Meslek hayatımın ikinci Öğretmenler Günü‘nü daha “öğretmen sıfatıyla” kutlayabildiğim için mutluyum :) Haksız bir uygulamanın, laçkalaşmış bir sistemin içinde yer alıyor; hâlâ “ücretli” ön adıyla bu görevi yerine getiriyor olsam da ben 75+16 öğrencim, bir yılı aşkın süredir yuttuğum tebeşir tozları ve katettiğim binlerce kilometreyle bu kutsal görevin hazzını tadabildiğim için gururluyum.
Onlar çok iyi biliyorlar; e-vren öğrencileri’nin yıllar sonrasına taşacak “ileri zaman hikayeleri”ni büyük bir keyifle birlikte yazıyoruz ve bunu, onları gönülden severek yapıyorum. Akademik bilgi düzeyim, bilgiyi aktarma kabiliyetim, resmi prosedürleri bilme konularında “yeterli olduğumu” iddia edemem ama gönlümdeki öğrenci aşkından fazlasıyla eminim.
Bugün yaşadıklarım, {Devamını oku}

“Hayır gibi görünende şer; şer görünende de hayır gizli olabilir“lik bir haberle güne başladığımda Harun‘un henüz birkaç saat önce dünyaya gelen kızı Eylül‘ün haberi tam manasıyla müjdeydi. Hayat, yaşayan faniler için her an yeni bir başlangıç, yeniden bir soluktu…
Rabb’in “Ol“sunundan kullarının “olmalı“sının daha kuvvetli olmadığı aşikardı; bu bana, başkalarına -sanırım yerinde- bir ders oldu. Bu dünyada hiçbir şeyin yüzde yüz garanti olmadığını hep söylerdim; {Devamını oku}
Pazartesi günü 10A’dan Mehmet Emin bizim evdeydi, elinde bir kutu meyve suyuyla :) Böylece o da Safiye Sultan’la tanışan 11. öğrencim oldu. Öğleden sonra 11A’dan öğrencim Burcu ile buluştuk. Orda oturduk, burda oturduk, şurda oturduk derken ne çok mekan değiştirdik…

Salı günü öğrenci ziyaretlerim ara vermişti ki bugün 11A’dan üç öğrencimin mesajıyla kendimi KPSS kitaplarının arasından sıyırıp onları karşıladım. Halime, Meftune ve Melike ile akşam üzerine kadar vakit geçirdik.

Hepsini çok özlüyorum. Cuma’dan bu yana onlarla Aydın’da görüşüyor olmak benim için ayrı bir nefes oldu. Üç öğrencimi minibüslerine bindirirken, KPSS’den sonra Ankara’ya gidecek olmama hayıflandılar. “Ankara’ya gitmeyin hocam, giderseniz de çok kalmayın, Dalama’ya gelin, festivalde mutlaka Dalama’da olun” deyip durdular… Ailemden sonra 75 zincirle daha bağlandım hayatın her bir noktasına :)

Birkaç ay önce bu fikri ortaya attığımda gerçekleşeceğinden emin değildim. Öğrencileri İzmir’e götürebilirdik belki ama Ege Üniversitesi‘nde derse dinleyici olarak girmelerini sağlamak biraz hayal gibi duruyordu. Dersine girilecek hoca Prof. Dr. Müfit KÖMLEKSİZ olunca, o hayal hem çok özel bir tecrübe hem de fotoğraf kareleriyle ölümsüzleşen bir anı olarak yerini aldı bile.
Sabah 8′e doğru yola çıktık aylardır gitmediğim İzmir’e doğru. Henüz İzmir’i görmemiş, herhangi bir üniversitenin kampüsüne girmemiş {Devamını oku}