e-vren sözlüğü (3)Meymenetsiz: Ben bu kelimeyi uzun bir süre
“meymeletsiz
“ diye söylerdim.
“Uğursuz, suratsız, huysuz
“ anlamlarına gelen sözcük Arapça’da
“bereket, mutluluk, uğurluluk
“ anlamına gelen
“meymenet
“e Türkçe yokluk eki -siz getirilerek sıfatlaştırılmış.
Fodul: “Hem kel hem fodul“ deyiminden tanıdığımız bu kelime de Arapça bir sıfat olan “fudül“ün “üstünlük taslayan, kibirlenen“ anlamıyla Türkçe’deki yerini almış kullanımı.
Rezil Rüsva Olmak: Aslında bu kullanımda ciddi bir anlatım bozukluğu var ama artık deyimleşmiş olduğu için biz şimdilik “full dolu”lara kafayı takmış durumdayız. Rezil, Arapça’dan dilimize geçmiş “alçak, aşağılık“ anlamlarına gelen bir sıfat. Rüsva da Farsça bir kelime ve yine “rezil“ anlamına geliyor. Böylece biz bu deyimi kullanırken düştüğümüz aşağılık durumu hem Arapça hem Farsça söyleyerek pekiştirmiş oluyoruz :)
Bu yazının bibliyografyası:
Türkçe Sözlük; TDK
Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat; Ferit Devellioğlu
—
evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘nin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.
e-vren sözlüğü (2)Abesle iştigal etmek: Bu deyimdeki “abes”in kelime anlamı
gereksiz, lüzumsuz‘dur ve Arapça’dır. İştigal de uğraşma, meşgul anlamına gelen Arapça bir sözcüktür. Böylece bu deyim,
“yararsız uğraşlarla vakit öldürmek
“ anlamına gelmektedir.
Naçiz: Atatürk’ün “Benim naçiz vücudum elbet birgün toprak olacaktır“ sözünden hatırladığımız bu sözcük “değersiz, önemsiz“ anlamına gelmektedir ve Farsça bir kelimedir.
Afakan: Arapça’dan dilimize geçmiştir ve “çarpıntı, sıkıntı“ anlamına gelmektedir. “Afakanlar bastı!“ şeklinde yaygın bir kullanımı vardır.
Kullandığımız kelimelerin sözlük anlamlarını bilmiyor olmamız, {Devamını oku}
Gün içinde kullandığımız ama tam anlamıyla sözlük anlamını bilmediğimiz pek çok sözcük var. Zaman zaman farkına varıp not ettiğim ve sonrasında sözlüklerden anlamlarını bulduğum birkaç sözcüğü paylaşmak istedim. Üçer beşer yayınlayacağım bu sözcüklerle de bir e-vren sözlüğü oluşturmaya karar verdim :)
…….
e-vren sözlüğü (1)
Teveccüh: Bir iltifat karşısında “teveccühünüz efendim” diyoruz ama neyin teveccühü :) Arapça’dan dilimize geçen teveccüh sözcüğü “güler yüz gösterme, yakınlık duyma, hoşlanma ve sevgi” anlamlarını taşıyor.
Avaz: “Avazım çıktığı kadar bağırdım” diyene “neyin çıktığı kadar; o çıkan avaz da ne yahu?” diye sorsak verilecek cevap şu olmalı: Farsça bir sözcük olan avaz, “yüksek ses (nara)” anlamına gelmektedir :)
Müstahak: “Allah müstahakını versin” ya da “Ona bu müstahaktır” deriz de aslında ne demek isteriz? Arapça kökenli olan müstahak sözcüğünün sözlük anlamı “hak etmiş, layık, bir insanın layık olduğu ödül veya ceza” olarak geçiyor. Burada “hak etmiş” ve “ödül” anlamlarını es geçmemek gerek. Türkçemizde anlam kötüleşmesi denen olay var ki “müstahak” sözcüğünün de başına gelmiştir. Bugün “Allah müstahakını versin”i ödül gibi iyi anlamda kullanan pek yok gibidir.
Bu yazının bibliyografyası:
Türkçe Sözlük; TDK
Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat; Ferit Devellioğlu
—
evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘nin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.