Browsing Tag

Funda Güleç Yalçın

e-günlük

Karanlıkta güneş gibi ol

Yakında Aytunga isminde yeni bir yerli sosyal medya platformu hayata geçecek. Ekipteki kadronun tamamen gönüllülerden oluştuğu (bu kısmı yanlış anlamış da olabilirim) Aytunga’nın ilk etkinliği “Karanlıkta Güneş Ol” sloganıyla sağlam bir konuşmacı kadrosunun katılımıyla yapıldı. Özellikle Funda‘nın ismini görünce haftalar önceden katılmayı planladığım etkinlik benim açımdan oldukça verimli geçti. Her konuşmacıdan olmasa da Funda’nın sunumu ağırlıkta olmak üzere konuşmacılardan bazı notları yazılı arşiv olması adına paylaşıyorum. Devamını Okuyun

İnternet Günlükleri, Sesli Yazılar, VideoBlog

internet günlüğü 2017/21

Geçen haftadan itibaren farklı bir içeriğe evrilen internet günlüklerinin bu yeni bölümünde 20 – 27 Mayıs 2017 haftasında bloglarda yazılan yazılardan 8 seçki yer alıyor. Videolarda bu yazılardan seslendirmeye müsait beş tanesinden alıntılara yer verdim. Yayımlama gününü pazartesiden pazar gününe çektiğim internet günlüğü‘nün bu bölümünün de size keyifli bir okuma listesi sunmuş olmasını diliyorum. Bu yazıya daha sonra tekrar dönerseniz, en altta bugüne kadar yayımladığım 19 adet internet günlüğü’nde hangi bloglara kaç defa yer verdiğimin bir istatistiğini de bulabilirsiniz. Henüz tamamlayamadığım için şu an o listeyi eklemedim. Çoğunluğunu sosyal / dijital medyaya dair yazıların oluşturduğu aşağıdaki paylaşımları keyifle okumanızı dilerim.  Devamını Okuyun

İnternet Günlükleri, VideoBlog

internet günlükleri 2017/20

internet günlükleri serisinin yeni bölümünü uzun bir aradan sonra yayımlayabildim. Bloglarda 15 – 21 Mayıs haftasında yayımlanmış içerikler arasından okunası bulduğum 9 yazıyı aşağıda paylaştım. Bu defa daha az yazı ve daha çok seslendirmeye dayalı bir internet günlüğü içeriği oluşturmaya çalıştım. İnternet günlüklerinin budan sonra bir anlamda “internet okumaları” şekline evrileceğini söyleyebilirim. Bir süredir bu kategoride yazı yayımlamamın sebebi de buydu. İnternet günlükleri serisinde yola nasıl devam etmem gerektiğini kafamda netleştirmem gerekiyordu. Daha önceki örneklerdeki gibi bu yeni hali de epey vakit alıcı ve yorucu. Videoda ve seslendirmelerde bazı hatalarım da var. Zamanla daha iyi olacağına ve bu yeni tarzın oturacağına inanıyorum. İnternet günlüklerinin bu yeni haline dair eleştiri veya önerilerinize de ihtiyacım var. Paylaşırsanız sevinirim. İyi okumalar ve iyi dinlemeler. Devamını Okuyun

e-günlük

Bloglar adına asıl şimdi endişelenmeye başlayabiliriz

2010 ve daha önceki yıllarda açılan Türkçe içerikli “hâlâ güncellenen” kişisel blogların sıralandığı “İlk Türkçe Bloglar” listesinin altıncı güncellemesini dün gece tamamladım. İlk kez yayımlandığında 102 blogdan oluşan liste sonraki güncellemelerde 132 blogluk bir sayıya ulaştı ancak Türkiye’nin popüler ve eski bloglarının bile 6 aydır güncellenmemesi sonucu yeni güncellemede listedeki sayı 110’a geriledi. Üstelik, şu an listede yer aldığı halde 6 aydır güncellenmeme sınırında olan bloglar, güncellenmemeye devam ederse bu sayının bir sonraki listede 100’ün altına düşebileceğini tahmin ediyorum. Devamını Okuyun

e-günlük, Röportaj / Söyleşi

Funda Güleç Yalçın: Blog yazarları güçlerinin farkında değil

İlk Türkçe Bloglar listesindeki isimlerle söyleşilerin beşincisini kendisiyle yapmak istediğimde sevgili Funda, beni her zamanki gibi kırmadı. Ajandası hep dolu olan ve etkinlikten etkinliğe koşturan Funda, Blog Yazarları Çalıştaylarının her ikisinde de davetimi geri çevirmeyip bütün gününü boşaltarak Türkçe içerikleri blogların geleceği adına  attığımız küçük adımlara dahil oldu. Kendisiyle söyleşi için bir araya gelmemiz hem onun yoğunluğundan hem de benden kaynaklanan bazı sebeplerden dolayı hemen mümkün olmadı ama nihayet 22 Nisan Cumartesi günü Levent’te buluşmak üzere sözleştik.

Söyleşi öncesinde Funda’nın eşi Hasan Yalçın‘la da tanışma şansım oldu. Üçümüz, – hatta bir ara ikimiz – keyifli bir sohbet ettiğimizi düşünüyorum. (Hatta içimden bir ara “Hasan ağabeyle de ayırca bir YouTube’luk söyleşi mi yapsam?” diye geçirmedim değil.) YouTube videolarından takip ettiğim biriyle karşılıklı sohbet deneyimini de ilk defa yaşayınca biraz değişik geldi bana. Sohbeti de kendisi de çok tatlı biri ve zaten Funda da eşi için sürekli “Benim tatlı kocam” dedi. Sohbet sırasında Funda “Evren biz birbirimize benziyor muyuz?” diye sordu. İkisini birbirine yüz yüze karşılaşmadan önce de benzetiyordum, o gün orada da benzettim. Ama Funda, benzemediklerini çünkü kendisinin çok güzel bir kadın olduğunu esprili bir dille yineledi. Bence yüreği de kendileri de güzel bu iki insan, birbirine yakışmakla kalmamış birbirini çok da güzel tamamlamışlar.

Diğer 4 söyleşide olduğu gibi Funda’yla yapacağım söyleşi de blog / blog yazarlığı merkezliydi ve Türkiye’nin ilk blog yazarlarının blog kültürü adına düşünceleri üzerine yazılı bir arşiv oluşturma amacıyla çıktığım bu yolda temel birkaç soruyu da bu çerçevede tutmaya çalıştım. Bunun yanında özellikle Funda’nın son blog yazıları ile 2009 yılındaki ilk yazılarını ve yeni çıkan kitabı “Küçük İşletmeler için Sosyal Medya“yı okuyup notlar aldım.

Funda, benim için uzun yıllar sadece dijital ortamda iletişimimin olduğu bir blog yazarıydı. İlk yüz yüze görüşmemiz de Blog Yazarları Çalıştayı 1’in yapıldığı İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinin bekleme salonunda oldu. Açık olmam gerekirse öncesinde de profesyonel olduğunu düşündüğüm Funda’nın duruşundan, bilgi birikimden fazlasıyla etkilenip -elimde olmadan- ondan çekinir bir tavra büründüm. Bunu ona ne kadar yansıttım bilmiyorum ama o çalıştaydan sonra Funda ile iletişimimde -kem küm dönemi-ne girdiğimi hissettim. (İtiraf edeyim, benden yaşça büyük olmasına rağmen kendisine ismiyle hitap ettiğim için bana sinir olduğunu bile bir dönem düşündüm. Hatta hep merak ettiğim bu konuyu söyleşi esnasında da sormayı planlıyordum ama arada kaynadı.) Ona karşı içimde ördüğüm duvarın kırılma noktasını İndir.com Mobil Etkinlik‘te tekrar bir araya geldiğimizde yaşadım. Funda, o etkinliğin sunuculuğunu üstlenmişti ve mobil uygulama ödülü adaylarıyla kurduğu sıcak iletişim, sunumlarındaki samimi tavrı beni çok etkiledi. Zaten bu söyleşide Funda’nın kendisiyle ilgili değerlendirmelerini dinlediğimde de geçmişte yaşadığım hissiyatta çok da haksız olmadığımı anladım.

Elbette aslolan “kişinin kendisiyle ilgili sözleri”dir ancak her ne kadar aşağıdaki söyleşide kendisi kabul etmese de onun duygusal ve kucaklayıcı bir yapısı olduğuna -hâlâ- inanıyorum. Ama şunu da kabul ediyorum: Profesyonellik -zannediyorum- daha mesafeli ve güçlü durmayı / görünmeyi gerektiriyor.

Funda’nın söyleşisinde öne çıkan bir nokta var ki üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gerekiyor: “10 kişi de olsa blog yazarlarının bir araya gelerek -gerçek manada- birlik beraberlik gösterip bazı konularda ortak adım atması.” Bu görüşe gönülden katılmakla kalıyorum, somut bir adım atmak gerektiğini de biliyorum ve kişisel menfaatlerden, kibirden uzak arkadaşlara aynı çağrıyı ben de yineliyorum. Çünkü “İnterneti bloglar, blogları da işini iyi yapan blog yazarları kurtaracak.”

Söyleşinin blog yazarlarına katkı sunmasını, yeni kapılar açmasını ve Türkçe içerikli blogların temelini oluşturan ilk yazarlarla ilgili önemli bir dijital arşiv olmasını diliyorum. Ayrıca söyleşiyi, en altta yer alan videodan Funda’nın kendisi sesiyle dinleyebilirsinizDevamını Okuyun

e-günlük

Sosyal ağlara dair öğrendiğim 6 yeni bilgi

Sosyal medyada var olmanın “küçük işletmeler” için de bir gereklilik olduğu inancıyla Funda Güleç Yalçın‘ın kaleme aldığı “Küçük İşletmeler için Sosyal Medya” kitabını okurken sosyal ağlara dair bazı ayrıntıları bilmediğimi fark ettim. Herkes dijital medyaya dair ahkam keserken ve bu konuda iyi olduğunu zannederken Funda’nın görülmeyeni görüp ihmal edilen tarafa (küçük işletmeleri kastediyorum) odaklanması takdir edilesi bir durum. Öyle ki dijital medya sektöründe herkes yıllardır “körler sağırlar birbirini ağırlar” tarzında birbirinin tekrarı “sosyal medya” makaleleri (!) düzerken blog yazarlığına ömrünü vermiş Funda, küçük işletmelerin sosyal medya ihtiyacına yardım eli uzatmayı tercih ediyor. Devamını Okuyun

e-günlük

Türkçe öğretmeni adaylarıyla blog yazarlığını konuştuk

“Blog yazarlığı”nın birkaç yıl önce lise ders müfredatına girdiğini biliyordum ama üniversitelerin Türkçe öğretmenliği bölümünün de müfredatında blog yazarlığına yer verildiğini yeni öğrendim. Blog yazarları çalıştayı 2‘nin İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde (İZÜ) düzenlenmesinde kilit rol oynayan Yrd. Doç. Dr. Nil Didem Şimşek Hocamın daveti üzerine bugün ikinci kez İZÜ’deydim. Türkçe öğretmenliği 2. sınıf öğrencilerine blog yazarlığının ne olduğunu ve önemini dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Devamını Okuyun