Browsing Tag

konya

e-günlük

Malum Medya

Malum Medya:

-e-vren günlüğü, severek takip ettiğim sabah programlarından biridir. {Tansu Çiller, Milliyet}

-e-vren’i Irak’a, günlüğü’nü de İran’a cumhurbaşkanı yapalım. Oralardan bi’ blog olacağı yok! {George Bush, NewYork Times}

-Ben e-vren günlüğü’nü bizim bi’ arka sokaktaki komşunun oğlu tutuyor sanıyordum. Çocuk meğer Aydın’dan yazıyormuş. {CMYLMZ, Show Tv}

Ziya, çarşamba akşam 22.30’da Konya‘ya gitti; perşembe akşam 22.30’da Aydın’a geri döndü. Giderken Kontur’la gitti. Gelirken Konset’le geldi. Giderken de gelirken de aynı eşofmanlı çocukla aynı otobüstelermiş. {Hoş, Ziya da aynı kıyafetteydi mecburen (: } Bak, blogger olsan al sana süper melzeme dedim ve malzemeyi ben kullandım :)

Ben bu TTNET‘i dava mı etsem, buralardan rezil mi etsem… Bir kesiyor, bir bağlıyor interneti. İnternet gündüz gidiyor, gece geliyor; akşam kesiliyor, öğlen bağlanıyor. Bir bloggerla bu kadar inatlaşılmaz kardeşim!

Akülü Araç Kampanyasından Artan Para:

Eylül ayında bloglar aracılığıyla toplanan bağışlarla 2 kişiye akülü araç bağışlamıştık, bunu da {buradan} yazmıştım. 820 YTL para artmıştı ve bu projenin öncüsü kalemhane de kalan son parayla söz verdiği üzere Doğu’da görev yapan Esra öğretmenin {burada blog da tutuyor} öğrencilerinin bazı ihtiyaçlarını aldı. Kalemhane, bugün bu gelişmeyi hem e.postayla hem de detaylı bir yazıyla paylaştı. e-vren günlüğü aracılığıyla yardımda bulunanlara bağışlarının son kuruşunun da hesabını vermek adına {bu bilgiyi} paylaşıyorum. 

e-günlük

KASIM 2007 ALES ÜZERİNE

Dün ALES vardı. ÖSS maratonunu başarıyla geride bıraktığı halde bitmek bilmeyen sınavlardan birine daha giren Türk gençliği için zorlu bir sınavdı. Sınava girenlerin çoğu 90 dakikanın sözel sorularının hepsini çözmeye yetmediğinden şikayetçiydi. Eski adıyla LES, yeni adıyla ALES’te neden sözel sorularını ilk 90 dakikada vermediklerini anlayamıyorum. Sanırım bu da bir nevi eleme yöntemi. Çünkü sabahın erken saatinde beyin henüz yorgun değilken uzun paragraflardan oluşan sözel sorularını anlayabilmek çok daha kolay olur. Buna rağmen ilk 90 dakikada sayısal soruları veriliyor ve bunları çözerken doğal olarak zihin yoruluyor; böylece sözel sorularının yorumlanması epey vakit alıyor. Dün sınava girenler Mayıs’taki ALES’ten çok daha zor sorularla karşılaştıklarını söylediler. Sözelin abartılmış paragraf ve metinlerden oluştuğunu düşünüyorum ben de.

Kardeşim Ziya‘yı geçen hafta Konya’ya uğurladık. Artık o Selçuk Üniversiteli. Ağustos 2008’e kadar PDR’den yüksek lisans yapacak. e-vren günlüğü’ne gidişiyle ilgili bir kaç not düşmek istedim ama duygularımı normal bir yazıyla ifade etmem mümkün olmayacaktı. Kardeşimi de ilk gurbet tecrübesinde üzmek istemedim :)

Gece Avusturya’dan amcam ve yengem geldi. Amcam, 40 küsur yıldır çalıştığı gurbet diyardan kesin dönüş yaptı. Artık babasının köyünde, iki katlı evinde yepyeni bir hayata başlayacak.

Üç gündür Mercan Dede‘nin son albümü 800’ü dinliyorum. Mevlana‘nın 800. doğum yıldönümü vesilesiyle 800 ismi verilen albümde Yıldız Tilbe‘nin de sesiyle can verdiği Tutsak isimli öyle bir parça var ki… Dinle dinle doyamıyorum :)

e-günlük

LeMaN mı Uykusuz mu?

Hayır PENGUEN! Mizah ve karikatür apayrı bir kültür. Zekanın çizgilerle ve esprilerle profesyonel bir şekilde bütünleşmesi gibi bir şey. {üfff ne cümle kurdum} Kıyaslama saçma olabilir. Leman‘ı iki haftada bir almayı tercih ediyorum. Komik bulup kesip ayırdığım 4-5 karikatür dışında koca dergiyi atıyorum. Uykusuz‘a bakayım bir de dedim, sıkıntıdan patladım :) Çok çalışmaları gerek daha, çok! PENGUEN, beni çok eğlendiriyor. Biraz hükümeti ve din konularını malzeme yapmaktan vazgeçse daha hoş olacak. Haddini aştığı durumlar olmuyor değil. Buna rağmen seviyorum seni PENGUEN.

PTT‘nin {PTT mi kaldı; ağız alışkanlığı işte} Denizli yolu üzerindeki şubesinde görevli memuresi pek komikti (!) {Aldığı maaşın karşılığını vermekle yükümlü asık suratlı bir memure ne kadar komik olabilirse…} Çarşı şubesi ana baba günüyken, merkez binadaki bayan tek başına olmasına rağmen, bir suratsız bir suratsız. Sanırsınız ki gelen gidenden başını kaldıramıyor. Çok şanslısınız dedim; benden önceki delikanlıya ters ters cevap verdikten sonra. Ne bakımdan?dedi, zahmet edip kafasını çevirdikten sonra. Demek dikkatini çekmek için gıcık gıcık konuşmak gerekiyormuş; iyi günler dilediğimde yüzüme bakmamıştı oysa. Çarşı nasıl kalabalık anlatamam, burası ne güzel bomboş(sunuz)dedim. Şu devlet memuru zihnityetini {memur zaten devletindir e-vren!} Bomboş şubedesin, insan azıcık güler yüzlü olur, iyi günler dileklerini alır. Alır mı alır!

Evren’in en muhteşem EFE’si İbrahim, dün Davutlar’da kampa girdi. Neden girdi: 26 Ekim’de İstanbul’da halkoyunları yarışması Türkiye finaline hazırlanıyorlar. Ziya da bugün Selçuk Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık‘tan yüksek lisansa yerleşti, 24 Ekim’de Konya yolcusu inşallah. Fatih‘i Edirne‘ye uğurlamıştık dönemin başında. Bu cumartesi de Sevil İngiltere’ye gidiyor. Haydi hayırlısı bakalım, dağılan dağılana.

VideoBlog

Telefonla Radyoya Bağlandım :)

Aydın Life‘ın aylardır beklenen son sayısıyla güncelliğini bir türlü kaybetmeyen yazım da görücüye çıkmış oldu. Bir blog yazarı olarak “Basit Yaşama“yı ele almak, kanımca cesaret isteyen bir davranıştı :)

Yazının e-vren günlüğü’nde yayınlanmasının hemen ardından sevgili Salih, Radyo Gençlik’teki programında Basit Yaşayacaksın‘ı okumak için izin istedi. İnsanın iç sesinden duyup da kaleme aldığı kendi yazısını bir başkasının -hele ki çok sevdiği bir insanın ağzından- duyması çok başka bir duyguymuş. Salih benim yazımı programında okur da ben telefonla canlı yayına bağlanıp kendisine canlı canlı teşekkür etmez miyim hiç :)

e-günlük

EYLEM 1.1 EĞİTİMİ

5 Gün süren muhteşem bir Avrupa Birliği Gençlik Değişimleri Eylem 1.1 Proje Eğitimi rüya gibi geçti. İlk andan son ana kadar güldük, oynadık, eğlendik, öğrendik. Adana’dan, Bartın’a; Bursa’dan Trabzon’a kadar 21 ilden 40 kişi unutamayacağımız bir eğitim tecrübesi yaşadık. Ulusal Ajans‘ın uzmanları Handan Hanım ve Gökhan Abi, resmi kimliklerine rağmen son derece samimi ve espriliydiler. Eğitmenlerden Hilal‘in buz kırıcı oyunlarıyla hem kaynaştık hem gülüp eğlendik. Aynı zamanda o, bizim sevgi pıtırcığımızdı. Çok isteyip de bir türlü sinirlenmeyi beceremeyen diğer eğitmenimiz Duygu, anlattı anlattı… O saçını çekiştirirken, biz Eylem 1.1’i ayrıntılarıyla öğrendik. Değerlendirme grubumuzun başı, eğitmenlerin en komiği Hakan! Ben böyle şirin bir adam görmedim. Üstelik iki yıl aynı mahallede yaşamışız. Eylem 1.1’in demirbaşı, belki de en profesyonel ismi: Musa! Kameralara Musa’yı kıskanıyoruuum dedim ama medya mensupları başını çekmeyip ortasını yayınlayınca bizim rezillik abidesi videomuz bir halta benzemedi :) Musa’nın taklidini yapacağım diye gecenin bir vakti Küresel Isınma hakkındaki fikirlerini aldık almasına da senaryomuz gerçekleşmeyince Musa dabu çocuk ne yapmaya çalıştıgibi soru işaretleriyle öylece kala kaldı :)

Seni Seviyoruz Ulusal Ajans :)

Ulusal Ajans bize öyle iyi baktı ki, ailelerimizin içi rahat etsin diye bizi günde 3 öğün açık büfeyle beslediler. Yetmedi çaylar, kahveler ve pastalarla da takviyede bulundular. Acıkmaya fırsat bulamayıp artık yemiş olmak için yediğim 5 gün… Allahım rüya mıydı kabus mu anlayamadım :) Can güvenliğimiz üst seviyede korundu. Öyle ki, Konya’nın 4 yıldızlı otelinden dışarı çıkamadık. Çıkanlarımızsa ya kayboldu ya pişman olup soluğu lobide aldı :) Eğlenmemiz içinse Ulusal Ajans muhteşem bir formül bulmuştu: Gaziantep’ten Şevki abimizi eğitime davet etmişti :) Birbirinden zevkli buz kırıcı oyunlar, Şevki abinin varlığıyla desteklenince eğlencenin doruklarına çıkıyorduk :)

Öğretmeninden sivil toplum kuruluşu temsilcisine, öğrencisinden araştırmacı yazarına kadar farklı profillere sahip insanlar elbetteki Türkiye için AB Projesi yapabilmeyi ve gerçekleştirebilmeyi öğrenmek amacıyla Konya’ya toplanmıştı. Öyle de oldu. UA eğitmenleri bizi kaynaştırıp, bizlere oyunlar oynatırken bir taraftan da yaygın eğitim yöntemiyle Eylem 1.1 Gençlik Değişimi Projesi nasıl yapılır, bunu en ince ayrıntılarına kadar anlattılar. Sürekli gruplara ayrıldık, atölyeler yaptık, oyunlar oynadık ve bol bol fotoğraf çekildik. 7 kişiye bir sosyal sorumluluk projesi düşerken kişi başına yüzlerce kare fotoğraf düşüyordu :) Bunca profesyonel eğitimin sonunda yüzleri güldüren, amacımıza ulaştık dedirten güzel sonuçlara ulaştık: Zihinsel engelli çocuklarla ilgili projelerden Avrupa’daki 3. nesil Türk gençliğine öz kültürlerini hatırlatacak projelere kadar pek çok proje yazdık.

Türkiye, dünyada tanıtılmalıydı. Kültürümüz diğer kültürlerle tanıştırılmalıydı. Türk gençliği düşünmeli, düşüncelerini uygulamaya geçirmeli, sosyal bilince sahip olmalı, toplumsal yararı gözeten projeler üretip gerçekleştirmeliydi. Bunu yaparken de yerel kaynakları harekete geçirmeli, girişimcilik ruhu kazanmalıydı. Ulusal Ajans da işte bu noktada verdiği eğitimler ve danışman desteği ile Türk gençliğinin AB projeleri üretebilmesine, uygulayabilmesine yardımcı oluyor. Bunu yaparken de eğitimleri sayesinde yeni insanlarla tanışmamızı, yeni dostluklar edinmemizi, kişisel gelişim sağlamamızı, yerel kültürümüzü tanıtmamızı, başka kültürleri tanımamızı, Avrupa’ya açılabilmemizi sağlıyor. Ulusal Ajans Gençlik Programı hakkında en detaylı bilgileri de {burada} sunuyor.

Çok şey öğrendiğim, bitmesini hiç istemediğim, çok güzel insanlarla tanıştığım ve AB projelerinin nasıl yapılması gerektiğini öğrendiğim Eylem 1.1 eğitiminin bitmesi hepimizi üzdü. O kadar güzeldi yani. 5 günlük eğitimde çekilen binlerce fotoğraftan işte birkaçı:

Eylem 1.1 Eğitimi Fotoğrafları

e-günlük

Dokuz Yıl Sonra Konya

1998 yılında ilk ÖSS’ye girdiğim günün gecesi Konya‘ya yola çıkmıştım. O zaman Abdullah abim gezdirmişti beni. Selçuk Üniversitesi‘ne hayran kalmış, ilk tercihlerimde burası yer almalı demiştim. Üniversite hayallerim Konya’dan çok sonra gerçekleşti. Pamukkale Üniversitesi’nin Fen Edebiyat Fakültesi girişinde Türkiye Eğitim Gönüllüleri‘ne gönüllü kaydı alınıyordu ve nasıl da heyecanla formları doldurmuştum. Ama ne var ki bu ilk gönüllülük atağımda ne beni ne de form dolduran diğer sınıf arkadaşlarımı arayan soran olmamıştı :)

Ateş Böceği Tırı‘nda başlayan gönüllü abilik-ablalığı, atölyeler, eğitimler, projeler, proje koordinatörlükleri, büyük organizasyonlar takip etti. Gönüllülük muhabbetlerinden sabah sabah içimiz bayıldı diyen gençliğin yanında biz hep birkaç kişi olduk. Birkaç yüz’ün arasında birkaç kişi yol aldık sosyal sorumluluk bilinciyle, toplumsal sorumluluk faaliyetlerinde. Ve ölene kadar devam etmesini dileğimiz bu heyecanın ve sorumluluğun geldiği son nokta Yeryüzü Gönüllüleri oldu.

Ulusal Ajans‘ın Avrupa Birliği Gençlik Programı kapsamında Eylem 1 (Avrupa İçin Gençlik) Eğitimi, ısrarla “Kağıt üzerinde değil sahada gönüllüğü” savunan bizler için en büyük hayallerden birine açılan önemli bir kapıydı. Ve 9 yıl sonra yine Konya’da 29 Nisan’dan 4 Mayıs’a kadar sürecek bir büyük proje eğitimi macerası… Yarın sabah bu büyük maceraya doğru yol alıyorum, içimde kocaman bir heyecanla…