Browsing Tag

hikmet gezer

e-günlük

Alo Orada mısın?

Çok kızıyorum, Türkiye’deki STK‘ların bazıları gönüllüleriyle etkileşimi bir türlü sağlayamıyor. Gönüllünün gönlünü hoş tutacaksın; çünkü maaşı verip çalıştıracak elemanı bulursun ama para versen bile kimseye gönüllülük yaptıramazsın.

Bugün Hikmet‘le beraberdik. Uzun bir aradan sonra görüşünce en uzun soluklu sohbetlerimizden birini gerçekleştirdik. O konuşurken bir an düşündüm ki internet sadece hayatımdan birilerini alıp götürmüyor; çok sıkı arkadaşlıkları da hayatıma dâhil* edebiliyor.

Gaxxi.com, BerilTech’e satılmış. Bir de marifetmiş gibi epostayla haber veriyorlar. e-vren günlüğü’nün e-vren günlüğü olduğu yıllar Gaxxi’deydim evet ama onlar değil miydi beni en sonunda çıldırtıp wordpress’e taşıttıran. Döndüm baktım, deli para ödediğimiz Gaxxi onca yıldır zerre yenilememiş kendini. İnternet burası ya, köydeki berber dükkanları bile yılda bir badana yaptırıyor.

Ne saçma kızlar var, senden kalemini istiyor, pis pis sırıtıyor sonra senden aldığı kalemle duvardaki sigara içilmez uyarısının üzerine bir telefon numarası yazıyor: 0256 ile başlayıp 212 ile devam eden bir numara. Eğer doğruysa zarf atmışlar; eğer yanlışım yoksa benim hiç pul koleksiyonum yok ;)

Geçen haftalarda Eyyvah Eyvah‘ın İzmir Balçova Kipa CineBonus’taki gala gösterimine davet edilmiştim. Mümin Erakbaş sağolsun, beni unutmamıştı. Bir aksilik oldu gidemedim, oysa Demek Akbağ hayranlığım hat safhadadır. Şimdi galasına davet edildiğim filme Aydın’da para verip gitmek koyacak bana. Facebook’un her yerinde Eyyvah Eyvah’ın fragmanları karşıma çıkıyor; ne sinir bir durum :)

Alo orada mısın? diyor İzmir yıllardır. Bugün de dedi, her zamanki gibi oradayım diye cevap verdim :) O uzun telefon görüşmelerinden sonra “İzmir’e gitmek lazım” diyorum ama sonra yine üşeniyorum. KPSS netlerim aklıma geliyor, moralim bozuluyor :/

Belki de tek iyi haber. İşi inada bindirmiştim, gözümde efsaneleştirmiştim, çölde vaha gibi görmeye başlamıştım bu objektifi. Canon 450D’yi aldığımdan beri hiç çıkarmadığım lensi nihayet söküp iç gıcıklayıcı fotoğraflara imza atan 50 mm f/1.8 II‘yi takabildim. İlk sınavı yarın Ziya‘nın kız isteme ve söz merasiminde verecek benim minik dev objektifim ;)

*Söz konusu “dâhil et-” kullanımı, TDK Büyük Türkçe Sözlük’tekine uygun olarak yazılmıştır.

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına 5 TL’lik bağışta bulunun.

e-günlük

Düğün, Piknik Derken Proje Buluşması

fat.ma.nın dü.ğü.nüÜniversiteden sınıf arkadaşım Fatma‘nın düğünündeydim dün.

Sınıf arkadaşlarım Hacer ve Zafer‘le buluştuk önce.

Zafer, düğün için İstanbul’dan gelmişti. Hasret giderdik, sohbet ettik derken düğün salonuna geçtik.

Fatma, çok güzel bir gelin olmuştu :) Aynı şehirde yaşıyor olmamıza rağmen mezun olduğumuzdan beri ilk kez görüşüyorduk. Daha dün, başında mezuniyet kepi ile cübbe içinde olan Fatma bugün bembeyaz gelinlik içindeydi.

O, bir insanın en güzel hayallerinden birini yaşarken yılların nasıl da hızla akıp gittiğini ve hiçbir şeyin sanki yaşanmadan öylece anılardaki yerini aldığını düşündüm. Fatma’yı karşımda öyle görünce çok duygulandım.

Düğünün sonlarına doğru Aydın’daki kına gecesi geleneklerinden biri olan bindallıyı da giydi bizim gelin :) Başında kına çevrildi, türküler söylendi ve ellerine kına yakıldı.

Adanalı bir ailenin kızı olan Fatma’nın Adanalı akrabaları orkestradan ısırarla halay parçası istiyorlardı. Ama illa kilorke lorke olacaktı.

Lorke lorke çalınmaya başlandı ama o da ne: Bizim yıllardır bildiğimiz Lorke, tuhaf bir remix halindeydi :) Hızlandırılmış, karıştırılmış, cıstak cıstak tarzda bir halay müziğine kim nasıl ayak uydurabilirdi ki :)

Halayın da remixini duydum yaderken gece boyunca müzik çalması için para ödenen orkestra, DJ Onur! anonslu parçalara geçmişti :)

03.08.2009 kah.val.tı

Fatma’yı gelin ettikten sonra bu sabah Hacer ve Zafer’le Aytepe’ye kahvaltıya çıktık. Kahvaltı olayını fazla ciddiye alıp tam teçhizat donattığımız soframızla bütün mesire sakinleri karınlarını doyururlardı herhalde.

Aydınlı Misafir Kalemler İlk Bir Arada

Akşamüzeri e-vren günlüğü’nün farklı dönemlerindeki Aydınlı MisAfiR KaLeMi arkadaşlarla buluştuk. Birkaç hafta sonra TOFD için başlatacağımız bir kampanya amacıyla sevgili Büşra, Elvan, Harun ve Hikmet‘le birkaç kare fotoğraf çekimi gerçekleştirdik. İnsanın bir tripodu olmasına rağmen becerikli de bir kardeşinin olması şahane; teşekkürler Zeron :) Aydınlı olmalarına rağmen birbirleriyle ilk defa tanışan arkadaşlarla bir arada sohbet etmek de ayrı bir keyifti :) Dört arkadaşıma da ayırdıkları vakit, girdikleri zahmet için yürekten teşekkür ediyorum.

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.

e-günlük

Madran Çayı Çıkarması

Şimdilerde en çok onları anlatıyorum; Cuma akşamı Harun‘a, cumartesi akşamı Semih‘e, pazar akşamı Ebruların Sultanı’na saatlerce anlattığım gibi… Cumartesi günkü Madran Çayı çıkarmasından geriye kalan yalnızca onların 600’e yakın fotoğrafı değil; son bir haftadır içinde bulunduğum duygusal iniş çıkışların hıçkırıkları içinde yeniden hayat bulan bir yaşam tecrübesiydi.  Devamını Okuyun

e-günlük

e-vren Yıllığı 2008

2008’in ilk 6 ayında asker ocağında oluşuma sık sık TTNET kesintileri ve aniden öğretmen olmanın getirdiği yoğun çalışma temposu eklenince e-vren günlüğü, geçmiş yıllara göre durgun bir yıl geçirdi. Ancak, askerlik sonrası hayalimdeki fotoğraf makinesi Canon 450 D’ye sahip olmamla beraber en renkli e-vren günlükleri de ortaya çıkmaya başladı.

2008 yılında 44 kişisel fotoğrafla desteklenen 146 e-günlüğün yayınlandığı ve 7 MisAfiR KaLeM’in renklendirdiği e-vren günlüğü toplam 93.100 kişi tarafından 146.840 defa ziyaret edildi.

Mayıs 2008‘de suskunluğuna son veren e-lektronik yaşam serüvenimde yer alan ve notu tutulamayan pek çok gelişmeyi daha önce yazılarda kullanılmamış sembol fotoğraflarla e-vren yıllığı 2008‘de sıralamaya çalıştım.

e-yaşam serüvenini yakından takip edip de acaba arada ne kaçırdım diyenleri ve belki benim adım da geçmiştirdiye merak edenleri şöyle ağırlayalım: Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

e-vren günlüğü 3. Yıl Tanıtım VideoBlogu

Uzun süredir yazıyorum… Bahaneyle üretiyorum… Bu vesileyle bambaşka bir alemde yaşıyorum. e-vren günlüğü sınırları içinde ortaya çıkan ama bana pek de benzemeyen ikinci e-vren’le büyük mutluluklar, sevinçler, hüzünler, sıra dışı tecrübeler paylaşıyorum. Bu e-lektronik yaşam serüveninde tanıdığım / tanımadığım pek çok insan beni yalnız bırakmıyor. Kimisi ses veriyor; kimisi yorumlarıyla renk katıyor; kimisi sessiz sedasız bu e-yaşam yolculuğuna ortak oluyor.

Kariyerimin en büyük parçası evrengunlugu.net’te yazmaya ve paylaşmaya devam ederken, uzun vadeli hedeflerimden birinin ilk adımlarını flickr‘da atmaya başladım. Özel yaşamıma tanıklık ettiğiniz gibi “adı bende saklı kariyer projemin ilk tohumlarına da ortak oluyorsunuz. Söyleyemediklerimi yazmaya, anlatamadılarımı paylaşmaya devam edeceğim. Okuyan okumayan ama hayatımda yer alan herkese yürekten teşekkür ediyorum.

e-günlük

61 GÜN ARADAN SONRA

Yıllar önceydi… Gönüllülük maceralarımızın ilk projesiydi… Ağrı’nın çocuklarıyla Aydın’ın çocuklarını mektuplaştırmayı düşünmüş, 8 ay süren bu büyük projeye KaRDeŞ MeKTuP Projesi demiştik.Bugün 10 Şubat Pazar. KaRDeŞ MeKTuP’ları taşıyan aynı kargo, bugün bana 14 kişinin mektubunu getirdi. Bir sosyal sorumluluk projesi, canım kardeşim Ziya‘nın sayesinde bambaşka bir boyutta asker ocağında bana yeniden NEFES oldu.

Canım ANNEM, biricik EFE’M İbrahim’im, canım yengem Seda Nur, minik civcivim HÜSS, sevgili yeğenlerim Mesut ve Ramazan, canım arkadaşım Hikmet, sevgili Yüksel Abim, canım kardeşimlerim Salih, Fatih, İlknur, Deniz, Ozan… Ve böylesine ince bir organizasyona önayak olan canım kardeşim Ziya’m…

Annemin mektubunu okumaya cesaret edemeyip, akşama sakladım ama herbirinizin mektubunu tek tek okudum. “Hayatımın en büyük sürpizi!” desem… Yaşadığım şaşkınlığı cümlelere döksem… Cümlelerinizden aldığım kuvveti, fotoğraflarınızdan duyduğum mutluluğu bir ifade edebilsem… Çoğunuzun hayatınızdaki ilk mektubu bu vesileyle bana yazıyor olmanız bile büyük bir gurur benim için. Bugün aldığım 14 mektup, şüphesiz ömrümün en özel hatıraları arasında yer alacak. Hepinizin ellerine ve yüreğine sağlık. Bu kargoya yetişmeyen ve bana önümüzdeki haftalarda ikinci bir mutluluk daha yaşatacak olan diğer mektupları da dört gözle bekliyorum. Ziya’nın isimlerini sakladığı yeni mektupların sahiplerine de şimdiden yürek dolusu teşekkürlerimi sunuyorum.

Askere gidişim çok ani oldu. Çok az insanla vedalaşabildim. Haber vermeden gidişimin en büyük -belki de tek sebebi- bu zorunlu ayrılıktan dolayı sevdiğim insanlarla vedalaşmaya cesaret edemeyişimdi. Ardımdan darılanlar olmadı değil. Bu konuda herkesten özür diliyorum.

Mektupların her birine tek tek yanıt vereceğim. Askerliğimin nasıl geçtiğini merak edip, burada ara sıra yazmamı isteyenlerin de hoş görüsüne sığınıyorum. 1 Haziran’da askerliğimle ilgili belli başlı ayrıntıları kaleme alacağım yazım dışında askerlik günlerime dair kesinlikle herhangi bir şey yazmayı düşünmüyorum. Beni allak bulak eden mektup sürprizi karşısında bu yazıyı ekleme gereği duydum. Şimdi 1 Haziran’a kadar yeniden susma zamanı benim için.

Yorumlarınızı ve özel mesajlarınızı okudukça mutlu oluyorum. Çarşı izinlerimdeki kısıtlı zamandan dolayı çok istediğim halde yorumlara cevap veremiyorum. Yeri gelmişken yorum sahiplerinden de bu sebeple özür diliyorum.

Hayatımın en farklı tecrübelerinden birini yaşadığım Elazığ‘daki 156 günlük maceramın sonunda 17 Mayıs’ta Aydın’a ayak basmanın ümidini paylaşıyorum hepinizle.

e-günlük

HAYLİ ZAMAN OLDU…

Bugün akşam, Şule Ablam ve Seda Nur‘u yakaladım suç üstü. Mutfakta ellerine bir çekiç bir çivi almışlar, Hüss‘ün sürpriz yumurtadan çıkan oyuncağını anahtarlığa dönüştürme operasyonu içerisindeydiler. Gizli saklı, utanmadan sıkılmadan, yaşlarına başlarına bakmadan :) Seda Nur dediğim de, abimin hanımı olur, yani yengem, yani Hüss’ün annesi. Bu kan bağı, şahit olduğum oyuncak operasyonunun vehametini açıklamaya yetiyor. Onların savunmaları hazır: Erken gelmişiz dünyaya!

Hikmet‘i ağırladık geçen hafta. Söylediği gibi hakikaten de beni şaşkına uğrattı yazısıyla canım arkadaşım. Muhteşem bir kompozisyon koymuş ortaya, hakkını yememek lazım. Ne var ki, MisAfiR KaLeM{LeR}, benimle ilgili bir şeyler yazdımı çok mahçup oluyorum. Bazen izinlerini alıp kırpıyorum o kısımları. Ama Hikmet, baştan sona Evren-Hikmet dostluğu üzerine kurunca yazısını, yapacak bir şey kalmadı :)

İlkokul öğretmenimi blogtan arayışımın sonuç vermesi son derece önemli bir gelişmeydi benim için. Bu sebeple 2007’nin ilk iki ayını unutmam mümkün değil. Bu tarihi telefon görüşmesini kayda almak ve sonrasında bunu basit bir video blog ile e-vren günlüğü’ne taşımak açıkcası benim de son anda aklıma gelen bir projeydi. Yalnız benim gözümden kaçan ama ziyaretçilerin dikkatinden kesinlikle kaçmayan bir ayrıntı vardı: İlkokul yıllarıma ait Çirkin Ördek yavrusu misali fotoğrafım ve “Aynur Hocam siz misiniz”le kulaklarda iğrenç bir yankı bırakan boru gibi sesim :)

Beni en çok heyecanlandıran gelişmelerden biri MisAfiR KaLeM{LeR}’in isimleri ve yazıları oluyor. Mart’tan Haziran’a kadar dört yeni isim belirlenince kendimi çocuklar gibi mutlu hissettim. Teklifimi geri çevirmedikleri için Yasemin Hanım‘a, sevgili Neşe, Özge ve Mustafa‘ya tekrar teşekkür ediyorum. Neler yazacaklar öyle çok merak ediyorum ki…

Birinci yarı yıl tatili bitti bitiyor. Havalar soğuk olunca planladığım sağlıklı yaşam yürüyüşlerine başlayamadım. Spor salonuna gidemedim. Onun yerine tatilimi haftada üç güne çıkan ingilizce kursuna ve yeni bir ustayla yeniden başladığım gitar derslerine giderek geçirdim. Bir de bol bol kitap okuyarak… Bu sabah hasta halimle kampüse çıktım ders kaydı için. Farkında değilmişim, okuldan hayli kopmuşum. Okulun açılmasını hiç istemedim bir an. Zorlu ve sanki sıkıcı yeni bir eğitim öğretim dönemi beni bekliyor gibi…