Browsing Tag

ismek gazetecilik kursu 2. hafta

e-günlük

Dünya Yıkılsa Umurumuzda!

Gazeteciliğin tanımıyla başlayan İSMEK Gazetecilik eğitiminin ikinci haftasında aldığım notlarda altını çizdiğim bir nokta gazetecinin “sanatçı, edebiyatçı, tarihçi ya da biliminsanı” olmadığıydı. İki haftadır vurgulanan detaylardan biriyse gazetecinin “maaşlı” çalıştığı gerçeği.

Maaş gerçeği, gazetecinin araştırmacı, soruşturmacı yapısını daha da geliştirirken ‘savunmaz, sadece aktarır’ özelliğini nasıl besliyor; bunun üzerinde tartışmak gerekirdi. Bu konu tartışılmadı belki ama “gazeteci nasıl tarafsız olabilir?” sorusunun cevabı bulunmaya çalışıldı. Ben bu noktada ‘tarafsız kalmayı başarabilen gazeteci örneği’ duymak istedim. Siz bu örneği arar bulurken ‘suya sabuna dokunmamak’ ile ‘tarafsız olma’yı birbirine karıştırmayın.

‘Herkesin olayını versek basında kirlilik olur’ sözünü kalın çizgilerle çizdim. Her gün sayısız kaza, cinayet, hırsızlık vs olaylar yaşanırken ‘haber değeri taşıyor olma’ bir ölçüt kabul ediliyor ve kamuoyuna ancak bu süzgeçten geçirildikten sonra ulaştırılabiliyor. Televizyon ve gazete haberlerinde sınırlı sayıda haber görmek mümkünken internette büyük küçük / önemli önemsiz her haberi bulmak daha mümkün.

Haber Tercih Meselesidir!

Aldatıcı manşetler yüzünden birçok kötü haberi okumak zorunda bırakılıyoruz. Gazeteci meslek aşkıyla bir haberin peşinden koşuyor. Gazetecinin işi haber yapmak, olaydan haber çıkarmak. Ancak haberi satmak, onu manşete taşımak editörün işi. İşte bu noktada okuru / kamuoyunu aldatıcı/süslü/ abartılı manşetlerle habere çeken kişi gazeteciden çok editör oluyor.

Gazetecilik eğitiminin 2. Haftasında üzerinde durulan konulardan biri de Gazetecilik Mesleki Kurallarıydı. Sıralanan maddeler yine “günümüz gazetecilerinden kaçı bu maddeleri kendi mesleki kimliğinde barındırıyor?” sorularını sormamamıza sebep oldu. Örneğin “kendi doğrularıyla halkı bilgilendirmez” maddesi, yorum dolu, öznel ifadeler içeren, buram buram taraf tutan haberleri gözümüzün önüne satır satır getirdi. “Dayanıksız iddialar, suçlamalar, dedikodular ve lekelemelerden uzak durur” maddesi de bıyık altından gülünecek türdendi. Ki çok acı! Gazetecilikle ilgili ahlaki değerler bugün gülüp geçtiğimiz maddelerden ibaret kalmış durumda.

Türkiye’de İnternet Gazeteciliği Bir Anda Kirlendi!

20. yüzyılda altın devrini yaşayan gazetecilik, 21. Yüzyılda gazetelerin satış rakamlarının hızla düşmesine çözümler bulmaya çalışırken internet gazeteciliği kavramıyla tanışmaya başladık. Türkiye, internet gazeteciliğiyle geç tanıştı, gazetelerin internet haber siteleri çok gecikti ancak bu sektörün hızla kirlenmesine de ev sahipliği yaptı. Her teknolojik konuda olduğu gibi internet gazeteciliğine de hızlı girdik. Kopyala yapıştır ve çalıntı habercilik anlayışıyla birlikte kısa yoldan para kazanma hevesi internet gazeteciliğinin kötü bir sabıkayla hayatımıza girmesine sebep oldu.

yurttaş gazeteciliği

Her Bilgiye Ulaşan Bilgiyi Üretemez!

İnternet gazeteciliği kopyala yapıştır haberlerle kendisini olgunlaştırmaya çalışırken sosyal medya sayesinde sivil hareket hantal gazetelerden daha hızlı davrandı ve ‘yurttaş gazeteciliği’ kavramıyla tanıştık. Herhangi bir süzgeçten geçmeden, editöryal kadronun düzenlemesine ihtiyaç duymadan yazıyla, fotoğrafla ya da birkaç saniyelik videolarla bazen gündemi bile yönlendirecek olayları sosyal ağlar vasıtasıyla milyonlara ulaştırmayı ve kendi haberimizi kendi muhabirliğimizle yapmayı başarır hale geldik. Bu süreç hantal gazeteleri ve haber sitelerini korkuturken kimileri için de bu yeni durum ‘bedava haber’ anlamına geliyordu. Ancak şu bir gerçekti ki internet haberciliğinde ‘yurttaş gazeteciler’ kesinlikle gerçek birer yeni aktördü.

Yurttaş gazetecilerin Twitter, Facebook gibi sosyal ağlar üzerinden paylaştıkları haberlerin gerçekliği / güvenirliği okurun kendi araştırmacı yapısına kalıyor. Bu nokta tartışılan bir konu da haber kaynağı olarak sadece Twitter’ı kabul eden bir kesimin bu tavrı. Son derece sığ ve tehlikeli olan bu sosyal ağ haberciliği sorgulanmadan kabul edilen, kaynağı belirsiz haberlerin de yaygınlaşmasına yol açıyor.

İnternet gazeteciliği Türkiye’de ‘kolay yoldan para getirdiği’ için tutulurken ücretsiz dağıtılan gazete ve gazete aboneliği sistemleri pek tutmadı. Oysa Avrupa’da özellikle ücretsiz gazeteler hem itibar görüyor hem de oldukça kaliteli bir şekilde hazırlanıyor. Türkiye’deyse ücretsiz gazetelere karşı ‘satmayan, kalitesiz’ gazeteler önyargısı hakim.

 

img1-865dd2d8-4ce7-4f1d-9187-f1c93e60d3f5

Online gazeteciliğin yazılı (geleneksel) gazetecilikten daha kârlı olduğu konusunda hemfikirken “ileride basılı gazete kalacak mı?” sorusuna farklı cevaplar veriliyor. Dijitalleşme ve çevrimiçi teknoloji bu hızla devam ederse kağıt gazetelerin sayısı daha da azalır ama tamamen yok olmayacak diye düşünüyorum. Fakat hurriyet.com.tr’nin kârı ile maddi yükü Hürriyet gazetesiyle kıyaslanmayacak derece farklı olur da sahibi gazeteyi basılı olarak çıkarmayı durduruyorum derse bu kararı hiçbir okurun engelleyebileceğini de zannetmiyorum. Öyle ki New York Times gazetesi 2012 yılında 84 milyon dolar gelire 124 milyon dolar da gidere sahipti. Oysa aynı gazetenin internet haber sitesi 365 milyon dolar gelirle % 44 oranında tasarrufa sahipti.

Basılı gazetede online gazetelere göre sınırlar daha belirgin olduğu için gazeteler çoğu haberde internet gazetelerine göre daha ‘namuslu’ davranabiliyor. Bu da eğitimin ikinci haftasında varılan noktalardan biriydi, öyle not düşüldü.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik