Browsing Tag

feriştah bayri

eyüp sultan camii
e-günlük

Fotoğraf Bahane Gönüllülük Şahane!

Bugün SHÇEK‘e bağlı çocuk yuvasında onlarla ilk kez buluştum; hem de Eyüp Sultan Hazretlerinin gölgesinde.

Ben İstanbul’un hayalini hiç kurmaz ama bir Ramazan Eyüp Sultan’da iftar açmanın hayalini kurarken O bana yanı başında yeni arkadaşlar, yeni evlatlar, yeni dünyalar armağan etti. Bir türlü öğretmen olamamanın gözyaşları İstanbul’a yol oldu, o yol şehr’İstanbul’a geldiğimden beri bir türlü huzuruna çıkamadığım Eyüp Sultan’ın yamacında çocukların karşısına çıkardı.

Daha tanışalı 40 dakika olmasına rağmen Evren abi, Devamını Okuyun

e-günlük

Bu Cappucino Ne Menem Bir Şey

e-vren günlüğü’nün en küçük ziyaretçisiyle tanıştım. Sevgili Feriş‘in 7 aylık meleği Alya ile webcamda aguladık, babıldakık, birbirimize el salladık. Blogger bir annenin bebişi olmak, blogger dayıları da beraberinde getiriyor :) Alya’ya webcamda şebeklik yaparken farkettim ki sağımda solumda ne çok peluş oyuncak varmış. Onlar biz de bile yok Evren dedi Feriş. Baktım, çay içtiğim bardak bile bacakları sallanan çocuk figürlü :)

İnternetten “cappucino”nun Devamını Okuyun

e-günlük

4 Yıllık e-vren günlüğü’nün İLK’leri

Birkaç saat sonra e-vren günlüğü, sanal alemdeki 4. yılına girmiş olacak. “e-vren’in e-lektronik yaşam serüveni” sloganıyla yola çıktığım bu e-yaşam paylaşımımın ilk’lerine yer vermek istedim.

2005 yılında Yahoo‘nun 360 adlı servisini kullanmaya başladım. Bu blog adına attığım ilk adımdı. Sonra ilk Türkçe blog olan Blogcu‘yu keşfettim. Bu da blog alemine attığım ilk adım oldu. Ve bu ilk adımın adı yunusevren‘di. Kullandığım ilk logo:

Yunus Evren adıyla çıktığım blog yolculuğunda ilk adresim yunusevren.blogcu.com‘du. Paylaştığım ilk e-günlük ise kardeşlerim Ziya ve İbrahim için yazdığım “Çok Özledim Sizi” başlıklı yazıydı.

İlk fotoğrafımı “Hayatım Okumak ve Yazmak Olmalı” başlıklı yazıda kullandım: 

Blogumda yer verdiğim ilk arkadaşım “Benim Ömrüm Seninle İki Nefes Arası” başlıklı yazıyla Harun Boylu olmuştu: 

İleri Zaman Projesi” diye tanımladığım fotoğrafhikayeleri‘nin ilk denemesini 18 ağustos 2005’te aşağıdaki fotoğrafla gerçekleştirdim. Objektifimden yansıyan bu kareyi ilk defa “Sen Benim Yağmurumsun!” yazısıyla paylaşmıştım:

Ve e-vren günlüğü’nün vazgeçilmez parçaları, ziyaretçiler. e-vren günlüğü, blog macerasına başladıktan yaklaşık 1 ay sonra keşfedilmeye başladı. Ve ilk yorum yine bir blogcu olan Milkboy tarafından yapılmıştı. İkinci yorum gecikmedi. Hala daha blog tutmaya devam eden Burcu tarafından ikinci yorum yapıldı: 

28/9/2005 – ~~
Yazan: milkboy
“Her sey, senin adının üzerine yazılmıs bir masaldan ibaret gibi sanki…”
çok güzel yüreğinize sağlık

29/9/2005
Yazan: burcuburcu
senin içinden akıp bize gelen çok güzel şeyler var seni tebrik ediyorum

İlk MisAfiR KaLeM sevgili Salih Gürbüz, “Hepimizin Bir Anneannesi Olmuştur yazısıyla bir e-vren günlüğü geleneğini başlatmış oldu:

e-vren günlüğü’nün maskotu, vazgeçilmez parçası Hüss. Hüss, e-vren günlüğü’nde ilk defa 14 Kasım 2005 yılında “Hüss de Hasta Olursa” başlıklı yazımda aşağıdaki fotoğrafıyla yer aldı:

İlk elektronik söyleşim 16 Kasım 2005 tarihinde engelliler.biz‘in editörü Bülent Küçükaslan‘laydı. “Engelliler.biz’in Oturan Boğa’sı İle İnteraktif Söyleşi” başlığıyla yayınlanmıştı. 

İlk ortak yazı çalışmasını sevgili Ayça ile yapmıştık. “Gidersen…Gitme!” 29 Ocak 2006’da hem e-vren günlüğü’nde hem de Ayça’nın blogunda yayınlanmıştı.

İlk çok katılımlı proje “Bana Fotoğrafını Anlat“, sevgili Sinan Cem Güney, Feriştah Bayri ve Halil Gökçe‘nin katılımıyla 26 şubat 2006’da gerçekleştirilmişti: 

İlk videoblog “Bayram/Yeni Yıl Videosu“ydu. 

Şüphesiz bu e-yaşam projesi’nin ilkleri bu kadardan ibaret değil… Daha da detaylısını 5. yılda hazırlamak nasip olur inşallah. Burayı ayakta tutan ziyaretçi ve yorum sahiplerine de bir kere daha yürekten teşekkür ediyorum.

e-günlük

Kendime Dönüp Bakmışım

Can Gürzap‘ın “Söz Söyleme ve Diksiyon” kitabını okumaya başlamışım.

Kendimi çok ihmal etmişim. Kirli sakal modundayım. Eski imajıma dönüş söz konusu. Annem de bana bıyık ve sakalın çok yakıştığını söyledi, anneler gününde ona hediye olarak hazırladığımız fotoğraflara bakarken.

Yeni fotoğraf yayınlamama kararı almışım, imajı oturtana kadar. “Eskiden ne kadar yakışıklıydım” dedim, Nesrin Hanım kızdı bana :(

KPSS’ye başvuru için form almışım, ne işime yarayacaksa. Ben KPSS’ye girsem, kadro bana girmeyecek biliyorum. Benden bu develete memur olmaz{mış}

Feriş, Feriş, cancağızım Feriş! Kanal D’de çalışmaya başlamış. Tebrik ettim kendisini. Eller senin için havada :)

Kenan Doğulu, eurovision’da dördüncü ol{muş} -Yalan her yılki gibi ekrana kilitlenmiş durumdaydım- Yerim ben seni My Sugar! Kimler geldi geçti, sen de geçersin. Hazmederiz biz. Tarkan duy sesimizi {dermişim}

17 Mayıs’ın son dakika, en bomba haberiydi: Harun tezkereyi almış, Aydın’a adım atmış. 10 cümlelik duyguların söylenemeyen 3 cümlesi artık özgürsünüz! Büyük buluşma için geri sayım başladı.

O bir Özge, O bir Yerli, üstelik Gök :) MisAfiR KaLeM{LeR}, adlarına yaraşır yazılarla selamlıyor ya her ay bizi; Özge de yüzümü kara çıkarmadı. Okudum okudum mest oldum, yüreğine sağlık dedirtecek bir yazıydı.

e-günlük

HAYATI ELE ALMAK…

Hayatımı yeniden gözden geçirmeliyim diye düşündüm. Saçmaladım. Her gün yeni kararlar alıyorum, bazı alışkanlıklarımı bırakıyorum, planlar programlar yapıyorum. Sıra dışı hayallerimin ucu bucağı yok. İki muhteşem proje var kafamda, geleceğe dair. Önce Semih‘le sonra Feriş‘le konuştum bunları. İmkansız değil aslında da…

Dün herkes ağladı; duydum. Benim de ihtiyacım var, farkettim.

Yeni dönemin ilk stajına yarın gidiyorum. Sabahın 8’inde üstelik. Neyse ki staja gideceğim okul, mahallemde. Sonrasında yaratıcı drama var. Allah’ım nasıl bir şey olacak çok merak ediyorum.

Bir şey daha: İlişkilerimi yeniden gözden geçiriyorum; hayatımdaki bazı şeyleri yeniden ele aldığım gibi… Birileri gitmeli sanki. Ağır mı oldu bu ifade bilmiyorum. Burada yazılanları, özel yaşamımdakiler üzerlerine alınmaya pek yatkın oluyorlar :) Kimse alınmasın üzerine. Evren aramıyor, sormuyor, mesaj atmıyor, yüzünü görmeye, sesini duymaya gerek duymuyorsa… Gönül rahatlığıyla “bu benim!” diyebilsin O’nlar…

e-günlük

ESKİ İMAJ

Yaklaşık yarım saat önce imajımı sıfırladım. Bıyık sakal ne varsa kestim. Ben ve ailem için önemli bir gelişme bu. Çünkü ben’i 3-4 yıldır bıyıklı sakallı Canervari görmeye alışmıştık :) Malum yarın okul açılıyor, staja da gideceğiz. Bütün sınıfa baştan böyle alıştırayım ki kendimi, sonradan kestiğimde yüzüme yüzüme gülmesinler :) İnsanın istediği gibi saç sakal bırakamaması, belli bir şekle girmek zorunda olması ne kadar kötü :(

Uzun bir süre eski imajlı fotoğraflarımı kullanmaya devam edeceğim. Bıyıklı sakallı halim ayrı bir karizmaydı çünkü :P Ben seviyordum kendimi böyle :( Bu önemli gelişmeden sonra boş durmadık ve hemen yakın çevremizin görüşlerini aldık. Bunu yaparken webcam teknolojisinden de yararlandık :)

Annem çok beğendi. Yengem Seda çok güldü. Hüss gözlerini fal taşı gibi açıp, dondu kaldı :) Aile dışından beni ilk gören Buğra “çok şirin” olduğumu söyledi. Feriş, “komik” buldu ama “gençleştiğim” yorumunu yaptı. “Genç kız hayran kitlen 15 yaş’a düşer” diye de ekledi :) Elvan da “değişik” olduğumu söyledi ama “süper olmuşsun” diye de altını çizdi :)