ilhan berk « …bir e-lektronik yaşam projesi

Sabah saat 08:15′te ben ilhan berk’in defteriyim“in 99. sayfası:

Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz. Bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olan ve bana bu yeryüzünü cehennem eden yazmak eyleminden kurtulduğum, mutlu olduğum bir tek şey var: Resim Yapmak!

Kafamı kaldırıp pencereden dışarıya, hızla akıp giden pamuk tarlalarına baktığımda {Devamını oku}


Ya işte böyle… Üzerinde uğraşıp, güzel bir yazı yazmıştım ki bugün yorumları kontrol etme sırasında bozulan sayfayı düzelteyim derken İlhan Berk’in ateistliği üzerine yazdığım o yazıyı sildim. Tamamen benim hatam :) Aradım taradım henüz rss kayıtlarında depolanmamış. İnternet bile işini geç yapıyor, yuh!

Safiye Sultan’la tarhanamızı yapmış bulunuyoruz. CV’me bunu eklesem mi acaba :)

İncirliova’da teravih kılasım geldi. Harun Ankara’ya gidiyor da bu gece. O gitmeden bir sabahçı kahvesi keyfi yapayım dedim. O meydandaki büyük cami ne kadar da güzeldi. Çok ferahtı. İnsanlar namazdan sonra hemen camiin önündeki meydanda havuzun etrafında çay içiyorlar, sohbet ediyorlar; harika bir ortam. Sonra dondurma alıp BESYO yanındaki piknik alanına gittik. Sonra sabahçı kahvesi… Sonra evdeyim ve LOST :)

Gözümü açtığımda saat 12′ydi. Bir pazarımız var, o da yarılanmış yahu. İstisnayım ve kaideleri bozuyorum. Var mı itirazı olan!

{ Ya hakikaten üzüldüm İlhan Berk yazısını sildiğime :( }


İlhan Berk‘in ölüm haberini alır almaz yazmalıydım bir şeyler. Özdemir Asaf‘ı keşfedene kadar en sevdiğim şairdi. Yüksek lisansta onunla ilgili bir projem bile vardı. Yaşayan en büyük şairi Bodrum’daki evinde bulmak zor değildi. Biraz cesaretsizlik etmiştim. Oysa Tarık, bütün bağlantıları sağlayabileceği konusunda beni yüreklendirmeye çalışmıştı. Fethi Naci‘den sonra bu kadar kısa sürede edebiyatta koca bir delik daha…

Öyle tuhaf bir ruh halindeyim ki… Birkaç iyi dostla sohbetin dışında en sıkıntılı dönemlerimden birini yaşıyorum oysa. Kendimi Şahnalı Köyü’ne attım. Yıllar sonra binlerce yıldızın altında uykuya daldım.

Ne çok şey yazdım, sildim, tekrar yazdım. 3-4 gündür önemli olaylar yaşadım ama keyifsizliğim yüzünden kaleme almadım, yayınlayamadım.

Dün gece bir dost’la sohbet ettim, dertleştim. Sabah bloguna girince msn yazışmalarının bir kısmını deşifre ettiğini gördüm. Şaşırdım… e-vren günlüğü, artık farklı bir boyut kazandı, bunu bu kez çok iyi anladım. Yazamadıklarım, başka internet günlüklerinde yer alıyorsa artık benim bir türlü sırrını çözemediğim bu sahiplenme duygusu hepten karmaşık bir duruma dönüşmüş demektir. Bahsi geçen dost’a kızmadım, yanlış anlaşılmasın. Fethi Naci’nin saygıdeğer eşi Lale Hanım‘ın dünkü ikinci yorumunu da okuyunca kafamı toparlamam zor olmuştu. Bu e-yaşam yolculuğunun sonu nereye varacak merak eder oldum.

Bu akşam, o hep ertelediğim, ihmal ettiğim Huzur’a çıkma vakti. Yatsı ezanıyla beraber hasretle yolunu gözlediğim Ramazan, yeryüzünü kuşatmış olacak. 30 gün boyunca ruhsal yönden kendimi güvende hissedeceğim. Bu Ramazan, her teravih namazını farklı bir camide kılmayı arzuluyorum. Ama bir de şu bir türlü neticelenmeyen iş görüşmeleri kesinliğe kavuşsaydı da düzenimi kurmuş vaziyette 11 Ayın Sultanı‘nı karşılamış olsaydım… Anlaşılan bu Ramazan da Aydın’dayım. Hayırlı Ramazanlar :)


Bütün günüm kitaplarımı yerleştirmekle geçti. Her geçen gün sayısı hızla artan “dostlarım”ı koyacak yer bulamıyorum. Kaynak görevi görenleri dolabımın en üstüne koymak zorunda kaldım. Oysa ben kitaplarımın her daim gözümün önünde olmasını seviyorum. Neyseki İlhan BERK‘lerim ve diğer şiir kitaplarım kendi dolabımda. Ne bileyim işte, dolabımı her açışımda onları seyretmekten büyük haz alıyorum. Okuyunca aldığım zevki, varın siz düşünün :)Dün uzun bir aradan sonra Harun‘la telefonda konuşabildik nihayet. Ücretli öğretmenliğe başlamış Germencik‘te. Çıraklık eğitimde edebiyat derslerine giriyormuş iki gün. Salı günü gidip bir kolaçan edeyim dedim sınıfında. Belki bir iki poz fotoğraf çekerim, e-vren günlüğü’nde de yayınlarım :) Harun’la anfideki anılarım hala dün gibi gözümde canlı. Adam öğretmenliğe başladı, boynuz kulağı geçti :)

Bir şey söylemek istiyorum bu arada: Bir şey! Ha ha haa :) :)


Okudum:

“Yaşam ki deli saraylıdır
İnsanı kendine bırakmalı

Yolu soruyordum rüzgara
Ben durdum, yol yürüyordu”

demiş İlhan BERK

Suydum Ben Geçiyordum/Kitap-lık/Ekim 2006/Sayı 98