Browsing Tag

gora

e-günlük

Dondurmam Gaymak Harikası!

Dondurmanın adı, kaymağın tadı Nasip dondurmaları… O alacalı bulacalı “çubuk dondurmalar”, iki tane cıbıl cıbıl mankene kamera karşısında yalatıldıkları için çok satılıyorlar. Üstelik de süttozundan, gıda boyasından imal ediliyorlar. Dondurmacı Nasip, Yılmaz Güney hayranıdır ama ailecek toptan Demirelci’dirler. Gün gelir Avrupa Birliği’nin gıda koteksi -o da neyse- kafasını bozar, kominist kominist konuşur; gün gelir Gümrük Birliği, şalep hayallerini yerle bir edince cinnet geçirir.

Nasip’in dondurmalarının tadı avuç içi kadar köyde manda dondurmalarının saltanatını sallayamamış, Zeybek TV’deki reklamları onu şöhret yapmaya yetmemiştir belki ama iki de bir apartman gibi olan motoru gibi motor, köyün hiçbir erkeğinde yoktur :) Zaten Dondurmam Gaymak’ı Gaymak yapan da filmin ilk saniyesinden son saniyesine kadar Nasip’in motoru olmuştur. Hem bildiğimiz motoru, hem de bindiğimiz motoru :)

Ben Babam ve Oğlum kadar beni ağlatan bir film seyretmediysem, Dondurmam Gaymak kadar da beni güldüren bir film daha seyretmedim. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminin bir üst modeli gibi olmuş. Belki kıyaslamak yanlış ama ne Vizontele serisi, ne G.O.R.A., ne de Hokkabaz beni bu kadar güldürmüştü. Abartısız film boyunca bütün sinema gülme krizlerine girdi.

İlknur ve Fatih‘le perşembe akşamı Dondurmam Gaymak’a gittik. Ve sürekli ” bitmesin ne olur film” dedim. Ben böylesine bizden, bildik, tanıdık, doğal bir film seyretmedim. Meğer biz Türk halkı -aslında komik olmayan- sinema filmleriyle uyutuluyormuşuz!

e-günlük

TESTERE 3 ÜN DAYANILMAZ DEHŞETİ

Dün akşam Ziya ve Semih‘le Testere 3‘e gittik. İlk filmini seyrettiğimde senaryodaki muhteşem zekaya hayran kalmış, korku ve gerilim filmlerinde Testere benim için apayrı bir yere sahip olmuştu. Sonra ikincisi, üçüncüsü derken film, seriye dönüştü; iyi de oldu :) Testere 3’e gelince: Filmin çoğunu gözlerim kapalı seyrettim :) Artık adamlar olayı aşmışlar, daha nasıl iğrençleşebiliriz deyip ellerinden geleni yapmışlar. Midemizi yerinden oynatan inanılmaz görüntüler, tüylerimizi diken diken eden sesler vs. Filmin sonundan da anlaşılıyor ki Testere 4 yolda! İşin ilginç tarafı Testere serisine hayranım filan ama filmi seyrederken içim kaldırmıyor, dehşet korkuyorum ve çoğu sahnede gözlerimi kapatıyorum :) Yarım yamalak seyrettğim bir filme de para ödüyorum :)

MEHMET ALİ ERBİL, YENİDEN DOĞMAYA MI HAZIRLANIYOR?

Testere başlamadan önce vizyona girecek sinema filmlerinin reklamları vardı. Bunlardan biri de “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu” filmi. Cüneyt ARKIN ve M.Ali ERBİL başrolde. Fragmanlara bakılırsa M. Ali ERBİL, TV ekranlarındaki “don indirme” rezaletinden sonra Çarkıfelek‘in bile düzeltmeye yetmediği imajını sinema filmiyle yerine getirmeye çalışıyor. Sadece birkaç dakikalık reklamda G.O.R.A‘yu görür gibi oldum. Gibi değil, görüntüler vs neredeyse aynı. G.O.R.A film stüdyosu ya da dekorları bozulmamış da, sanki yönetmen Kartal TİBET‘e hibe edilmiş gibi görünüyordu. Kırk yılda bir, harika bir uzay filmi çektik ya, bunun da furyası başladı anlaşılan. Babam ve Oğlum tarzı filmleri, hiçbir gerçekliği olmayan Türk filmlerine her zaman tercih ediyorum…