Browsing Tag

hürriyet gazetesi

e-günlük, İnternet Günlükleri

İnternet Günlüğü 2015/51

internet_gunlugu

İnternet Günlükleri serisinin ilkine gösterilen ilgiden dolayı teşekkür ederim. İkincisini biraz daha düzene sokmaya çalıştıysam da bu çalışma için koca bir pazar gününü ayırmak gerekiyormuş, onu anladım. “Evren, bize bilmediğimiz bir şey söyle” derseniz sizi, hafta boyunca denk geldiklerinizle birlikte ilk defa duyacaklarınızın da olduğu şöyle bir yolculuğa çıkarayım: Devamını Okuyun

e-günlük

Türkiye’nin En İyi Blogları Şimdi Ne Durumda?

blog, bloggere-vren günlüğü, Temmuz 2015’te blog yolculuğunun 10. yılını doldurmaya hazırlanırken arkama dönüp baktığımda bu sürenin gerçekten uzun olduğunu düşündüm. Elbette zaman hızla akıp geçiyor ancak on yıllık süreçte insanın hayatında çok fazla olay yaşanıyor; değişimler gerçekleşiyor; gelişmeler oluyor.

Bu zaman zarfında web günlüklerinin eskisi kadar rağbet görmediğini fark edebiliyorum. Bir dönem bloglar büyük ilgi görüyordu; hatta en iyi blog yarışmaları gerçekleştiriliyordu ve bazıları gerçekten heyecan vericiydi. Ben de e-vren günlüğü ile 2009, 2010 ve 2011 yılındaki Blog Ödülleri yarışmasına katılmış; 2011’deki yarışmada Türkiye’nin en iyi ilk 10 kişisel blogu listesine girmiştim.

O yarışmalarda ilk 3’e giren arkadaşlardan bazılarını ben de takip ediyordum veya etmeye başlamıştım. Ancak yıllar geçtikçe birçok blog yazarı gibi onlardan bazılarının da sosyal medyanın farklı ağlarına dağıldıklarına, bloglarını terk ettiklerine şahit oldum. Hal böyle olunca geçmiş yıllardaki yarışmalarda birinci olan blogların bugün yayında olup olmadığını merak edip sayfalarını tekrar ziyaret ettim. Devamını Okuyun

e-günlük

Zehra Ebemin Çantasındaki Hürriyet Küpürleri

Çaysız yapamam. Ben de! Ama öyle böyle değil, ince belliymiş, kupadaymış fark etmez, çay olsun yeterki. Aynen ben de! Kitap okuyunca her şeyi unutuyorum. Ben de! Çantamda mutlaka kitap bulundururum, yolculukta filan okumadan edemem. Ya ben de! Gazetelerin köşe yazarlarının yazılarındaki önemli yerleri çizer, saklarım. Ben de! Sarışın kızları beğeniyorum. Hadi ya.. Bense esmerlerden hoşlanıyorum :)

Evren’in göbeğini senin kestiğin nasıl belli dedi Safiye Sultan, 27 yıllık ebem Zehra teyzeme :) Benim doğumumu annemin sağlık kolejinden sınıf arkadaşı, meslektaşı, dostu Zehra teyzem yaptırmış. {Bu cümleyi nasıl kuracağımı bilemedim. Sanki doğumu yapan benmişim gibi de bir anlam veriyor :) }

Hürriyet gazetesinin beğendiği köşe yazarlarının küpürleri çantasında. “Benim hitabet yanım eksik, anlatamıyorum en iyisi çıkarıp okuyayım” dedi Zehra ebem :) Ve çıkarıp okudu Ahmet Turan‘dan Yılmaz Özdil‘den bazı yazıları. Emin Çölaşan‘ı kovduktan sonra Hürriyet’i bir süre almamış, protesto etmiş. Başka gazeteleri de okudum ama Hürriyet’e alışmışız bir kere. Hem oradaki köşe yazarlarını daha çok seviyorum dedi. Tekrar alıp okumaya devam etmiş Hürriyet gazetesini.

Banu AVAR‘dan, onun TRT‘den kovuluşundan, kitaplarından vs bol bol konuştuk. Banu Aavar’ın bir kitabını verdim kendisine. {İnşallah en geç 1 hafta içinde geri alırım} Çünkü bu kitap gitti mi gelmek bilmiyor nedense :P

Bugün bir kere daha anladımki, bizim insanımız internetten hala korkuyor. Eğitim seviyesi, kültürel donanımı bile fark yaratmıyor bu bakış açısında. Gerçi yazılarımı kopyalayıp kendi blogunda yayınlayanları, fotoğraflarımı arkadaşlık sitelerinde kendisiymiş gibi kullananları, hatta benim fotoğrafımla, benim soyadımla facebook’ta Enes Soyuçok adıyla profil açanı bile görmüşken internet dünyasından korkanlara hak vermiyor da değilim :) Aslında 4 yıllık blog serüvenim boyunca karşılaştığım bütün bu kopyala yapıştır hırsızlıklarına ve sahtekarlıklara karşı açacağım maddi-manevi tazminat davalarından kazanacağım paralarla epey zengin olabilirdim.

e-günlük

Fotoğraf Dolu Bir Hafta Sonu

Gelenek bozulmadı, Başak Ölmez de kendine ait tarzıyla diğer 28 MisAfiR KaLeM gibi e-vren dünyasındaki yerini aldı. İlk defa denenilen bir türle hem hikayesinin isim babalığını bana hem de sonunu okuyuculara bırakarak e-vren günlüğü’ne yakışır sıra dışalığa katkıda bulunmuş oldu. Sevgili Başak’a teklifimi kabul ettiği ve bu e-yaşam yolculuğunun ayrılmaz bir parçası olduğu için teşekkür ediyorum. Şimdi Kasım’daki 30. MisAfiR KaLeM için geri sayım başladı.

e-vren günlüğü’nü yeni MisAfiR KaLeM’e emanet etmişken, Cuma günü Aydın sokaklarındaydım ve Devamını Okuyun

e-günlük

Dershane mi Okul mu?

“…başarısını dershane yönetcileri yerine okul öğretmenleriyle kutlayan…dershane tişörtü yerine mezun olduğu okulun tişörtünü ve şapkasını giyen Yücel” diye bahsediyor Hürriyet gazetesi ondan. ÖSS 2008’in 1.lerinden sadece biri Cem Yücel. Ama bence diğer birinciler içinde en onurlu duruş da kendisine aitti. Cem Yücel, ÖSS’deki başarısını göğsünü gere gere giydiği Ankara Atatürk Anadolu Lisesi tişörtüyle kutladı. Birinciliğini ise ölen anneannesi ve dedesine armağan etti. Oysa Türkiye her yıl, okuduğu okulları bir çırpıda unutup soluğu dershanelerinde alan ÖSS 1.lerine alışkındı. Kamuoyu ilk defa bir ÖSS Birincisinin hangi dershaneye gittiğini bilmiyor. 

Bu yıl dershaneleri şaşkınlığa uğratan tek isim Cem Yücel değilse de dershanelere haddini bildiren tek isim sayılabilir. Çünkü geçen yıl da derece yapan iki isim varki eski dershanelerine nispet olsun diye bu yıl yeniden ÖSS girdikleri iddia edildi. 2007 ÖSS birincilerinden Çağrı Sert, geçen yıl Uğur Dershaneleri’nin reklam panosu önünde başarı pozları verirken bu yıl FEM dershanelerini aldı arkasına. ABD Princeton Üniversitesi öğrencisi ve yine 2007 ÖSS birincilerinden Çağrı Berk Onuk da Berk Dershanelerinin reklam malzemesiydi bu yıl. Hürriyet Gazetesinin iddiasına göre bu iki isim geçen yıl vaatlerini yerine getirmeyen eski dershanelerine sinirlendikleri için yeniden ÖSS’ye girmişler. Her iki arkadaşın bu tavrı takdir edilesi bir davranış gibi görünse de arkalarına yine başka dershaneleri alıp sisteme katkıda bulunmuş olmaları son derece üzücü. Ama dershane malzemesi olmamayı tercih eden Cem Yücel arkadaşı takdir etmemek elde değil.

Hürriyet Gazetesinin diğer bir idiası da “sonuçlar açıklandıktan sonra dershanelere giden bazı öğrencilerin taksi paralarının kapıda bekleyen dershane görevlileri tarafından ödendiği” haberi. Kurumunda çalışmak isteyen öğretmen adayına 30 balık fiyatı biçen dershane sahiplerinin bu bonkörlüğü gözlerimi yaşarttı açıkcası.

OKS’de en başarılı il olan Burdur, ÖSS’de de listenin en başına adını yazdıran Denizli 2 gündür kasım kasım kasılıyor. Bir zamanlar en başarılı il ünvanını hiçbir şehre kaptırmayan Aydın’ın eski başarısından eser kalmadı. Burdur ve Denizli’nin Milli Eğitim Müdürleri basın mensuplarına demeç verip, başarıyı sahipleniyorsa, “neden Aydın eski başarısını yitirdi?” sorusunun muhatabı da Aydın Milli Eğitim Müdürüymüş gibi geliyor bana :)

Ne Cümle Ama : )

Pantolonunu indirip, köpeğini gezdiren kadına arkadan saldıran tacizci…” diye başlıyor Hürriyet Ege’nin Günün Haberi diye sunduğu ve büyük puntolarla yazdığı haber. Ben önce “kadın, pantolonunu indirmiş, köpeğini bu vaziyette dolaştırıyormuş” diye anladım. E hal böyle olunca pantolonunu indirmiş kadın mı tacizci sayılıyor yoksa ona arkadan sarılan adam mı? işler karışıyor. Sonra haberin devamında daha eli yüzü düzgün bir cümleyle olay yeniden anlatılınca anlıyorum “köpeğini gezdirmek için yürüyüşe çıkan kadın”a birisinin “pantolonunu indirip cinsel taciz”de bulunduğunu :) Kimbilir kime yazdırdılar bu haberi. Herkes editör, redaktör nasıl olsa.

e-günlük

Evren, The Island-ADA’da!

Bugün 20 Ağustos, ADA’ya Ayak Basma Günü
Issız bir adaya gittiğinde… diye başlayıp, yanına alacağın 3 önemli şey…i sorarak devam eden klasikleşmiş sorunun birgün başıma geleceğini hiç tahmin etmezdim. {Ne 3 şeyi, kaç 3 şey be!} Gerekli gereksiz bir dünya şey alayım yanıma dedim, iki valiz bir sırt çantası çıktı ortaya. Bir eşya eksiltsem yerine iki şey daha koyuyorum :)

The Island-ADA Projesi, Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı’na bağlı Ulusal Ajans ve özel sponsorlar tarafından finanse edilen Avrupa Birliği Gençlik Programı kapsamında bir Eylem 1.1 projesi. Bunun yanında Bursa Valiliği ve Gölyazı Belediyesi tarafından da desteklenen proje, Türkiye’de bugüne kadar gerçekleştirilen Eylem 1.1 projeleri içinde içeriği en ilginç proje olma özelliği de taşıyor.

Projenin amacı, teknoloji adına hiçbir şeyin olmadığı medeniyetten uzak ıssız bir adada, farklı dil, din, ırk ve kültürden gençlerin tek iletişim kaynağı olarak sadece kendileri vasıtasıyla kaynaşmalarını sağlamak, bunu yaparken de AB uyum sürecinde olan Türkiye’yi diğer ülkelere tanıtabilmek. Bu sebeple Ulusal Ajans Türkiye bünyesinde bugüne kadar yüzlerce Eylem 1.1 projesi gerçekleştirildi.

Proje, televizyonda yayınlanma amacıyla yazılmış ve gerçekleştirilecek bir proje değil. Ancak günler öncesinden ulusal basının ilgisini çekip Radikal ve Hürriyet gazetelerinde haber olabilen bir proje. Bu sebeple bazı ulusal kanallarda, haber değeri taşıdığı gerekçesiyle The Island-ADA’nın yer alması muhtemeldir.

Proje ekibi, 12 gün boyunca bütün gelişme ve görüntüleri herkesle paylaşmak için bir web sitesi hazırladı. theisland.gen.tr’de yer alan Multi Medya ve Galeri bölümlerinde proje başladıktan kısa bir süre sonra video ve fotoğraflar yer almaya başlayacak.

e-vren günlüğü’nde En Uzun Ara
Peki, bu zaman zarfında e-vren günlüğü’nde ne olacak? Elektriğin çok kısıtlı verileceği, bilgisayar ve cep telefonunun yasak olduğu böylesi bir projede bir blog sayfasına sahip olmak elbetteki büyük bir dezavantaj :) Küçük bir düzenlemeyle yorumlarınız onaydan geçerek yayınlanmaya devam edecek. Tek sorun, yorumlarınıza yanıt almak için 2 hafta sabretmeniz gerekecek. Döner dönmez bütün yorumları tek tek yanıtlamaya çalışacağım.

Şu an saat gece 02:48. Valizlerim henüz tam olarak yerleştirilmiş değil. Sabah 8’de yola çıkacağım. İzmir’de Merve‘yle buluşacağız ve Bursa’ya doğru Türk ve yabancı gönüllülerle buluşmak üzere yol alacağız.