAfiR KaLeM‘imdi ve yazısında kullandığımız fotoğraflarını güncelleyelim istedik. Kare kare fotoğraflar çektik dakikalarca. Sonrasında gece pikniğimizi bitirip evin yolunu tuttuk. Balkonda daldan dala atlayıp binbir konudan sohbet edip, alt balkonda yatan amcamızı hiçe sayaraktan mahallenin sessizliğini kahkahalarımızla bozduk. Cık cık cık, çok ayıp ettik çoook :)

Sabah, Harun‘un gönderdiği börek ve simitlerle kahvaltımızı yaptıktan sonra, geceki sohbette “mutlaka seyredin” dediğim Türev’i seyrettik. Mesut filmden biraz sıkıldı ama Ali Rıza filmi beğendiğini söyledi. Biri mühendis biri de psikolojik danışman olunca bakış açıları farklı oluyor haliyle :) Mesut’u Denizli’ye doğru yolcu ettikten sonra Ali Rıza’nın en büyük hayallerinden birini gerçekleştirmek için kolları sıvadık. Biraz zahmetli olan Efe kıyafetleri Ziya tarafından itinayla Ali Rıza’ya giydirildi ve 35 derece sıcaklıktaki havaya aldırmadan Aydın’ın caddeleri arşınlanmaya başlanıldı. Saatler süren çekimlerden sonra ortaya çıkanlar evrengunlugu/flickr‘da…

Ağırbaşlı dünyanın telaşlı hayatında akrabalarla bir arada olmanın keyfi bütün bir haftamızı kaplamıştı. Ne de iyi oldu. Kafam haftalardır beklediğim muştulara takılı kalmıştı. Yeğenlerle, akrabalarla, fotoğraf çekmileriyle kafamızı dağıtmış olduk.