
Gözde’nin, geçen aylarda Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası için 3430’a kısa mesaj göndermesi karşılığında kendisine söz verdiğim fotoğraf çekimini nihayet dün gerçekleştirebildik. İlk buluşmadaki deneme çekimleriyle ilgili yazıyı {şurada} paylaşmıştım. Duyarlılığından dolayı Gözde’ye, çekimlerdeki yardımlarından dolayı da e-vren günlüğü’nün MisAfiR KaLeM’lerinden Büşra’ya teşekkür ediyorum. Gözde’nin diğer fotoğrafları için {burayı} ziyaret edebilirsiniz.

TOFD, SKY Türk’te Empati Kuruyor
Gözde’nin fotoğrafları vesilesiyle söz TOFD’dan açılmışken SKY Türk’teki Empati programından bahsetmemek olmaz. Kamu yararına çalışan TOFD’un önemli çalışmalarından biri bu program ve her Pazar 09.10’da yayınlanıyor. Empati Programı, kamuoyunu empati kurmaya yönlendirerek engelliler ve onlarla ilgili tüm sorunlar konusunda farkındalık yaratmayı, engellilerin durumunu “dramatize” etmeden onların toplumun bir parçası olduklarını vurgulamayı amaçlıyor.
—
evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘nin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.

]fh[ fotoğrafhikayeleri {Nisan ‘10}
Son dönemde beni en iyi yansıtan fotoğraf bu diye düşündüm; oysa çekerken hiç böyle hesap etmemiştim. Ah yumurta, meğer sen yalnızca bir yumurta değilmişsin.
Sıradan bir yumurta bile olsa –tıpkı fotoğraftaki boş kısım gibi- yanındaki yumurtaların gidiş gelişlerine şahitlik eder. Burada dramatik olan giden yumurtaların yerlerine geri dönememesidir. Her gidenin yeri ya boş kalır ya da bir yenisiyle canlanır.
Ben demiyorum, Özdemir ASAF yazıyor: {Devamını oku}
“bir e-lektronik yaşam projesi“ bugün 5. yılına girdi :) 27 Temmuz 2005 tarihinde başladığım blog maceramın tarihi sürecini her yıl olduğu gibi bu yıl yeniden yazmayacağım :) Ama en başta varlıklarıyla e-vren dünyasını zenginleştiren 38 MisAfir KaLeMim’e, yorumlarıyla beni yalnız bırakmayan ziyaretçilere, e-vren günlüğü için zaman zaman yazdıkları yazılar ve sağladıkları bağlantılar için blog yazarı arkadaşlarıma, bilgisayar başında geçirdiğim saatlerden dolayı bana tahammül etmek zorunda kalan canım aileme ve arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum!
İnternetin insanı içine çeken ve çoğu zaman da kendinden geçirip saatlerini çalan sihrine en çok maruz kalanların başındadır blog yazarları. Bunca zaman kişisel bir e-günlüğü inşa’ etmek şüphesiz hayatımdan pek çok insanın çıkıp gitmesine yol açarken birbirinden değerli yeni insanları tanımama, kazanmama da vesile oldu. Özel yaşamı belli ölçülerde {de}şifre etmek, üstelik bunu en tehlikeli sosyal ağ olan internette yapıyor olmak pek çok olumlu-olumsuz durumu da beraberinde getiriyor. “Kişisel bir e-günlük” olduğunu unutmadan şahsi bir medya portalına dönüşen e-vren günlüğü’ne bugüne kadar ne google reklamı aldım ne de reklam arayış ya da kabulünde bulundum. İnternetin hayatımdan bu işleviyle birgün çıkacağını biliyorum. Bu yüzden e-vren günlüğü’nün çocuklarıma ve torunlarıma kalacak bir hatıra defteri, bir görsel hafızadan ibaret olacağının farkındayım.
Binlerce yazı, kişisel fotoğraf, ziyaretçi yorumu, yüzlerce çekim, onlarca videoblog ve 38 MisAfiR KaLeM ile 5. yıla girerken artık çok anlamlı bir amaca da hizmet edecek e-vren günlüğü:

5. yılında e-vren günlüğü, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘ne sosyal sorumluluk gereği resmi destek sağlamaya gayret gösterecek. e-vren günlüğü’nde bugünden itibaren 365 gün boyunca TOFD için farklı şekillerde yürütülecek sosyal sorumluluk proje desteği ile kişisel bir e-günlük olmanın yanında işe yarar bir amaca da hizmet etmeye çalışılacak.

5. yıl coşkusunu daha bir anlamlı kılan TOFD sosyal sorumluluk proje desteğinin yanında sevgili Haydar Doğramacı‘ının özel fotoğraf çekimleri de ayrı bir heyecan unsuruydu. Haydar’ın çalışmalarına {buradan} ve {şuradan} ulaşabilir; facebook grubuna da {oradan} dahil olabilirsiniz.
5. yıla özel çekilen fotoğrafları, evrengunlugu hesaplarının yer aldığı picasaweb ve flickr bağlantılarının herhangi birinde görebilirsiniz.
Gün gün 5. yıl hazırlık coşkusunu okumanız, seyretmeniz, yorumlamanız da {şuradan} mümkün. e-vren günlüğünü 5. yılında henüz keşfettiyseniz kaçırdığınız hiçbir şey yok: 7/24 buradayız çünkü ;)

]fh[ fotoğrafhikayeleri {Mart ’09}
Rahmetinle can bulduğum Ey Rab!
Yer toprak; toprak kara. Gök, parça parça bulut; kapkara… Bir avuç suyunda ruhum, acılardan kararmakta!
Dağları, gökleri ayakta tutsun diye dikmişsin; gönlümü dağlasınlar diye değil. Beni, soluk alıp vereyim diye yaratmışsın; soluksuz kalayım diye değil. Alem senin adını AŞK’la zikrederken, fikrimden zikrimi unuttum. Akların içindeyken, rengarenk düşlerle büründü gözlerim. Yüzerken, yürüyene imrendim; yürümeye çalışırken uçana… Bir avuç suyunu, enginlere değişmez iken; kaydı gönlüm koca okyanuslara. Karasız, kıt’asız sular dar gelir oldu bana. Benim neslim değil bu yabani diyardakiler; benim dilimden konuşmuyor bu gurbet eldekiler. Rengim renk değil; cismim kendi cismim hiç değil. Adım başka, sanım başka, ruhum karanlıklarda. Başımı öne eğdim utandım; kafi gelmedi gömüldüm yaban sulara.
“Ne oldum?” dedim; derken “ne olmam gerektiğini” unuttum. Başını toğrağa gömmüş bir deve kuşu misali kendimi ‘yer ile gök’ün arasında karanlık bir akıntıda buldum.
——–
Fotoğrafın Hikayesi: Servet TETİK’in objektifinden yansıyan yukarıdaki fotoğraf Şubat 2009′da Ankara Kuğulu Park’ta çekildi ve ”Saklambaç” ismiyle {şurada} yayınlandı. fotoğrafhikayeleri projesine katkısından ötürü Servet’e teşekkürler..
12. sınıfa derse giriyorum; “Hocam 9. sınıftaki Zübeyde benim kardeşim.“ Hadi ya!
9. sınıflara derse giriyorum; “Hocam, 11A’daki Hüseyin benim abim.“ Allah Allah…
11. sınıftaki Mutlu ile Mustafa’nın kardeş olduğunu öğrenmem ise birkaç haftamı almıştı :)
“Hocam, neresi tuhaf bizim aynı okulda okumamızın?“ diyorlardı okul sıralarında, okul ünifomaları içinde onların fotoğraflarını çekmeye çalışırken. {2005-2006 döneminde biz üç kardeş Adnan Menderes Üniversitesi’nde okurken bizi tanıyan hocaların şaşkınlığı daha dün gibi gözümün önündedir.} Küçük bir kasabada onların bu durumu normal olabilirdi ama bilirim ki 12 öğrencimin birbiriyle kardeş olmaları atanacağım başka bir lisede sık rastlayacağım bir durum olmayacak.
Abi-Kardeş-Abla aynı dönemler aynı okulda okumanın güzelliğini yıllar sonra anlayacak olan öğrencilerimin beraber çekildikleri tek bir kare fotoğraflarının olmaması objektifimin saatlerce çalışmasını tetikleyen en önemli sebeplerden biriydi. İşte benim için, -en önemlisi de- o kardeşler için bir daha geri gelmesi mümkün olmayan yılların çok özel anıları: e-vren öğrencileri/flickr

Askerden sonra epeydir durağan bir dönem geçirdim. Bendeki durağanlık dışarıdan pek algılanmasa da kendi iç dünyamda fazlaca gel-gitler yaşadım. Bunu çoğu zaman dost sohbetlerinde dillendirdim, yazılarıma taşıdım. Kimi zaman alışıla-gelmiş Evren’in aksine zayıf bir Evren sergiledim. Yaşanan hiçbir şeyin boşuna yaşanmadığına inanıyorum. Sanırım ben dümdüz otobanlarda gitmektense bol virajlı dağ yollarını seviyorum.
Akşamüzerine doğru Fırat‘la beraber fotoğraf makinelerimiz ellerimizde yine Aydın sokaklarındaydık. Cuma günü başlayan faranjit belirtileri had safhaya ulaşmıştı ama canım da acayip fotoğraf çekmek istiyordu. Hedef Cihanoğlu Külliyesi‘nde çekim yapmaktı lakin oraya vardığımızda artık güneş batmak üzereydi. Yol boyunca yıkık dökük binaların kapısı-penceresi epey vaktimizi aldı.
Biraz tarz değişikliği, biraz yeni bir imaj iyi giderdi. Yeni bir soluk yeni bir görünümle tamamlanınca daha bir üretkenleşiyor, daha bir özgüvene sahip oluyor sanki insanoğlu. Bunu genellemeye gerek var mı bilemiyorum. Ben aynada gördüğüm son 1 haftalık Evren’i de sevdim. Hem bana modellik yaptığı hem de bana yeni Evren fotoğrafları kazandırdığı için Fırat’a teşekkür ediyorum.
Fırat’la buluşmadan hemen önce Elvan‘la birlikte 78 yaşındaki Cafer Efe‘nin ziyaretindeydik. Elvan, hafta içinde “Efelerin Efesi” diyebileceğim Cafer amcayla bir söyleşi gerçekleştirecek ve ben de fotoğraflarını çekeceğim. Yaklaşık 2 saatlik ön görüşmenin sonunda haftaiçindeki buluşmayı dört gözle bekler oldum.

“Canon’lu Hayatın“ e-vren dünyasına yansıyışı
ve daha da fazlası: “Çekilmezsin, Çek Beni Hayat!“
—
“Çekilmezsin, Çek Beni Hayat!“ temalı çalışma öncesinde, 17 e-vren günlüğü ziyaretçisinin e.postalarına küçük birer armağan gönderildi.