Browsing Tag

flickr

İnternet Günlükleri

internet günlüğü 2016/5

web_gunlugu

İnternet günlükleri serisini bunca yoğunluk ve yorgunluk arasında bir yere konumlandırmaya çalışıyorum. Fikirler kafamda yavaş yavaş netleşmeye başladı. Öyle ki RSS havuzuna her hafta yeni bloglar dahil oluyor ki internet günlüğünün yüzde 75’ini de blogların oluşturmasını hedefliyorum. Bu arada taşlar yerine oturdukça internet günlüğü, daha elle tutulur bir şekle bürünecek. Sadece birkaç haftaya ihtiyacım var. İyi okumalar:
Devamını Okuyun

e-günlük

Eskiden Selfie mi Vardı?

Eskiden selfie mi vardı; hatta özçekim bile yoktu. Flickr‘cılar bilir, biz baya uzun yıllar selfportrait çekmiştik de Türk Dil Kurumu kalkıp da ‘bir karşılık neyim bulayım’ demediydi. Hoş değil!

e-günlük

McDonald’s’ta Bir Aşk Hikâyesi!

Kardeşim İbrahim ve Kader‘in geçen yıl 10 Mayıs’taki düğünlerinde fotoğraf çekim görevi yine bana verilmişti ;) Her zamanki gibi öncelikli derdimiz mekan ve kompozisyondu. Aydın’da gelin – damat fotoğrafı nerede çekilebilirdi ki? Aydın, küçük ve mekan bakımından kısıtlı bir şehir olunca fotoğraf çekerken kısır bir döngünün içinde dönüp durduğumu hissederdim. Bir de gelin – damat gibi çok dikkat çekici modellerle insan dolu mekanlarda çekim yapmak benim gibi amatör bir fotoğrafçı için soğuk terler dökme sebebi. (Küçük şehrin bu sıkıntısını en çok Ayla’nın fotoğraf çekimlerinde yaşamıştım.)

İbrahim ve Kader, fotoğraf çekimi için ilk mekanın McDonald’s olmasını istemişlerdi. Çünkü bu güzel yuvanın kurulmasında o ekmek kapısı büyük bir vesileydi. McDonald’s’ın üçüncü katından başlayan çekimler bahçesine kadar devam etti. Hafta sonu olmasından dolayı en yoğun gün ve saatte orada çekim yapıyorduk. Devamlı müşterilerden bazıları, sürekli iş kıyafetleri içerisinde görmeye alıştıkları İbrahim ve Kader’i gelinlik ve damatlık içinde gördüklerinde şaşkınlıklarını gizleyememişti.

Bizim çiçeği burnunda çiftimizin benim için sembol olmuş hatta duvarlarına asılmış yukarıdaki fotoğraflarını çekerken arkamdaki masada hamburgerlerini yiyen liseli gençler “McDonald’s’ta düğün fotoğrafı mı çekilir? Hiç romantik değil” diyerek aralarında gülüşüyorlardı.

Durup düşünüldüğünde zamanın, müşterinin, tüketimin ve paranın hızla aktığı bir fast-food dükkanında gelinlik ve damatlıkla düğün fotoğrafları çekmek normal bir durum gibi gelmeyebilir; ben de evde otururken olayı gözümde canlandırsam hemen bu fikirden vazgeçebilirdim. (Üstelik biz bununla da yetinmeyip, McDonald’s’taki çekimlerin hemen ardından yan tarafındaki Migros‘ta da bir fotoğraf çekimi planlamıştık ;) Mağaza müdürünün büyük bir heyecanla durumdan İstanbul merkezi haberdar etmesi üzerine bizim Migros’taki fotoğraf projemiz başlamadan bitmişti.)

İbrahim, McDonald’s’ta işe başladığında Kader oraya yıllarını vermiş bir mağaza müdürüydü. Bugün evliliklerinin birinci yılını kutlamaya hazırlanan bu iki esmer güzeli gencin hayatlarının gidişatını değiştiren o fast-food dükkanı istekleri üzerine elbette ömürlük düğün fotoğraflarına mekan olarak ev sahipliği de yapmalıydı. Yıllar sonra çocuklarına nerede nasıl tanıştıklarını onlarca kez anlatırken McDonald’s adı da bir o kadar geçecekti.

Onların hikâyesini fotoğraflara ne kadar yansıtabildim bilmiyorum ama onlarca fotoğrafın içerisinde tek bir kare bile aşklarını, dünlerini ve bugünlerini özetlese benim için kâfidir.

Fotoğraf çekiminin devamında havanın kapanması ve yağmur yağma ihtimali ikinci mekan arayışımızı tehlikeye sokmuştu. Aslında hiç de hesapta yokken kendimizi Kahve Bahane‘de bulduk. Ki düğün fotoğrafı çekimlerine birçok kez ev sahipliği yaptığını bildiğim bu mekanda fotoğraf makinemi çantamdan çıkarmayı bile düşünmüyordum. Maksadım karnımızı doyurup çekime yeni bir mekanda devam etmekti. Ancak uzun süredir gitmediğim Kahve Bahane, daha da büyümüş ve bambaşka bir hal almıştı. Görevliler de öylesine yakın davrandılar ki yemeklerimizi beklerken birkaç fotoğraf çekme ricamızın üzerine mekanın kapalı olan bölümlerini bile kullanımımıza sundular. ‘Gelinin Yalnızlığı’ adını verdiğim o fotoğraf da Kahve Bahane personelinin tüm kapıları ardına kadar açmaları sonucu ortaya çıktı.

İstanbul’un hengamesi yüzünden yüzlerce fotoğraftan haftada bir iki tanesini düzenlemeye fırsat bulabildiğim için fotoğrafların teslimini epey geciktirdim. Bu yazının 1 yıl kadar gecikmeli yazılmasının en büyük sebebi de budur. Ancak bu süreçte İbrahim ve Kader’i sürekli ekranda da olsa karşımda görmek bana yalnızlığımı unutturuyordu. Nihayet geçen ayki Aydın ziyaretimde fotoğrafların tamamını kendilerine teslim ettim, dün itibarıyla da hem Facebook Sayfamda hem de Flickr Hesabımda fotoğrafların paylaşımını tamamladım.

Şimdi o iki genç 10 Mayıs’ta evliliklerinin birinci yılını geride bırakacaklar. Diğer yandan da geçen haftalarda aldıkları bebek müjdesinin heyecanını yaşıyorlar. Aşağıda İbrahim ve Kader’e ait paylaştığım 53 fotoğrafı görebilirsiniz.